deneme

24 Eylül 2019 Salı

“'SINIFÇI' TEKÇİLİK” - DİYALEKTİK YÖNTEMİN MARKSİST-LENİNİST PARTİ AÇISINDAN ÖNEMİ


DİYALEKTİK VE TARİHSEL MATERYALİZM

(DİYALEKTİK YÖNTEM VE ÖNEMİ ÜZERİNE)

Marksist Yöntem mi - Burjuva/”Post-Marksist" Yöntem mi?

Önceki yazıda eleştirdiğim “'Sınıfçı' tekçilik mi, toplumsal devrimci rezerv çoğulluğu mu? makalesinde ifade edilen değil, ifade edilmeye çalışılan anlayış masum değildir. Vurgulayalım hiç masum değildir. Yazarın, partinin kuruluş, var oluş ilkelerine tamamen ters anlayışları belli bir akımın görüşleridir. Bu akım, “Post-Marksizm” olarak tanımlanan ve içinde çok sayıda ekolü barındıran bir akımdır. Bu akımın temel özelliği, bir taraftan, kendilerine göre bir Marksizm oluşturarak Marksizme sahip çıkarak adı altında Marksizmi Marksizm yapan değerleri çarpıtmak ve diğer taraftan da Marksizm ile Leninizm arasında çelişkiler oluşturarak çağımızın Marksizmi olan Marksizm-Leninizm çarpıtmaktır; dünya işçi sınıfı ve emekçilerinin hafızasında devrim, sınıf, ideoloji vb. silmektir. Post-Marksizm, “Batı Marksizm” olarak geçen yüzyılın ‘20’li yıllarında devrim, sınıf, ideoloji vb. eksenli olarak Ekim devrimine karşı saldırılarla oluşmaya başlamıştır.

13 Eylül 2019 Cuma

“SINIFÇI TEKÇİLİK” VE “TOPLUMSAL DEVRİMCİ REZERV ÇOĞULLUĞU”!


SINIFÇI TEKÇİLİK” VE “TOPLUMSAL DEVRİMCİ REZERV

  ÇOĞULLUĞU”!

Toplumsal devrimci rezerv çoğulluğu” - 
 
Sömürülme, ezilme çelişkisi taşıyan dinamikleri”!

6 Eylül’de etha’da yayınlanan Sedat Şenoğlu imzalı “'Sınıfçı' tekçilik mi, toplumsal devrimci rezerv çoğulluğu mu?” başlıklı yazı adeta bir “devrim” niteliğindedir; içinde toplumsal sınıf ve tabakaların devrimdeki rollerini altüst edecek derecede “önemli” öğretiler taşıyor. Sınıfsal kökeninden kopartılmış insan yığınına nasıl devrim yaptırılır, üstelik bir de kapitalizmi yıktırıp sosyalizm nasıl inşa ettirilir diyorsanız S. Şenoğlu’nun bu makalesini mutlaka okumalısınız. Bu yazıdan öğrenilmesi gereken çok şeyin olduğunu düşünüyorum. 

31 Ağustos 2019 Cumartesi

İDLİB’İN SADECE İDLİB OLMADIĞINI ŞİMDİ DEĞİL DE NE ZAMAN ANLAYACAĞIZ?



İDLİB SADECE İDLİB DEĞİLDİR!

İDLİB’İN SADECE İDLİB OLMADIĞINI ŞİMDİ DEĞİL DE NE ZAMAN 

ANLAYACAĞIZ?

Ya biz akıllanmayacağız veya da aklımızın hepsi bu kadar” diyesim geliyor, ama olmuyor. Bu sefer Putin’e diktatör Erdoğan’ı azarlattırmadık! Ama Erdoğan’a dondurma ikramını da “yorumlamak”tan geri kalmadık. Bu durumda Putin sopa (azarlama) politikası yerine havuç (dondurma) politikasına göre hareket etmiş olması gerekir. Diktatör Erdoğan’a muhalif burjuva basın Rus planını “tıkır tıkır” işletiyor, Şam’a “çözüm masasını” devirtiyor, Sol tarafa baktığında ya Erdoğan’ın umduğunu bulamadığını veya Putin’in bildiğini okuyup, bu krizden de kârlı çıktığını ve ya da İdlib sorununa “Plombir” dondurması katıldığını görüyoruz.

23 Ağustos 2019 Cuma

KAYYUM - NE VERDİK Kİ NE İSTİYORUZ?



NE VERDİK Kİ NE İSTİYORUZ?

TÜRK İŞÇİ SINIFI KENDİ KENDİNE BU BİLİNCE VARACAKSA 
 
BİZİ NEDEN ÖZNE OLARAK GÖRSÜN?

20 Ağustos 2019 tarihli etha’da yayınlanan bir yazı (Arif Çelebi, “Türkiye işçi sınıfının ikilemi: Kürtlerle birlikte özgürlük ya da burjuvaziye kölelik” oldukça düşündürücüdür.

14 Ağustos 2019 Çarşamba

ROJAVA DEVRİMİNİN GELECEĞİ TEHLİKEDE



ROJAVA DEVRİMİNİN GELECEĞİ TEHLİKEDE

MUTABAKAT” FIRAT’IN DOĞUSUNA “SEFERİ” ŞİMDİLİK ENGELLEDİ

6-7 Ağustos tarihinden Türkiye ile ABD arasında gerçekleştirilen Fırat’ın doğusuyla ilgili toplantılar sonrasında her iki taraf, konuya ilişkin “mutabakat” sağladıklarını eş zamanlı olarak kamuoyuyla paylaştılar.
Ortak metinde uzlaşılan üç konu şöyle tanımlandı: 

1 Ağustos 2019 Perşembe

EMPERYALİZME BAĞIMLILIK VE S-400



S-400 VE EMPERYALİZME BAĞIMLILIK

Ahmet Kaplan 30 Temmuz 2019 tarihli sendika.org’da yayımlanan “S-400 krizi ve Türkiye’nin ABD’den bağımsızlığının sınırları” yazısında doğrunun yanı sıra yanlışı da savunuyor. Doğru bulduğum değerlendirmelerini bir paragrafta toplamış: 

28 Temmuz 2019 Pazar

S-400 VE TÜRK BURJUVAZİSİNİN ULUSAL GÜVENLİK KONSEPTİ


S-400 VE TÜRK BURJUVAZİSİNİN ULUSAL GÜVENLİK KONSEPTİ

TÜRK BURJUVAZİSİNİN ULUSAL GÜVENLİK KONSEPTİNDE S-400’ÜN YERİ

Alır mı, almaz mı?”, “gelir mi, gelmez mi?”, “alırsa ne olur, almazsa ne olur?” Alırsa ABD’nin gazabı, almazsa Rusya’nın gazabı! Alındı, geldi, ama şimdilik ortalık karışmadı. Amerikan emperyalizmi Rusya’dan bu silahların alınmaması için tehdit ağırlıklı olarak elinden geleni yaptı. Silahlar, şov türünden bir nakliyatla getirilince ABD cephesindeki esip gürleme yerini, almasına aldınız ama "Daha fazla yaptırım gelebilir. Açıkçası S-400'lerin operasyonel hale getirilmemesini istiyoruz, amacımız bu" (ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo) tehdidine bıraktı. Tehditlerin yanı sıra Türkiye’ye ne kadar önem verdiklerini, stratejik ortak olduklarını daha sık açıklamaya başladılar. Amerikan emperyalizmi için ABD-Türkiye ilişkileri “çok katmanlı ve F 35 ortaklığının ötesine uzanıyor” (Pentagon), Nato için “Türkiye,... S-400’lerden çok daha fazladır” (NATO Genel Sekreteri).

27 Haziran 2019 Perşembe

KAPİTALİZM VE “ÇÖKÜŞ TEORİSİ” ÜZERİNE MARKS VE ENGELS


KAPİTALİZM VE “ÇÖKÜŞ TEORİSİ” ÜZERİNE MARKS VE ENGELS*

Kapitalizmin kendi çelişkilerinden dolayı çökeceği ve kendiliğinden çöküşü kapitalizmin bir nesnel yasallığıdır üzerine 100 yıldan bu yana, daha doğrusu Rosa Luksemburg’un “Sermaye Birikimi” kitabından bu yana çok yazılıp çizilmiştir. Bu yazıda bu konuda kimin ne dediğini ele almayacağım**. Şu kadarını belirteyim. Kendiliğinden çöküş bir “çöküş teorisi” seviyesine çekildi ve bu teori de Marks’a dayandırıldı. “Çöküş teorisi”ni savunanları iki ana gruba ayırmak gerekir. Bunlardan birisi sorunu R. Luksemburg’un anlayışına dayanarak, bu bağlamda Marks’ın Kapital’inde sermaye birikimi analizini eleştirenlerden oluşmaktadır. Komünistlerden (R. Luksemburg) “Konsey Komünizmi”ni savunan anarşistlere, troçkistlere varana kadar geniş bir yelpaze oluşturur bu grupta yer alanlar. İkincisi ise I. Wallerstein gibi kapitalizmin kaç sene sonra çökeceğini hesap edenlerden, çökmeyince de sürekli tarih değiştirenlerden ve ilkinden daha geniş, “radikal” ve geçmişin özlemiyle yaşayan sayısı grupçuklardan oluşur.