deneme

2 Aralık 2018 Pazar

ARJANTİN’DE G20 ZİRVESİ – ADET YERİNİ BULSUN ZİRVESİ


ARJANTİN’DE G20 ZİRVESİ – ADET YERİNİ BULSUN ZİRVESİ

30 Kasım - 1 Aralık arasında Arjantin’de gerçekleştirilen G20 zirvesi, adet yerini bulsun zirvesinden öteye geçemedi.

Arjantin'in başkenti Buenos Aires'te protestolarla başlayan G20 Zirvesi, oraya gelen ülke liderlerinin birbirleriyle görüşme sahnesine dönüştü; zirve gündeminden ziyade kendi aralarındaki görüşmeler daha önemliydi.

31 maddelik sonuç bildirgesinde uluslararası düzenin kurallara bağlı şekilde sürdürülmesi vurgulanıyor. Demek isteniyor ki, bir uluslararası düzen var, o halde bu düzen kendi kuralları doğrultusunda işletilmelidir.

Bildirgede uluslararası ticaret kurallarının ülkeleri dezavantajlı duruma sokmaması gerektiği ifade ediliyor; bu nedenle bazı işlevlerinde yetersiz kalan Dünya Ticaret Örgütü (WTO), reforme edilmelidir deniyor.

Paris İklim Anlaşması'nın aynen uygulanması (ABD hariç) da bildirgede yer alıyor.

Bildirgede geleceğe yönelik iş birliği, kalkınma için altyapı, sürdürülebilir gıda stratejisi ve cinsiyet eşitliği gibi başlıklar da ele alındı.

Ayrıca, bildirgede “terörün” her türlüsünün güçlü şekilde kınandığına da yer verildi.

Hangi dünya düzeninden bahsedildiği bilinmez, ama bugünün dünyasında düzen değil, düzensizlik hakimdir. Kapitalizm koşullarında güçlü olanın kurduğu düzen, güçlü olduğu müddetçe diğerlerine zorla kabul ettirilir. Sovyetler Birliği’nin sosyalist olduğu dönemde dünyada iki düzen vardı: Sosyalist dünya düzeni ve kapitalist dünya düzeni. Sovyetler Birliği’nde sosyalizmin yıkılmasından sonra (1956, SBKP-XX. Parti Kongresinden sonra) dünyada yine iki düzen vardı: Amerikan emperyalizminin önderliğinde kapitalist dünya düzeni ve sosyal emperyalist Sovyetler Birliği’nin önderliğinde revizyonist dünya düzeni. Bu her bir dünya düzeni kendi kuralları doğrultusunda varlıklarını sürdürdüler. Buna aynı zamanda iki kutuplu, iki süper güçlü dünya da dendi.
Ancak 1990-’92 döneminde revizyonist dünyanın yıkılmasından, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yeni bir dünya düzeni kurulamadı. Bunun ötesinde o iki kutuplu dünya döneminden kalan uluslararası siyasi, askeri ve ekonomik kurumlar da, varoluşlarının maddi nedenleri ortadan kalktığı için, işlevsizleştiler, işe yaramaz hale geldiler. İster BM olsun, ister DTÖ veya NATO olsun; hepsi bugünün dünya koşullarına uygun olmayan, miadı dolmuş kurumlardır.

ABD, Almanya, İngiltere, Japonya, Fransa, Kanada ve İtalya'dan oluşan G7 oluşumunun işlevsiz kalması gibi, aslında onun yerini alması için kurulan G20 oluşumu da işlevsiz kalmaktadır. Dünyanın iki kutuplu olmasından dolayı kapitalist dünyada Amerikan önderliğinin kabul edilmesinin ve aynı zamanda Amerikan çıkarlarının kapitalist dünyanın çıkarları diye yansıtılmasının bir aracı olan G7 işlevsizleşirken, 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren yükselen neoliberalizm ile ABD, eski konumunu biraz değişmiş biçimde devam ettireceğini sandı. Sandı çünkü, Sovyetler Birliği’nin dağılması, emperyalist ülkelerin eskisi gibi Amerikan sultasını kabullenmemeleri ve “gelişen” ülkeler arasında bazılarının aynı dönemde (yaklaşık geçen yüzyılın son çeyreğinden bu yana) hızlı gelişmesi, yeni bir dünyanın ortaya çıktığını göstermekteydi. Bu dünya çok rekabet merkezli bir dünyadır. Bu çok rekabet merkezli dünyada, bölgesel savaşlar da dahil kıran kırana bir rekabet vardır. G20 böyle bir dünya koşullarında oluşturuldu*.

Yapacağı hiçbir şey yok. Dünya brüt üretiminin yüzde 85’ini üreten, dünya ticaretinin dörtte üçüne sahip ve dünya nüfusunun da yaklaşık üçte ikisini oluşturan G20 devletleri, kendi çıkarları için her an birbirlerini çiğnemeye hazır durumdalar. Hepsi birbirine yan gözle bakıyor. Örneğin, ABD-AB, ABD-Rusya ABD-Çin, ABD-Türkiye, Hindistan-Çin arasındaki çelişkiler hangi uluslararası düzen kurallarının uygulanmasına uygundur?

Dünyanın çivisi çıkmış, ama 20 ukala bir araya geliyor uluslararası düzenden bahsediyor. Aldıkları tek bir karar yok; hep vurguluyorlar, kurallara uymaya davet ediyorlar vs. Ama bu arada örneğin Trump, Meksika ve Kanada ile yeni anlaşma yapıyor. Ukrayna ve Rusya arasındaki Kerç boğazı krizi, Kaşıkçı cinayeti, küresel ticaret savaşı, Suriye savaşı kurum olarak G20’nin elini yakıyor. Bu sorunlar, dünya gündeminin acil sorunları, ama G20’de ülkeler arası soruna dönüşüyor. Örneğin ABD Başkanı Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi, Arjantin'de ikili görüşmede, iki ülke arasında 90 gün boyunca yeni gümrük vergisi getirilmemesi konusunda anlaşıyor. ABD ve Çin arasında alevlenen ticaret savaşları G20’nin sorunu olmuyor. G20 sadece DTÖ’nün, işlevli olması için reforme edilmesi gerektiğini dile getirmekle yetiniyor.

G20, Ukrayna ile Rusya arasındaki Kerç boğazı krizini de A. Merkel ile W. Putin’e havale etmiş; Almanya Başbakanı Merkel, kahvaltıda Putin ile görüşüyor ve onu, Kerç krizinin ele alınması için Almanya, Fransa, Ukrayna ve Rusya arasında danışmanlar seviyesinde bir toplantının yapılmasına ikna ediyor.

Peki bu kriz, o cinayet veya ticaret savaşları vs neden G20 toplantılarında konuşulmuyor? Ortak bir nokta bulunamayacağı için; her ülke kendi çıkarı için diğerini çiğnemeye hazır olduğu için; her biri bir diğerine karşı sınırları belli dünya pazarında rekabet ettiği ve elde edeceği payın diğer bir ülkeden kopartılan pay olacağı için.

Daha önceki toplantılarda da birtakım kararlar aldılar. Sonuçları ortada. Her seferinde toplantıya girerken ortak hareket etmenin gerekli olduğundan bahsettiler, ama toplantılarda kendi sermayelerinin çıkarlarını savundular. Bu toplantıda da aynısı oldu; “büyük” hedeflerden bahsettiler, ama “dağ fare doğurdu”yu gerçekleştirdiler. Her bir ülke gündem maddelerine kendi sermayesinin çıkarları doğrultusunda yaklaştığı için; aralarında rekabet esas olduğu için, toplantı sonuçları da bir iyi niyet açıklamasından, suya sabuna dokunmayan birtakım genel kararlardan ileri gitmiyor. Bilerek yaptıkları, kesinkes anlaştıkları tek nokta budur.

G20, emperyalistler arası çelişkilerin sahnesidir, kürsüsüdür; hepsi birbirinin gözünü oymaya çalışıyor. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra G7 toplantıları da böyle olmuştu; yedi emperyalist ülkenin (ABD, Kanada, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya) kendi aralarındaki çelişkilerin gündemde olduğu toplantılar.

G20’de bir araya gelen emperyalist ve emperyalistleşen ülkeler, şimdiye kadar olmadığı ölçüde ve sertlikte birbirlerine girmiş durumdalar.
G-20, her ne kadar grup olarak tanımlansa da bu bileşeni oluşturan ülkeler ve ülke grupları arasında devasa farklar var. Tam da bu nedenle ne şimdiye kadarki toplantılarda aldıkları kararları gerçekleştirebildiler ne de şimdiki toplantıda aldıkları kararları gerçekleştirebilirler. Doğrudur, G20’de ABD’nin, Almanya'nın, Fransa’nın, Japonya’nın yanı sıra Çin, Rusya, Brezilya, Meksika, G. Kore gibi emperyalist ve emperyalistleşen ülkeler temsil ediliyorlar. Bir taraftan dünya hakimiyeti için jeopolitika geliştirme yeteneğine sahip olan ABD, Rusya, Çin, Hindistan gibi ülkelerin yanı sıra hızlı gelişen, dinamik olan ve pazar payı kapmak için savaşı zorlamaktan çekinmeyen ülkeler aynı G20 çatısı altında şimdilik bir arada var olabiliyorlar.
Bu ülkeler arasında ayrışma, ancak uluslararası alanda yeni müttefiklik ilişkilerinin oluşumuna paralel olarak gerçekleşebilir.

-

*) G-20, G-7 ülkelerinden (ABD, Kanada, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya), Arjantin, Brezilya, Rusya, Çin, Hindistan, Endonezya, Meksika, S. Arabistan, Güney Kore, Avustralya, Güney Afrika ve Türkiye gibi “gelişen” ülkelerden ve AB Komisyonundan oluşmaktadır. Dünya Bankası ve IMF de grup toplantılarına katılmaktadır. Bu grup, dünya nüfusunun üçte ikisini, dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 90'ını ve dünya ticaretinin de yüzde 80'ini temsil etmektedir.

G-20, 1999'da uluslararası mali sistemin sorunlarını tartışmak, iyileştirme adımları atmak için maliye bakanları ve merkez bankaları şeflerinin bir forumu olarak kurulmuştu. Ama süreç içinde devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı toplantılara dönüştürüldü.

G-20 ülkeleri devlet ve hükümet başkanlarının ilk toplantısı (bu anlamda ilk G-20 toplantısı) Kasım 2008'de Vaşington'da gerçekleştirildi. Toplantının nedeni dünya mali kriziydi.