deneme

26 Mayıs 2015 Salı

8 MAYIS 1945 SOSYALİZMİN ZAFERİDİR - II. DÜNYA SAVAŞINI SONLANDIRAN SOSYALİZMDİR


 
8 MAYIS 1945 SOSYALİZMİN ZAFERİDİR -
II. DÜNYA SAVAŞINI SONLANDIRAN SOSYALİZMDİR


(Geçikmiş bir yazı)

Faşizme karşı dünya tarihinin en büyük zaferi karşısında sergilenen duyarsızlık oldukça düşündürücüdür. Bir taraftan burjuva anti-faşizmi, diğer taraftan bu anti-faşizmi de kapsamına alan modern anti-komünizm bütün olanaklarını kullanarak faşizme diz çöktüren sosyalizmin bu zaferini resmen ve düpedüz çalmak, çarpıtmak ve tekelci sermayenin çıkarlarına koşmak istiyor. Bir taraftan modern anti-komünizm, diğer taraftan bu zaferi sahiplenmesi gereken güçlerin duyarsızlığı...

NEREDEN NEREYE - VİETNAM


NEREDEN NEREYE - VİETNAM

(Gecikmiş bir yazı)

40 sene önce, 1 Mayıs 1975'te Güney Vietnam gerici rejimi teslim olmuş, sömürgeciliğe, emperyalist işgale karşı sürdürülen ulusal kurtuluş mücadelesi zaferle sonuçlanmıştı. Vietnam halkının dünyaca tanınmış seçkin önderi “Ho Amca”nın -Ho Şi Minh'in vizyonu gerçekleşmişti. “Ho Amca”nın şu düşüncesi hala yol göstermektedir: “Ülkemiz, kahraman mücadelede iki büyük emperyalist gücü, Fransız ve Amerikan (emperyalizmini) yenmenin ve ulusal kurtuluş hareketine değerli katkı sağlamanın mükemmel onuruna sahip olacaktır”.

20 Mayıs 2015 Çarşamba

SOSYALİSTLER NEDEN HDP İLE YÜRÜYOR?



SOSYALİSTLER NEDEN HDP İLE YÜRÜYOR?

Türkiye sınıf mücadelesi ve politik oluşumlar tarihinde HDP, bir ilktir. HDP, çok sayıda ve birbirinden oldukça farklı siyasal, programatik anlayışlara ve hitap ettikleri sınıf bakımından farklı ideolojilere sahip olanları, birbirleriyle bir araya gelemez görünenleri bir araya getirme başarısıdır. Bu ona, bundan dolayı da tarihi bir misyon yüklemektedir.

25 Nisan 2015 Cumartesi

YEMEN SAVAŞI - ARAP YARIMADASINDA BÖLGESEL REKABET VE JEOPOLİTİK OYUNLAR


YEMEN SAVAŞI...

ARAP YARIMADASINDA BÖLGESEL REKABET VE JEOPOLİTİK OYUNLAR

Amerikan emperyalizmi Ortadoğu'nun Arap Yarımadası ayağında yeni bir savaşı kışkırttı ve başlatılması işaretini verdi. Bu savaşın da jeopolitik mimarı Amerikan emperyalizmidir. Daha öncesinde bir dizi ülkede askeri müdahalelere girişti ve geriye yıkılmış, talan edilmiş ülkeler ve devam eden savaşlar bıraktı. “Teröre karşı savaşı”nı başlatmasından bu yana işgal ettiği, savaştığı ülkelerde ve bölgelerde kaos ve yıkımdan başka bir sonuç alamadı. 2001'de Afganistan'ı işgal etti; 2003'te Irak'ı işgal etti; 2011'de Libya havadan bombalandı, Gaddafi rejimi yıkıldı; 

10 Mart 2015 Salı

ORTADOĞU'YU NASIL BİR GELECEK BEKLİYOR?


ORTADOĞU'YU NASIL BİR GELECEK BEKLİYOR?

Amerika (sonraları İngiltere ve Fransa da) Ağustos 2014'ten bu yana Irak'ta belli hedefleri, somutta da IŞİD'i bombalamaya başladı. 2011 sonunda terk etmek zorunda kaldığı Irak'a yeniden 3000'den fazla asker gönderme kararı alan ABD, bu ülkede yıkıma kaldığı yerden devam edecek. Sorunun sadece Irak ile sınırlı kalmadığını, ABD'nin, müttefiki olan ülkelerle birlikte IŞİD mevzilerini, bazende El Nusra'yı bombalamak için Suriye topraklarında da faal olduğunu görüyoruz. ABD öncülüğünde emperyalist ülkeler hep İslam ülkelerini bombalıyorlar; Afganistan, Somali, Yemen, Pakistan Libya, Irak ve Suriye. Bu yedi ülke, barış ödülü almış B. Obama'nın emriyle bombalanıyor.

5 Mart 2015 Perşembe

KUZEY KÜRDİSTAN'DA KAPİTALİZMİN GELİŞMESİ



KİTAP TANITIMI


KUZEY KÜRDİSTAN'DA KAPİTALİZMİN GELİŞMESİ
Önsöz'den:
Bu çalışmada; geçen yüzyılın üçüncü çeyreğinden bu yanaki gelişmelere ağırlık verdik. Bunun nedeni daha önceki dönemlerin Türkiye'de Kapitalizmin Gelişmesi çalışmasında (kitap 1, 2 ve 3) kapitalizmin Misak-ı Milli sınırları içinde ele alınmış olmasıydı. Bu nedenle birkaç yerde 1950 tarım ve 1927 sanayi sayımına ilişkin bazı verilerin aktarılmasıyla yetindik. Geriye giderek sorunu ele almış olsaydım söz konusu kitaplarda söylenenden farklı bir şey söylemeyecektim.
Her ayrıntıda değil ama ana konularda karşılaştırma yapılabilsin diye Türkiye genelindeki gelişmeyi gösteren verilere yer vermeyi önemsedik.

İŞSİZLİĞİN TARİHİ

 
KİTAP TANITIMI


İŞSİZLİĞİN TARİHİ

Kapitalizmin Gelişme Yolu Sefaletin Yoludur ...” (Stalin)

Önsöz'den:
İster toplumsal, isterse de ekonomik açıdan olsun kapitalist sistem bir çelişkiler abidesidir. Kendi iç çelişkilerinden arınmış bir kapitalizm düşünülemez. Bu nedenle burjuvazinin ve ideologlarının kapitalist sistemi “insancıl” gösterme çabaları boşuna bir çabadır. Kapitalizm, sürekli rekabet, sürekli kâr, sürekli azami kâr ve bundan dolayı da sürekli baskı, sürekli sömürünün yoğunlaştırılması ve dolayısıyla sürekli işsizlik demektir.

2 Şubat 2015 Pazartesi

YUNANİSTAN'DA “POST-MARKSİZM”İN ZAFERİ! EZİLENLERİN HÜKÜMETİ...


YUNANİSTAN'DA “POST-MARKSİZM”İN ZAFERİ!

EZİLENLERİN HÜKÜMETİ...

Yunanistan'da 25 Ocakta yapılan erken seçimlerde Syriza'nın en çok oyu alarak hükumeti kurması yeryüzünde bütün ilericileri, devrimcileri, komünistleri sevindirmiştir. Yunan halkının, daha doğrusu seçmenlerinin bu kararı, ülkelerini protektorata çeviren IMF, AB ve Avrupa Merkez Bankası'ndan oluşan Üçlü'nün diktasına, dayatmalarına indirilen bir tokat olmuştur. Bu Üçlü bütün dünyanın gözü önünde uluslararası sermayenin çıkarları için nelerin yapılabileceğini göstermiş; bütün Yunan halkını siyasi ve ekonomik olarak esir almıştı. Syriza, bu Üçlü'ye her şeye muktedir değilsiniz, bu gidişi değiştirebiliriz diyerek sürdürdüğü mücadeleden ve son olarak da seçimlerden büyük bir zafer elde etmiştir. Yunan işçi sınıfının, emekçilerinin, evet ezilenlerinin bu zaferi bizim de zaferimizdir. Ama unutmamak gerekir ki, bu bir seçimdir ve hükümet olmaya devam etmek de verilen vaatlerin yerine getirilmesine bağlıdır. Hal böyle olmasına rağmen yeryüzünden yükselen sevinç çığlıkları, o coşku adeta Yunan seçmenlerini ve bizzat Syriza'yı bile şaşırtmıştır. Küçük burjuvazi coştu, güce tapınmada sınır tanımadığını bir kez daha gösterdi, sınıfı falan unuttu! Sanki “Arap Baharı”nın ilk günlerini yaşıyoruz. O dönem de aynı çevreler coşkuda, güce tapınmakta sınır tanımıyorlardı, sınıfı falan bir kenara atmışlardı. Bu “bahar”ın aktörlerine bolca akıl veriyorlardı; neyi nasıl yapmaları gerektiğini ayrıntılı olarak anlatıyorlardı. Şimdi de öyle bir durum söz konusu; Syriza'nın koalisyon konusunda doğru adım atıp atmadığını, öne sürülen talepleri gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğini, programının nasıl olması gerektiğini, taktik açıdan şöyle mi böyle mi yapması gerektiğini yazıp çiziyorlar. Syriza ve Çipras'ın bundan haberi var mı, orasını bilemem, ama uluslararası alanda Post-Marksizm'in, yani “radikal demokrasi“nin savunuculuğunu yapan medyadan adı komünistlere kadar uzanan geniş bir yelpazede durumdan vazife çıkartmanın gereği yerine getiriliyor. Öyle ki, Eğe'nin batı yakasındaki zafer, doğu yakasında daha heyecan uyandırıcı oluyor. Belki de bu, bir şey yapamamaktan kaynaklanan çaresizliğin bir yansımasıdır. Kim bilir, belki de şimdi çare A. Çipras ve Syriza olacak.