deneme

25 Şubat 2019 Pazartesi

LENİN’İN “VASİYETNAMESİ" VE “HERGELE” TROÇKİ



LENİN’İN “VASİYETNAMESİ” ÜZERİNE DEDİKODUNUN MİMARI 

“HERGELE” TROÇKİ’DİR


Ekim “devrimin büyük önderi”,“Rus devriminin gerçek lideri”, Lenin'in “kanka”sı, hem “Marksist” hem “Leninist” hem de “Bolşevik” Troçki, sürekli devrimci, Ekim Devriminin “özü, çehresi, ruhu”, “Robespierr”i, “birinci önderi”, “mimarı”, Troçki, “Mont Blanc'ın aydınlatan zirvesi”, Batı burjuvazisinin “Kızıl Napolyon”u, “Avrupa demokrasisinin şövalyesi” Troçki, “Bolşevik-Leninist”, “esin kaynağı” Troçki',
Lenin'in deyimiyle Rus devriminin “hergele”sinden başka bir şey değildi.


5 Şubat 2019 Salı

“DİNOZOR” MARKS’I TAKİP EDELİM - BİR BURJUVA EFSANE: MALİ KRİZ!



GÜNCEL KRİZ TEORİLERİ (II)

BURJUVA KRİZ TEORİLERİ (II)

BİR BURJUVA EFSANE: MALİ KRİZ!

2008 dünya ekonomik krizinin patlak vermesinden bu yana 10 sene geçti. Bu kriz ve nedenleri üzerine yazılıp çizilenler; yapılan değerlendirmeler, yaklaşımların ne denli farklı olduğunu gösterdi. 1929-32 dünya krizi üzerine değerlendirmelerin hala yapıldığını düşünürsek bu son kriz üzerine de daha çok yapılıp çizilecektir. 2008 krizi de daha öncekiler gibi bir krizdi; şiddeti ve tahribatı bakımından değil, ama kapitalist ekonominin kendi yasaları doğrultusunda gelişmesini göstermesi bakımından. Önemli olan da bu, çünkü bu kriz üzerine devam eden değerlendirmelerde görüş farklılığının nedeni burada; ekonomik kriz ve kapitalist üretim biçiminin nesnel ekonomik yasaları arasındaki diyalektik bağ, bakış perspektifine göre ya göz ardı edilmekte veya da yanlış yorumlanmaktadır. Bu yazıda bu konu üzerinde duracağız.

22 Ocak 2019 Salı

GÜNCEL KRİZ TEORİLERİ (I)


GÜNCEL KRİZ TEORİLERİ (I)

Bu makalede, ekonomik kriz vesilesiyle Marks’ın Kapital’de tanımladığı kapitalizmi “sol”un, güya Marksistlerin, Marksist-Leninistlerin nasıl temize çıkardıklarının; anti-emperyalist, anti-kapitalist değil, sadece ve sadece nasıl “anti-finansallaşmacı”, nasıl post-marksist olduklarının, nasıl yeni kapitalizm türleri ürettiklerinin kısa hikayesini bulacaksınız.


BURJUVA KRİZ TEORİLERİ (I)

2018’in Temmuz- Eylül ayları arasında yayınlanan “Yeni Bir Fazla Üretim Krizine Doğru” makalelerin sonuncusunun girişinde şöyle deniyordu:
Yeni bir dünya fazla üretim krizi patlak vermeden ve “ayrık otu” yaygaraları başlamadan önce...

6 Ocak 2019 Pazar

ROSA LUKSEMBURG NASIL SAHİPLENİLEMEZ!



ROSA LUKSEMBURG NASIL SAHİPLENİLEMEZ!

ROSA LUKSEMBURG’UN SAHTE SAVUNUCULARI; TROÇKİSTLER, REFORMİSTLER, ÇÖKERTMECİLER, FEMİNİSTLER

Rosa Luksemburg’un mirasçıları çoktur; gerçek Marksist-Leninistlerden troçkistlere, feministlerden genel anlamda “sol”a uzanan yelpazede yer alanların hemen hepsi Rosa Luksemburg’u sahiplenirler. Almanya’da bu yelpazeye sosyal demokratları da katmak gerekir. Ama sosyal demokratlar için Rosa Luksemburg, kendi geçmişlerinden kalma bir yüktür, bir kamburdur. Rosa gibi devrimci bir miras ile ilişkilendirilmek istemezler. İşçi sınıfını kapitalist sistemin uysal kölesi yapmak isteyen sosyal demokratlar, 1919 Alma devriminin yenilgiye uğratılması ve Rosa ile K. Liebknecht’in katledilmesiyle kapitalist sisteme karşı mücadeleyi bastırmak için ne denli kararlı olduklarını kanıtladılar.

19 Aralık 2018 Çarşamba

BÜYÜK ANAVATAN SAVAŞINDA STALİN VE GENERALLERİ


Doğumunun 140. yılı vesilesiyle

BÜYÜK ANAVATAN SAVAŞINDA STALİN VE GENERALLERİ” 
 
çalışmasından bir kesit

Sovyet Generallerinin Anılarında Stalin...

Şimdiye kadar Stalin’in büyük ve geniş omuzlu ve dış görünümünün de halkın onu sarmaladığı o şöhretine uygun olduğuna sürekli inanmıştım. Ama karşımda ancak orta boylu, oldukça mütevazı giyinmiş birisinin durduğunu görünce şaşırdım, hatta biraz da hayal kırıklığına uğradım. Dış görünümü ve duruşu onu diğerlerinden hiç farklı kılmıyordu.

9 Aralık 2018 Pazar

FRANSA SOKAKLARI SARIYA BÜRÜNDÜ!


FRANSA SOKAKLARI SARIYA BÜRÜNDÜ!

Protestocular, isyanı taktir eden, ona değer veren siyasi bir geleneğin mirasçılarıdır. Onların bunun farkında olup olmamaları pek de önemli değil. İçinde doğdukları ve büyüdükleri ekonomik, siyasi, sosyal ortam sürekli öfke üretti. Bu öfke nihayetinde patlama noktasına geldi ve patladı; nicel olarak biriken öfke, isyana, yeni bir niteliğe dönüştü.

2 Aralık 2018 Pazar

ARJANTİN’DE G20 ZİRVESİ – ADET YERİNİ BULSUN ZİRVESİ


ARJANTİN’DE G20 ZİRVESİ – ADET YERİNİ BULSUN ZİRVESİ

30 Kasım - 1 Aralık arasında Arjantin’de gerçekleştirilen G20 zirvesi, adet yerini bulsun zirvesinden öteye geçemedi.

10 Kasım 2018 Cumartesi

"KRİZ MRİZ YOK, İNANMAYIN, HEPSİ MANİPÜLASYON"


KRİZ MRİZ YOK, İNANMAYIN, HEPSİ MANİPÜLASYON

EKONOMİNİN GÜNCEL SEYRİ (II)

Kriz kavramı çok, ama pek çok kolay kullanılıyor. Tamam, şunu anlıyorum; sorunun teorik muhtevasına, kapitalist sistemin iç çelişkilerine vakıf olmayanların, kendilerine göre ekonomide her olumsuz gelişmeyi kriz olarak tanımlaması anlaşılır. Bu türden olup da teori adına, sınıf adına, ideoloji adına; veya toplamında Marksizm-Leninizm adına görüş açıklayanların sayısı bu topraklarda hiç de az değildir. Ama bunların; ideolojik, sınıfsal, örgütsel, teorik duruştan ve mücadeleden bahsedenlerin kriz kavramını çok kolay kullanmaları oldukça düşündürücüdür. Bunun birçok nedeni olabilir, ama başlıca nedenler şunlar olabilir: Ya bunlar -bunlar örgütlü olanlardır- kapitalist sistemin siyasi yapısıyla baş edemeyecekleri düşüncesinden hareketle sistemi yıkma umutlarını krize bağlamışlardır ve bu nedenle kriz patlak verir Erdoğan giderde ısrar ediyorlar veya da Marksist kriz kavramının da birtakım nesnel yasaları içerdiğinden, daha genel anlamda ifade edersek; kapitalist ekonominin nesnel yasalarının olduğundan ve sermaye çevriminin de bu nesnel yasaların bir yansıması olduğundan bihaberler. Kriz veya değil, ne derseniz deyin, sermaye kendi yolunda ilerler. Önemli olan o yolu; sermayenin hangi yolda hareket ettiğini; çevriminin hangi aşamasında olduğunu anlamaktır. Bunun için de oldukça can sıkıcı, şevk kırıcı verileri ele almanız ve yüzde şu kadar arttı, yüzde şu kadar daraldı türünden açıklamalar yapmanız gerekir. Hele hele bir ekonomik krizin başlangıcından, ilk göstergelerinin analizinden bahsediyorsanız, o sıkıcı işten hiç kurtulamazsınız. Ama başka bir yol da yok değil: Kısa yolu, istatistiğin de bir bilim olduğunu reddedip, kolaycılığı seçip, önsel olarak herkesin kendiniz gibi düşündüğünden hareketle o sıkıcı işi atlarsınız ve burjuva basında işinize geleni alırsınız, bir de bunu uluslararası Post-marksist avane sürüsünün Marksizmin içini boşaltan, Marksizm-Leninizmi reddeden “yeni” görüşleriyle birleştirirseniz ekonomide kriz patlak verir ve diktatör gideri açıklamış olursunuz. Laf aramızda şunu da belirteyim; bu memlekette bu görüş son yıllarda, daha doğrusu sınıf mücadelesinde uzaklaşıldıkça sık sık dillendirilmeye başlandı ve hala da, hiçbir şey olmamış gibi savunuluyor. Tecrübe göstermiştir ki, bu türden dehşetli değerlendirmelerin ömrü çok kısadır. Doların TL karşısında hızlı değer kazanmasının ekonomi çökecek, diktatör gidecek umudunu nasıl yeşerttiğini unutmuş olamayız. Şimdi ne olacak? Yeşertilen o “umut”tan geriye ne kaldı? “Umut” yerini kısa zamanda hüsrana bıraktı. Aslında bu düşüncenin arkasında çok parlak bir zeka yatmakta! Düşünebiliyor musunuz, tek taş atmadan, toplumsal değişimi, altüst oluşu gerçekleştirecek özne diye gördüğün sınıfı örgütlemeden diktatörü gönderen, Saray’ını başına yıkan bir anlayış. Peki, dolar 10, 20, biraz da abartalım 30 TL’ye çıkar ve diktatör gider. Sonra ne olacak? İktidara mı geleceksin? Hayır. Aynı içerikli başka söylemlerle başka bir diktatör iktidara gelecek; bu burjuva sınıfın, sermayenin diktatörlüğüdür. Yoksa böyle olmayacak mı?