deneme

10 Kasım 2018 Cumartesi

"KRİZ MRİZ YOK, İNANMAYIN, HEPSİ MANİPÜLASYON"


KRİZ MRİZ YOK, İNANMAYIN, HEPSİ MANİPÜLASYON

EKONOMİNİN GÜNCEL SEYRİ (II)

Kriz kavramı çok, ama pek çok kolay kullanılıyor. Tamam, şunu anlıyorum; sorunun teorik muhtevasına, kapitalist sistemin iç çelişkilerine vakıf olmayanların, kendilerine göre ekonomide her olumsuz gelişmeyi kriz olarak tanımlaması anlaşılır. Bu türden olup da teori adına, sınıf adına, ideoloji adına; veya toplamında Marksizm-Leninizm adına görüş açıklayanların sayısı bu topraklarda hiç de az değildir. Ama bunların; ideolojik, sınıfsal, örgütsel, teorik duruştan ve mücadeleden bahsedenlerin kriz kavramını çok kolay kullanmaları oldukça düşündürücüdür. Bunun birçok nedeni olabilir, ama başlıca nedenler şunlar olabilir: Ya bunlar -bunlar örgütlü olanlardır- kapitalist sistemin siyasi yapısıyla baş edemeyecekleri düşüncesinden hareketle sistemi yıkma umutlarını krize bağlamışlardır ve bu nedenle kriz patlak verir Erdoğan giderde ısrar ediyorlar veya da Marksist kriz kavramının da birtakım nesnel yasaları içerdiğinden, daha genel anlamda ifade edersek; kapitalist ekonominin nesnel yasalarının olduğundan ve sermaye çevriminin de bu nesnel yasaların bir yansıması olduğundan bihaberler. Kriz veya değil, ne derseniz deyin, sermaye kendi yolunda ilerler. Önemli olan o yolu; sermayenin hangi yolda hareket ettiğini; çevriminin hangi aşamasında olduğunu anlamaktır. Bunun için de oldukça can sıkıcı, şevk kırıcı verileri ele almanız ve yüzde şu kadar arttı, yüzde şu kadar daraldı türünden açıklamalar yapmanız gerekir. Hele hele bir ekonomik krizin başlangıcından, ilk göstergelerinin analizinden bahsediyorsanız, o sıkıcı işten hiç kurtulamazsınız. Ama başka bir yol da yok değil: Kısa yolu, istatistiğin de bir bilim olduğunu reddedip, kolaycılığı seçip, önsel olarak herkesin kendiniz gibi düşündüğünden hareketle o sıkıcı işi atlarsınız ve burjuva basında işinize geleni alırsınız, bir de bunu uluslararası Post-marksist avane sürüsünün Marksizmin içini boşaltan, Marksizm-Leninizmi reddeden “yeni” görüşleriyle birleştirirseniz ekonomide kriz patlak verir ve diktatör gideri açıklamış olursunuz. Laf aramızda şunu da belirteyim; bu memlekette bu görüş son yıllarda, daha doğrusu sınıf mücadelesinde uzaklaşıldıkça sık sık dillendirilmeye başlandı ve hala da, hiçbir şey olmamış gibi savunuluyor. Tecrübe göstermiştir ki, bu türden dehşetli değerlendirmelerin ömrü çok kısadır. Doların TL karşısında hızlı değer kazanmasının ekonomi çökecek, diktatör gidecek umudunu nasıl yeşerttiğini unutmuş olamayız. Şimdi ne olacak? Yeşertilen o “umut”tan geriye ne kaldı? “Umut” yerini kısa zamanda hüsrana bıraktı. Aslında bu düşüncenin arkasında çok parlak bir zeka yatmakta! Düşünebiliyor musunuz, tek taş atmadan, toplumsal değişimi, altüst oluşu gerçekleştirecek özne diye gördüğün sınıfı örgütlemeden diktatörü gönderen, Saray’ını başına yıkan bir anlayış. Peki, dolar 10, 20, biraz da abartalım 30 TL’ye çıkar ve diktatör gider. Sonra ne olacak? İktidara mı geleceksin? Hayır. Aynı içerikli başka söylemlerle başka bir diktatör iktidara gelecek; bu burjuva sınıfın, sermayenin diktatörlüğüdür. Yoksa böyle olmayacak mı?

Uluslararası komünist hareketin gerek ulusal ekonomiler gerekse de uluslararası ekonomi üzerine değerlendirmelerine bakarsanız durumumuzun ne denli umutsuz, feci olduğunu anlarsınız. Bu dünyada bir Marks, Engels, Lenin, Stalin geldi ve geçti. Bu dünya bir Komünist Enternasyonal’ler tecrübesi geçirdi. O dünyanın öğretileri ulaşılamayacak bir yerde, başka bir gezegende değil. İsteyen her an ulaşabilir ve öğrenebilir. Ama görünmez bir hayır, öğrenmeyi, araştırmayı engelliyor. Buradaki “hayır” Marksizm-Leninizme “hayır”dır. Bu da Post-marksizme, emperyalist burjuvazinin radikal demokrasiyle soslandırılmış pespaye neoliberal düşüncelerine “evet” demektir.

Kriz konusunda Marks, Engels, Lenin ve Stalin’in düşünce bütünlüğünü savunduğunuzu söyleyebilirsiniz. O zaman da ona göre hareket etmeniz gerekir. Bir taraftan Marks, Engels, Lenin ve Stalin’in düşünce bütünlüğünü; yani Marksizm-Leninizmi savunduğunuzu söyleyip, diğer taraftan da o düşünce bütünlüğüne ihanet eden görüşleri dillendirirseniz, kendinizi sorunlu yaparsınız. Marks, Engels, Lenin ve Stalin; yani Marksizm-Leninizm kapitalizme özgü çok sayıda ekonomik krizden bahsetmiyorlar. Kapitalizme özgü olan tek bir kriz var, o da fazla üretim krizi veya ekonomik kriz olarak tanımlanır.

Diğer bir deyişle:
“Sol”da ekonomik kriz ve kriz teorisi üzerine görüşlerin çok farklı olmasının nedeni bu konuda Marksist-Leninist politik ekonominin veya da başka türlü ifade edecek olursak, Marksist kriz teorisinin emperyalist çağda Lenin’den başlayarak farklı yorumlanmasından kaynaklanmamaktadır. Uluslararası komünist hareketin, özellikle örgütlü ve Sovyetler Birliği’nin de sosyalist olduğu dönemde (III. Enternasyonal dönemi ve SSCB açısından 1917-1956 arası) o zaman yaşanan ekonomik krizlerin, özellikle ayrıntılı olarak 1929-’32 dünya krizi üzerine analizleri; ekonomik kriz konusunda Marks ve Engels’in sermaye hareketinin seyri, kriz üzerine yapmış oldukları tespitleri doğrulayan ve geliştiren analizleri var. Marks ve Engels, bütünlüklü bir kriz teorisi geliştirmediler. Ama yaşadıkları dönemde ekonomik krizleri analiz ettiler. Bu analizlerin toplamı, aslında adı konmamış bir kriz teorisidir. Onların bu konudaki anlayışları emperyalist çağda Marksist-Leninist ekonomistler tarafından geliştirilmiştir. Konjonktür çevrimindeki değişimi Engels’ten sonra, O’nun analizlerine dayanarak geliştirenlerden birisi de Stalin olmuştur.

Ekonomik kriz konusunda farklı görüşlerin nedeni Roza Luksemburg’un Marks’ın Kapital’ini eleştirmesine ve bu eleştiriden üretilen sistem çöküşü anlayışına da indirgenemez. R. Luksemburg’un anlayışına göre kapitalizm, dönemsel krizlerden dolayı değil, sistemin, yeniden üretimin koşulları kalmadığı için çökecektir. Roza’nın bu konudaki görüşü Troçkistler tarafından acımasızca kullanılmıştır ve hala da kullanılmaktadır.

Bu unsurlar, başka bir dünyanın, başka bir ideolojinin; görünümü, kullandıkları kavramlar ne olursa olsun burjuva ideolojinin savunucularıdır. “Sol”da ekonomik kriz ve kriz teorisi üzerine görüşlerin çok farklı olmasının nedenini burada aramak gerekir.

Troçkistlerin, Post-marksistlerin; daha doğrusu Marksist-Leninist politik ekonomi öğretisini reddetmeyi varlık koşulu yapmış, bu reddiye üzerinden burjuva politik ekonominin bir parçası olmuş önde gelen ne kadar görüş varsa bunları, önümüzdeki süreçte dünya ekonomisinin seyri çerçevesinde ele almaya çalışacağız. Bu unsuların Türkiye’de de uzantıları var ve bu bakımdan da bizi doğrudan ilgilendiriyor.

Adı üzerinde; Post-Marksizm = Marksizm sonrası “Marksizm”dir. Post-marksizm, oluşumuna baktığınızda 20. yüzyılda, daha yakından tanımlayacak olursak Ekim Devriminden sonra, geçen yüzyılın ‘20’li yıllarından başlayarak çağımızın Marksizmi olan Marksizm-Leninizme karşı mücadeleyi asli varoluş görevi olarak görmüştür. Post-marksistler de bu görevi yerine getirmek, Marks’ın, Engels’in; Marksizmin içini boşaltmak, Marksizm-Leninizmi reddetmek için ellerinden geleni yapmışlardır, yapmıyorlar. Bu unsurlar, Marksizmin içini boşaltmak, Marksizm-Leninizmi reddetmek söz konusu olduğunda hep “yenilikçi”olmuşlardır. Bu bakımdan bu unsurların asli görevi, Marksizmi burjuvazinin kabul edeceği hale getirmektir; Marksizm-Leninizmden Leninizmi çıkartarak “yenilenmek”tir.

Kapitalizmde bütün sermaye türlerinin anası, kaynağı ve bağlı olduğu sermaye, sanayi sermayesidir; maddi değerlerin üretimidir. Bu unsurlar, tam da bu noktada, geçen yüzyılın son çeyreğinden bu yana esen neoliberalizm rüzgarını da arkalarına alarak para sermayeyi, onun da spekülatif olan kesimini ön plana çıkartarak fazla üretim krizi kavramını da kendilerine göre yenilediler; para sermayeye, onun da spekülatif olanına konjonktür oluşturma, üretken sermayeden bağımsız hareket etme yeteneği verdiler. 2008 dünya krizinden de ders almadılar. Ayyuka çıkardıkları spekülatif sermayenin, iki kriz arasındaki aşırı birikiminin krizle buharlaştığını ve sonunda sanayi sermayesinin kuyruğuna katıldığını, sanayi sermayesine göre hareket etmek zorunda kaldığını görmediler veya görmek istemediler.

Bu ayrık otları, dünya ekonomik konjonktüründeki kırılganlığı, krize girme olasılıklarının çoğalmasını görünce, yeniden yer altından çıkmaya başladılar. 2008 dünya krizi öncesinde ve esnasında yazıp çizdikleri deli saçması görüşlerin gerçek dışı olduğunu analiz bile etmediler. Aynı görüşleri yeniden tekrarlamaya başladılar, henüz başlamamış olanlar da başlayacaklar: Yine, devrimci öznenin eylemine ihtiyaç duymadan kapitalizmi çökertecekler, yine kapitalizme yeniden yeni bir ömür biçecekler, yine fazla üretim krizi, ekonomik kriz kavramlarını başkalaştırmaya çalışacaklar.

Veya: Marksist-Leninist politik ekonomi, somutta da kriz teorisi, diktatörü ve Saray’ını, kriz patlak verir, dolar fırlar ve Erdoğan da gider anlayışıyla yıkmayı öngörmüyorsa neye yarar diyebilirsiniz! Doğrudur, böyle düşünenler için bir şeye yaramaz.

Teori dediğin, sınıf mücadelesinden umudun kesilmişliğini, örgütlü özne dışından gelene tapmayı doğrulamıyorsa neye yarar! 21. yüzyılda teoriden, sınıflardan, ideolojiden bahsetmek ne kadar da dinozorca bir iş!

Bütün bu konuları ele alacağız. 

*

İlk makalede enflasyonu, enflasyona karşı mücadelede hükümetin programını ve neyin amaçlandığını açıklamaya çalıştık.

İkinci (bu) makalede maddi değerlerin (sanayi) üretimindeki durumu güncel verilerle analiz edeceğiz. Bu sefer sadece genel anlamda sanayi üretimi verileriyle yetinmeyeceğiz, hemen bütün sektörlerdeki gelişmeleri ele alacağız. Böylece mevcut krizin başlangıç aşamasında birtakım özelliklerinin olup olmadığını tespit etmeye çalışacağız.

1-Sanayi Üretiminde Gelişme Eğilimleri

1.1-Toplam sanayi üretimi

Aşağıdaki grafiğin de gösterdiği gibi aylık değişim bazında toplam sanayi verileri, sanayi üretiminin Nisan 2017’den itibaren oldukça kırılgan bir sürece girdiğini; Ağustos 2017’den sonra üretimde daralmanın süreklilik kazandığını ve Nisan 2018’den sonra da kriz sürecine girildiğini göstermektedir. Temmuz ayındaki yüzde 3,5 oranındaki büyüme de genel gidişin seyrini değiştirmemiş ve sanayi üretimi Ağustos ayında yüzde 1,1 oranında küçülmüştür.


1.2-İmalat sanayi

Toplam sanayi üretimindeki eğilimi, imalat sanayi üretiminin gelişmesinde de görmekteyiz. Aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi imalat sanayi verilerinde büyüme-küçülme oranları biraz yüksektir. Bu da imalat sanayi çerçevesinde ele alınmayan, ama sanayi üretimi çerçevesinde ele alınan sektörlerdeki büyüme oranlarının toplam sanayi üretimini olumlu etkilemesinden kaynaklandığını göstermektedir.
Kriz mi, değil mi veya kriz başlangıcı sorularına cevap ararken bu her iki veriyi ve aşağıda da göstereceğimiz gibi, hemen bütün sanayi sektörleri verilerini -ne kadar sıkıcı olursa olsun- ele almak ve yüzde şu kadar arttı, şu kadar azaldı demeyi sonuna kadar götürmek gerekir. 




Birbirini destekleyen bu iki veri ekonomide uzun bir dönemden bu yana yaşanmakta olan inişli-çıkışlı durgunluk sürecinin Mayıs-Haziran’dan itibaren kriz sürecine girdiğini gösterir.

Şimdi bir de her sanayi sektörünün temelini oluşturan ana meta (mal-sermaye) üretimi guruplarına göre duruma bakalım.

1.3-Ara malları üretimi

Türkiye’nin ithalatında ara malları (1) sermaye malları (2) kalemleri büyük bir oran tutmaktadır. Bu türden girdilerin toplam ithalattaki payı, yıldan yıla değişik olsa da yüzde 80-85’ten aşağı değildir. Bu mallar döviz karşılığı ithal edildiklerinden döviz kurlarındaki her hareketlenmeden olumlu-olumsuz hemen etkilenirler.


Yukarıdaki grafikte, ilk iki grafikteki gelişme seyri, farklı oranlarda görülmektedir. Sanayide üretimin ithal ara malları üretimine bağımlı olmasından dolayı, söz konusu gelişmenin böyle olması doğaldır. Bu nedenle sanayi veya imalat sanayi üretimindeki her gelişme, öncelikle ve hemen ara malları üretiminde yansımasını bulur.

1.4-Dayanıklı tüketim malları üretimi



Dayanıklı tüketim malları (3) üretiminde Ağustos-Eylül 2017’de yüzde 12,5 oranına varan bir üretim artışı çıkışı olmuştur, ama bunun arkası gelmemiş, aynı yılın Ekim ayında yüzde 19,2 oranında üretim daralması, sonraki aylarda günümüze kadar üretimde istikrasızlığın damga vurduğu bir süreç takip etmiştir. Bu verilere bakarak bu sektörün krizde olduğu söylenemez.

1.5-Dayanıksız tüketim malları üretimi

Dayanıksız tüketim malları (4) sektöründe durum, dayanıklı tüketim malları sektöründeki üretim seyrinden biraz farklı; grafikteki veriler bu sektörün krizde olduğuna işaret ediyorlar. Bu sektörde üretim Ağustos 2107’den bu yana oldukça istikrarsız bir gelişme göstermektedir.















1.6-Sermaye malları üretimi

Sermaye malları üretimi Nisan 2017’deki yüzde 10,7 oranındaki büyümesinin ardında, Mayıs ayında yaklaşık aynı oranda (yüzde 10) daralıyor. Haziran 2017’den Ağustos 2018’e kadar bu sektörde büyüme oranları doğrudan kriz göstergesi olarak görülemez. Nisan 2017-Ağustos 2018 arasında bu sektörde büyüme oranları 2017’nin Mayıs ayında yüzde 10, Ağustos ayında yüzde 2,1, Kasım ayında yüzde 0,4; 2018’in Ocak ayında yüzde 4,3, Mayıs ayında keza 4,3 ve Haziran ayında da yüzde 2,8 oranında daralırken, aynı yılların diğer aylarında farklı oranlarda büyümüştür.
Bu sektördeki üretimin seyrinde de belli bir istikrarsızlık söz konusudur.




















1.7-Enerji üretimi

Verili dönem içinde enerji üretimde büyük dengesizlik, üretimdeki büyüme ve daralma oranlarındaki farklılık diğer sektörlerde pek görülmüyor. Veriler, bu sektörde üretimin ideal bir inişli-çıkışlı durgunluk sürecinde olduğunu göstermektedir.




















2- Teknolojiye Göre Üretim

Teknolojiye göre üretimi şimdiye kadar kriz göstergesi olarak olarak hiç ele almamıştım. Bu sefer, teknoloji ile kriz olgusu arasında bağ kurmanın sanayi üretiminin seyrini farklı bir açıdan göstereceğinden hareket ediyorum. Türk ekonomisinin dışa bağımlılığı, bu arada teknolojiye bağımlılığı sürekli tartışılmıştır, tartışılmaktadır. Burada, en azından kriz bazında önemli olan, teknoloji kalitesine (düşük, orta-düşük, orta-yüksek, yüksek teknoloji) göre üretimin seyrini tespit etmeye çalışmaktır. Burada sektör ayrımı yapmıyorum, daha ayrıntılı analizler için yapılabilir. Aşağıda teknoloji kalitesine göre üretimin seyri gösterilmiş olacak.

Önce son birkaç yılın verilerine bakalım:

Teknoloji gruplarının ihracat ve ithalattaki payı, dolar üzerinden hesaplama ve % olarak
Sınıflandırma
Teknoloji kalitesine göre ihracat
Teknoloji kalitesine göre ithalat
2014
2015
2016
2014
2015
2016
Yüksek teknoloji ürünleri
3,4
3,6
3,5
14,1
15,7
17,0
Orta-yüksek teknoloji ürünleri
31,6
31,8
33,1
42,1
44,3
44,9
Orta-düşük teknoloji ürünleri
29,2
29,5
28,3
30,3
26,5
25,6
Düşük teknoloji ürünleri
35,8
35,0
35,1
13,5
13,5
12,6
Toplam imalat sanayi ihracatı
100.0
100,0
100,0
100,0
100,0
100,0
Türkiye İhracatçılar Meclisi Ekonomi ve Dış Ticaret Raporu 2017 s. 41, 81.

Üretimde kullanılan teknoloji kalitesine göre ihracat ve ithalatta iki farklı gruplaşmanın olduğunu görüyoruz: Bir grubu yüksek teknoloji ürünleri ve düşük teknoloji ürünleri oluşturuyor; yüksek teknoloji ürünlerinin ihracattaki payı oldukça düşük. Ama ithalattaki payı, ihracatıyla karşılaştırıldığında oldukça yüksek. Buna karşın düşük teknoloji ürünlerinin ihracattaki payı oldukça yüksek; toplam ihracatın üçte biri bu kesimden geliyor. İthalattaki payı ise, ihracatıyla karşılaştırıldığında oldukça değilse de bayağı düşük.
Bu durumda bu grupta yoğun teknoloji ithalatı olmaksızın yüksek teknoloji ürünleri üretmek oldukça zor. Ama diğer taraftan yoğun teknoloji ithal etmeksizin düşük teknoloji ürünleri üretilebiliyor.

Diğer grupta da aynı eğilim, farklı oranlarda görülmektedir: Orta-yüksek teknoloji ürünleri ihracatın yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Bu oranda ihracat yapabilmek için teknoloji kalitesine göre ithalattaki payı oldukça yüksek; örneğin 2016’da bu oran yüzde 44,9’a varıyordu. Orta-düşük teknoloji ürünlerinin ihracattaki payı, verili dönemde yüzde 28,3 – 29,5 oranları arasında kalırken, ithalattaki payı belirgin bir biçimde giderek düşüyor; 2014’te yüzde 30,3’ten 2017’de yüzde 25,6’ya geriliyor.
Bu durumda bu grupta yoğun teknoloji ithalatı olmaksızın orta-yüksek teknoloji ürünleri üretmek oldukça zor. Ama diğer taraftan yoğun teknoloji ithal etmeksizin orta-düşük teknoloji ürünleri üretilebilme olanağı giderek artıyor.

İmalat sanayinin bu teknolojik yapısı, dış ekonomik gelişmelerden oldukça etkilenilebilir olunduğunu göstermektedir. Döviz kurlarındaki hareketlenmenin, teknoloji girdilerinin fiyatlarını nasıl yükselttiğini son birkaç aylık gelişmelerde gördük.


2.1-Düşük teknolojiyle üretim



Bu türden işletmelerde (5) üretimin Ağustos 2017’den itibaren oldukça istikrarsız geliştiğini yukarıdaki grafik göstermektedir. Ağustos 2017’den Ağustos 2018’e 12 ay içinde üretim sadece 4 ay (Ağustos, Aralık 2017 ve Temmuz 2018) yüzde 3,4 ve üzerinde büyüyor. Diğer aylarda yüzde 1’e varmayan büyüme ve yüzde 2,3’e kadar düşen üretim daralması oluyor.


2.2-Orta-düşük teknolojiyle üretim

Verili dönem içinde orta-düşük teknoloji kullanan işletmelerde (6) sarsıntı Mart 2017’den sonra bariz biçimde görülüyor. Nisan 2017-Ağustos 2018 arasında, 17 aylık bir dönemde inişli-çıkışlı durgunluğun sınırlarını zorlayan büyüme, 2017’nin Haziran ayında (yüzde 2,5 oranında, Ağustos ayında yüzde 2,8 oranında ve 2018’in Temmuz ayında (yüzde 3,7 oranında) görülüyor. Diğer aylarda büyüme oranlarından ziyade daralma oranları daha yüksek; üretim yüzde 1,9 ila yüzde -2,5 arasında gidip geliyor.
Bu veriler, orta-düşük teknoloji kullanan birçok sektörün krizde olabileceğini göstermektedir. Mart 2017’den sonra ise Temmuz 2018 çıkışı dışında aylık üretim oranlarının düzensiz düştüğünü ve -2,3 ila -2,5 oranlarında daralmaların olduğunu görüyoruz.
Açık ki, orta-düşük teknoloji kullanan birçok sektör ya krizdedir veya da krizin eşiğindedir.

2.3-Orta-yüksek teknolojiyle üretim



Orta-yüksek teknoloji kullanan işletmeler (7) toplamında üretim, 2015 ve 2016’da da 2017 ve 2018’deki gibi istikrarsız, sert inişli-çıkışlı durgunluk içinde olan bir süreçten geçiyor. 2016’nın Ekim, Kasım ve Aralık aylarındaki arka arkaya büyüme oranlarını 2017’de göremiyoruz.
Ocak 2018’den itibaren orta-yüksek teknoloji kullanan işletmelerde üretim durumun pek iyi olmadığını, Temmuz çıkışını hesaba katmazsak, yukarıdaki verilerde görüyoruz; bu dönem zarfında üretim en fazlasıyla yüzde 0,9 oranında artarken, daralma yüzde -4,4’e kadar düşüyor.
Ekonomiyi krize sürükleyebilecek işletmeleri daha ziyade orta-yüksek teknoloji kullanan işletmeler arasında aramak gerekir.

2.4-Yüksek teknolojiyle üretim

Teknoloji kullanımı bağlamında yukarıdaki grafiklerden yüksek teknolojiyle üreten işletmeler (8) ayrışmaktadır. Bu kalitede teknoloji kullanan işletmelerde üretim, Nisan 2107’de bir ay öncesine göre yüzde 45,1 oranında artıyor, ama bir ay sonra, Mayıs aynda yüzde 28,8 oranında daralıyor. Sonraki aylarda inişli-çıkışlı durgunluk sürecinin sınırlarını aşan bir sert üretim artışı ve daralması yaşanıyor. Son üç ayda üretim sürekli artıyor. Diğer teknoloji türlerinde üretim Haziran ve Ağustos aylarında daralırken, yüksek teknolojiyle üretim yapan işletmelerde üretim artıyor. Bu seyirden çıkartılması gereken sonuç şudur: Yüksek teknoloji ile üretim yapan işletmelerde kriz süreci yaşanmamaktadır. Tekil olarak şu veya bu işletme krizde olabilir, ama genel olarak bu türden teknolojiyle üretim yapan işletmeler sermaye çevriminin kriz aşamasında değiller. Bunlar genellikle yabancı sermayeli işletmelerdir.



















3-Krizde Olan ve Olmayan Diğer Sektörler

Madencilik ve taşocakçılığı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 6,5 büyüme; Şubat yüzde 1,5 büyüme; Mart yüzde 2,2 daralma; Nisan yüzde 3,4 büyüme; Mayıs yüzde 1,5 daralma; haziran yüzde 5 daralma; Temmuz yüzde 1,7 daralma ve Ağustos yüzde 5 büyüme.
Bu veriler, gelişme seyri krize açık, ama aynı zamanda üretimde sert iniş ve çıkışların yaşandığı bir sektörle karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. 

Kömür ve linyit çıkartılması: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 4 büyüme; Şubat yüzde 5,4 daralma; Mart yüzde 8,2 büyüme; Nisan yüzde 13,6 büyüme; Mayıs yüzde 8,9 daralma; haziran yüzde 2,3 daralma; Temmuz yüzde 2,7 daralma ve Ağustos yüzde 7 büyüme.
Bu veriler, bu sektörün krizde olmadığını ama üretimde istikrarsızlığın olduğunu; üretim değerlerinde sert iniş ve çıkışların yaşandığını göstermektedir.

Ham petrol ve doğalgaz çıkarımı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 1,8 büyüme; Şubat yüzde 3,6 büyüme; Mart yüzde 0,9 daralma; Nisan yüzde 2i1 büyüme; Mayıs yüzde 2,2 büyüme; Haziran yüzde 0,5 büyüme; Temmuz yüzde 1,8 büyüme ve Ağustos yüzde 1,3 büyüme.
Bu veriler, bu sektörün krizde olmadığını gösterir. 

Metal cevherleri madenciliği: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 2,5 büyüme; Şubat yüzde 13,0 büyüme; Mart yüzde 8,8 daralma; Nisan yüzde 2,4 büyüme; Mayıs yüzde 1,5 büyüme; Haziran yüzde 3,1 daralma; Temmuz yüzde 6,2 daralma ve Ağustos yüzde 1,0 büyüme.
Bu veriler bu sektörün krizde olduğunu değil, ama üretimde istikrarsızlığın olduğunu gösterirler. 

Diğer madencilik ve taşocakçılığı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 10,1 büyüme; Şubat yüzde 1,3 daralma; Mart yüzde 2,5 daralma; Nisan yüzde 0,6 büyüme; Mayıs yüzde 0,7 daralma; Haziran yüzde 8,0 daralma; Temmuz yüzde 0,1 büyüme ve Ağustos yüzde 6,8 büyüme.
Bu veriler, üretimin seyrinde istikrarsızlığın olduğunu, ama sektörün krizde olmadığını gösteriyorlar.

Gıda ürünleri imalatı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 1,8 daralma; Şubat yüzde 0,7 daralma; Mart yüzde 2,1 büyüme; Nisan yüzde 2,9 büyüme; Mayıs yüzde 1,8 daralma; Haziran yüzde 3,1 daralma; Temmuz yüzde 3,2 büyüme ve Ağustos yüzde 0,1 daralma.
Bu verilere bakarak bu sektörde üretimin, kriz eğilimli inişli-çıkışlı durgunluk içinde olduğunu söyleyebiliriz. 

İçeceklerin imalatı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 0,5 büyüme; Şubat yüzde 14,2 daralma; Mart yüzde 2,7 büyüme; Nisan yüzde 3,0 büyüme; Mayıs yüzde 1,8 büyüme; Haziran yüzde 2,6 daralma; Temmuz yüzde 3,8 büyüme ve Ağustos yüzde 0,1 daralma.
Bu verilere göre bu sektörde üretimde istikrarsızlığın olduğunu söyleyebiliriz.

Tütün ürünleri imalatı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 7,3 büyüme; Şubat yüzde 3,5 daralma; Mart yüzde 6,4 büyüme; Nisan yüzde 8,8 daralma; Mayıs yüzde 2,1 büyüme; Haziran yüzde 9,9 büyüme; Temmuz yüzde 10,4 daralma ve Ağustos yüzde 1,1 büyüme.
Bu verilere göre bu sektörün krizde olduğu söylenemez.

Tekstil ürünleri imalatı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 0,3 büyüme; Şubat yüzde0,4 büyüme; Mart yüzde 1,0 büyüme; Nisan yüzde 1,1 daralma; Mayıs yüzde 0,3 büyüme; Haziran yüzde 1,7 daralma; Temmuz yüzde 3,5 büyüme ve Ağustos yüzde 1,7 daralma.
Bu verilere dayanarak sektörün, kriz eğilimli bir inişli-çıkışlı durgunluk içinde olduğunu söyleyebiliriz.

Giyim eşyaları imalatı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 1,9 büyüme; Şubat yüzde 0,7 daralma; Mart yüzde 0,0 büyüme; Nisan yüzde 3,2 büyüme; Mayıs yüzde 4,2 daralma; Haziran yüzde 3,7 daralma; Temmuz yüzde 5,6 büyüme ve Ağustos yüzde 1,3 daralma.
Bu verilere dayanarak sektörde üretimin istikrarsız ve kriz eğilimli olduğunu söyleyebiliriz. 

Deri ve ilgili ürünlerin imalatı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 9,6 büyüme; Şubat yüzde 4,2 daralma; Mart yüzde 1,8 büyüme; Nisan yüzde 4,4 daralma; Mayıs yüzde 1,0 büyüme; Haziran yüzde 3,4 daralma; Temmuz yüzde 6,7 büyüme ve Ağustos yüzde 7,4 daralma.
Bu verilerden hareketle sektörde üretimin istikrarsız ve belirgin kriz eğilimli olduğunu söyleyebiliriz. 

Ağaç, ağaç ve mantar ürünleri: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 5,8 büyüme; Şubat yüzde 4,5 daralma; Mart yüzde 5,9 daralma; Nisan yüzde 3,4 büyüme; Mayıs yüzde 4,1 daralma; Haziran yüzde 0,3 daralma; Temmuz yüzde 0,1 daralma ve Ağustos yüzde 1,1 daralma.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğunu söyleyebiliriz.

Kağıt ve kağıt ürünleri imalatı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 2,6 daralma; Şubat yüzde 0,2 büyüme; Mart yüzde 3,6 daralma; Nisan yüzde 0,9 büyüme; Mayıs yüzde 0,9 büyüme; Haziran yüzde 1,7 büyüme; Temmuz yüzde 1,9 daralma ve Ağustos yüzde 3,3 büyüme.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğu sonucuna varılamaz.

Kayıtlı medyanın basılması ve çoğaltılması: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 6,4 daralma; Şubat yüzde 7,1 büyüme; Mart yüzde 1,0 daralma; Nisan yüzde 5,1 daralma; Mayıs yüzde 7,2 daralma; Haziran yüzde 4,9 büyüme; Temmuz yüzde 5,1 büyüme ve Ağustos yüzde 1,2 daralma.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğu sonucuna varılamaz.

Kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 7,0 büyüme; Şubat yüzde 12,2 daralma; Mart yüzde 2,2 daralma; Nisan yüzde 2,8 daralma; Mayıs yüzde 15,3 büyüme; Haziran yüzde 0,2 daralma; Temmuz yüzde 8,3 büyüme ve Ağustos yüzde 2,0 daralma.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğu sonucuna varılamaz.

Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 0,3 büyüme; Şubat yüzde 2,5 daralma; Mart yüzde 1,1 büyüme; Nisan yüzde 2,4 büyüme; Mayıs yüzde 2,3 büyüme; Haziran yüzde 3,8 daralma; Temmuz yüzde 1,3 büyüme ve Ağustos yüzde 0,7 büyüme.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğu sonucuna varılamaz.

Temel eczacılık ürünlerinin ve eczacılığa ilişkin malzemelerin imalatı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 1,6 büyüme; Şubat yüzde 0,7 daralma; Mart yüzde 3,9 daralma; Nisan yüzde 2,0 daralma; Mayıs yüzde 1,6 daralma; Haziran yüzde 4,6 büyüme; Temmuz yüzde 14,2 büyüme ve Ağustos yüzde 17,0 daralma.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğunu söyleyebiliriz.

Kauçuk ve plastik ürünlerin imalatı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 1,1 büyüme; Şubat yüzde 0,6 daralma; Mart yüzde 1,2 daralma; Nisan yüzde 0,9 büyüme; Mayıs yüzde 0,4 daralma; Haziran yüzde 3,1 daralma; Temmuz yüzde 3,6 büyüme ve Ağustos yüzde 2,8 daralma.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğunu söyleyebiliriz.

Diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 3,1 büyüme; Şubat yüzde 2,6 daralma; Mart yüzde 1,6 daralma; Nisan yüzde 0,2 büyüme; Mayıs yüzde 4,1 daralma; Haziran yüzde 1,4 daralma; Temmuz yüzde 5,9 büyüme ve Ağustos yüzde 4,6 daralma.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğunu söyleyebiliriz.

Ana metal sanayi: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 1,8 büyüme; Şubat yüzde 0,8 büyüme; Mart yüzde 2,2 daralma; Nisan yüzde 1,8 daralma; Mayıs yüzde 1,0 büyüme; Haziran yüzde 4,1 daralma; Temmuz yüzde 2,0 büyüme ve Ağustos yüzde 2,1 daralma.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğunu söyleyebiliriz.

Fabrikasyon metal ürünleri imalatı (Makine ve teçhizat hariç): 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 9,3 daralma; Şubat yüzde 2,6 büyüme; Mart yüzde 0,9 daralma; Nisan yüzde 0,8 büyüme; Mayıs yüzde 3,6 daralma; Haziran yüzde 1,3 daralma; Temmuz yüzde 1,1 büyüme ve Ağustos yüzde 1,5 daralma.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğunu söyleyebiliriz.

Bilgisayarların, elektronik ve optik ürünlerin imalatı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 12,2 daralma; Şubat yüzde 0,4 daralma; Mart yüzde 10,8 büyüme; Nisan yüzde 0,9 daralma; Mayıs yüzde 7,3 büyüme; Haziran yüzde 15,2 daralma; Temmuz yüzde 1,0 daralma ve Ağustos yüzde 17,4 büyüme.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğunu söyleyemeyiz.

Elektrikli teçhizat imalatı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 0,6 büyüme; Şubat yüzde 0,9 daralma; Mart yüzde 2,6 büyüme; Nisan yüzde 0,2 büyüme; Mayıs yüzde 1,3 büyüme; Haziran yüzde 6,4 daralma; Temmuz yüzde 6,8 büyüme ve Ağustos yüzde 2,3 daralma.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğunu söyleyemeyiz.

Başka yerde sınıflandırılmamış makine ve ekipman imalatı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 3,1 daralma; Şubat yüzde 0,8 büyüme; Mart yüzde 1,7 daralma; Nisan yüzde 0,9 daralma; Mayıs yüzde 0,5 daralma; Haziran yüzde 4,7 daralma; Temmuz yüzde 2,8 büyüme ve Ağustos yüzde 2,5 daralma.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğunu söyleyebiliriz.

Motorlu kara taşıtı, treyler (römork) ve yarı treyler (yarı römork) imalatı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 7,1 daralma; Şubat yüzde 3,3 büyüme; Mart yüzde 0,0 büyüme; Nisan yüzde 0,4 daralma; Mayıs yüzde 0,1 daralma; Haziran yüzde 2,8 daralma; Temmuz yüzde 0,2 büyüme ve Ağustos yüzde 11,0 daralma.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğunu söyleyebiliriz.

Diğer ulaşım araçlarının imalatı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 40,7 büyüme; Şubat yüzde 8,6 daralma; Mart yüzde 9,1 büyüme; Nisan yüzde 12,6 büyüme; Mayıs yüzde 22,1 daralma; Haziran yüzde 15,7 büyüme; Temmuz yüzde 15,4 büyüme ve Ağustos yüzde 27,2 büyüme.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğunu söyleyemeyiz.

Mobilya imalatı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 2,6 büyüme; Şubat yüzde 4,9 daralma; Mart yüzde 2,0 büyüme; Nisan yüzde 1,4 büyüme; Mayıs yüzde 1,5 büyüme; Haziran yüzde 5,9 daralma; Temmuz yüzde 2,8 büyüme ve Ağustos yüzde 1,3 büyüme.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğunu söyleyemeyiz.

Diğer imalatlar: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 26,2 daralma; Şubat yüzde 1,8 büyüme; Mart yüzde 6,5 büyüme; Nisan yüzde 1,1 büyüme; Mayıs yüzde 2,5 daralma; Haziran yüzde 5,5 daralma; Temmuz yüzde 9,0 büyüme ve Ağustos yüzde 0,8 büyüme.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğunu söyleyemeyiz.

Makine ve ekipmanların kurulumu ve onarımı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 15,5 daralma; Şubat yüzde 21,1 büyüme; Mart yüzde 0,3 daralma; Nisan yüzde 1,6 büyüme; Mayıs yüzde 4,1 daralma; Haziran yüzde 5,3 daralma; Temmuz yüzde 5,1 büyüme ve Ağustos yüzde 2,5 büyüme.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğunu söyleyemeyiz.

Elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı: 2018’de aylık büyüme-küçülme oranları: Ocak yüzde 0,6 büyüme; Şubat yüzde 1,0 daralma; Mart yüzde 0,2 büyüme; Nisan yüzde 0,7 büyüme; Mayıs yüzde 0,1 daralma; Haziran yüzde 2,2 büyüme; Temmuz yüzde 2,2 büyüme ve Ağustos yüzde 0,8 daralma.
Bu verilerden hareketle bu sektörün krizde olduğunu söyleyemeyiz.

4-İmalat Sanayinde Kapasite Kullanım Oranı

4.1-İmalat sanayi toplamında kapasite kullanım oranı

Kapasite kullanım oranı, imalat sanayi üretiminin cari durumu hakkında oldukça aydınlatıcıdır. Stokların eritilmesi söz konusu değilse, sanayi üretiminin seyrini kapasite kullanım oranının seyrine bakarak tespit edebilirsiniz. Kapasite kullanım oranının gerilemesi, üretimin de gerilediği anlamına gelir. Aşağıdaki ana sektörler bazında kapasite kullanım oranlarındaki değişim, bu sektörlerde üretimin durumunu göstermektedir.

Kasım 2017’den itibaren imalat sanayi toplamında kapasite kullanım oranı, 2018’in Mayıs, Haziran ve Ağustos aylarındaki yükseliş hariç sürekli gerilemiştir. Kasım 2017’de yüzde 79,9 olan kapasite kullanım oranı Ekim 2018’de yüzde 75,4’e kadar düşmüştür. Bu demektir ki, Ekim 2018 itibariyle imalat sanayinde mevcut kapasitenin dörtte biri kullanılmıyordu, atıldı.
2017’den bu yana imalat sanayinde kapasite kullanım oranlarının aylık seyrini aşağıdaki grafikte görüyoruz.

Belki başka bir yazıda ayrıntılı olarak ele alınabilir, ama burada kapasite kullanım oranıyla bağlam içinde şunu da belirtmek isterim: Önceleri, sanayi işletmelerinin düşük kapasite çalışması sadece ekonomik krizler esnasında yaygın bir görünümdü. İşletmelerin kronik düşük kapasite çalışması kapitalizmin genel krizi dönemi için, yani geçen yüzyılın ‘20’li yıllarından bu yana karakteristik olmuştur. Bu nedenle düşük kapasite kullanımı her zaman kriz anlamına gelmez.


















4.2-Dayanıklı tüketim malları üretiminde kapasite kullanım oranı

Dayanıklı tüketim malları üretiminde kapasite kullanım oranı, Eylül 2017’de yüzde 81,1’e kadar çıkıyor. Şubat 2018’de ise yüzde 68,8’e kadar geriliyor; burada küçümsenemeyecek 12,3 puanlık bir gerileme söz konusudur. Bu sektörde kapasite kullanım oranı 2018’in Haziran ayında yüzde 73,2’ye kadar çıksa da Ekim 2018’de yüzde 70,4 oranında kalıyor. Yani Ekim ayı itibariyle bu sektörde mevcut kapasitenin ancak üçte ikiye yakın bir kısmı kullanılıyordu.



















4.3-Dayanıksız tüketim malları üretiminde kapasite kullanım oranı

Dayanıklı tüketim malları, ara mallar ve yatırım malları üretimindeki kapasite kullanım oranlarına göre bu sektörde kapasite kullanım oranı zaten düşük. Kasım 2017’deki yüzde 75,9’luk kullanım oranıyla Eylül 2018’deki yüzde 72,8 oranlık kapasite kullanım oranı arasında gidip geliyor. Bu verilere göre bu sektörde kriz var denemez. Şayet Haziran 2018’den sonraki düşüş, Ekim 2018’de de devam etmiş olsaydı, başka bir değerlendirme yapmanın maddi zemini olurdu.


















4.4-Tüketim malları üretiminde kapasite kullanım oranı

Dayanıksız tüketim malları üretiminde kapasite kullanım oranlarının benzer bir seyrini tüketim malları toplam üretiminde de görüyoruz.



















4.5-Ara malları üretiminde kapasite kullanım oranı

Ara malları üretiminde ortalama yüzde 80’lik bir kapasite kullanım oranı yüksek bir orandır; ama çok yüksek bir oran da değildir. 2008 krizi öncesinde 2007’nin bazı aylarında bu oran yüzde 85’in üzerine de çıkmıştı. Bu sektörde kapasite kullanım oranının 2018’in Ağustos ayından sonra arka arkaya gerilemesi pak hayra alamet değildir. Ne de olsa ara malları üretimi sanayinin bel kemiği olan sektördür ve doğrudan ithalat girdisi olmaksızın üretemez. Burada döviz kurlarındaki (dolar) artışın önemli bir rol oynadığını görüyoruz.
3 ay içinde bu sektörde toplam kapasitenin Ağustos ayında beşte dördü kullanılırken iki ay sonra, Ekim ayından dörtte üçü kullanılıyordu.



















4.6-Yatırım malları üretiminde kapasite kullanım oranı

Bu sektörde kapasite kullanım oranı 2008 krizi öncesinde yüzde 87,80’i (Mayıs 2007) görmüştü. Ocak 2017’den bu yana Nisan-Mayıs 2018’e kadar kapasite kullanım oranının yüksek olduğu söylenebilir. Ama oldukça yüksek de değil. Bunun doğrudan doğruya verili dönem içinde ekonominin inişli-çıkışlı durgunluk içinde olmasıyla ilişkisi vardır. Her halükarda bu sektörde kapasite kullanım oranının Mart 2018’de yüzde 83,8’den sürekli düşerek Ekim 2018’de yüzde 75,7’ye gerilemesi “kriz mriz yok” lafını tamamen çürütmektedir.
















5-Dış Borç Sorunu

Borçlanma konusunda söylenmesi gereken şunlardır.

Kamu dış borç stoku:
Kamu sektöründe borç stoku gelişmesi: 2017’nin ilk çeyreğinde toplam 127.899 milyon dolar olan kamu borcu 2018’in ikinci çeyreğinde 139.193 milyon dolara çıkıyor; yüzde 8,8 oranında bir artış.

Kamunun uzun vadeli borç stoku, aynı dönemde 106.765 milyon dolardan 115.065 milyon dolara çıkıyor; bu, yaklaşık yüzde 7,8 oranında bir artış demektir.

Kamunun kısa vadeli borç stoku, aynı dönemde 21.134 milyon dolardan 24.129 milyon dolara çıkıyor; yaklaşık yüzde 14,2 oranında bir artış.

Kamu borçlanmasında uzun vadeli borçların toplam borç stokuna oranı 2017’nin ilk çeyreğinde yaklaşık yüzde 83,5’ten 2018’in ikinci çeyreğinde yaklaşık yüzde 82,7’ye düşüyor. Önemli bir değişim yok. Buna karşın kısa vadeli borçların toplam borç stokundaki payı aynı dönemde yüzde 16,5’ten yüzde 17,3’e çıkıyor.

TCMB dış borç stoku:
TCMB toplam borç stoku, 2017’nin ilk çeyreğinde 809 milyon dolardan 2018’in ikinci çeyreğine 578 milyon dolara düşerek yuvarlak olarak yüzde 28,6 oranında azalıyor.

Aynı dönemde uzun vadeli borç stoku, 701 milyon dolardan 497 milyon dolara düşüyor; yüzde 29,1 oranında bir azalma.

Kısa vadeli borç stoku ise -keza aynı dönemde- 108 milyon dolardan 81 milyon dolara gerileyerek yüzde 25 oranında azalıyor.

Uzun vadeli borç stokunun toplama oranı 2017’nin ilk çeyreğinde yaklaşık yüzde 86,7’den 2018’in ikinci çeyreğinde yaklaşık yüzde 86’ya geriliyor. Bunun tersi olarak da kısa vadeli borç stokunun toplam içindeki payı yüzde 13,3’den yüzde 14’e çıkıyor.

Özel sektör dış borç stoku:
Özel sektörün dış borç stoku, 2017’nin ilk çeyreğinde 289.494 milyon dolardan 2018’in ikinci çeyreğinde 317.190 milyon dolara çıkarak yaklaşık yüzde 9,6 oranında artıyor.

Aynı dönemde uzun vadeli borç stoku, 204.038 milyon dolardan 221.678 milyon dolara çıkıyor; yüzde 8,6 oranında bir artış.

Keza aynı dönemde kısa vadeli borç stoku, 85.456 milyon dolardan 95.512 milyon dolara çıkıyor; bu, yaklaşık yüzde 11,7 oranında bir artış demektir. Kısa vadeli borç stokunun genel borç stokuna ve uzun vadeli olanına göre daha hızlı arttığı görülüyor.

Uzun vadeli borç stokunun toplama oranı 2017’nin ilk çeyreğinde yaklaşık yüzde 70,5’ten 2018’in ikinci çeyreğinde yaklaşık yüzde 69,9’a geriler. Bunun tersi olarak kısa vadeli borç stokunun toplamdaki payı, aynı dönemde yüzde 29,5’ten 30,1’e çıkar. Önemsiz bir artış.

Kamu sektörü dış borç stokunun Türkiye brüt dış borç stokundaki payı 2017’nin ilk çeyreğinde yaklaşık yüzde 30,6’dn 2018’in ikinci çeyreğinde yaklaşık yüzde 30,5’e düşer; hemen hemen hiç değişmez.
TCMB’nin dış borç stokunun Türkiye brüt dış borç stokundaki payı aynı dönemde yaklaşık 0,2 civarında kalır.

Özel sektörün dış borç stokunun Türkiye brüt dış borç stokundaki payı, keza aynı dönemde, yüzde 69,2’den yüzde 69,4’e çıkar.
Bu üç sektörün dış borç stokundaki payları hemen hemen aynı kalıyor.

Türkiye brüt dış borç stokunun GSYH’ya oranı:
Bu oran 2017’nin ilk çeyreğinde yüzde 49,4; ikinci çeyreğinde yüzde 52,8; üçüncü çeyreğinde yüzde 52,7; dördüncü çeyreğinde yüzde 53,4; 2018’in ilk çeyreğinde yüzde 52,9 ve ikinci çeyreğinde de yüzde 51,8 oranlarında gerçekleşir.

Dış borç stokunun GSYH’ya oranının düştüğü yıllar ekonomide büyümenin yüksek olduğu yıllardır; bu nedenle oran, o yıllarda düşmüştür. Alınan borç da ise sürekli bir artış vardır. 
 


Türkiye’nin toplam brüt borç stoku ise verili dönemde 418.202 milyon dolardan 456.961 milyon dolara çıkarak yaklaşık yüzde 9,3 oranında artar.

TCMB’nin tanımlamasına göre “Kısa vadeli dış borç stoku, herhangi bir tarih itibarıyla kullanımı gerçekleştirilmiş olan ve bir ekonomide yerleşik kişilerin yerleşik olmayanlara borçlu olduğu; kullanım tarihinden itibaren 1 yıl içinde anapara ve/veya faiz ödemesi/ödemeleri yapılmasını gerektiren cari, şartlı olmayan yükümlülüklerin bakiyesidir”.

Bu durumda Ağustos-Aralık 2018 itibariyle toplam olarak 15.723 milyon dolar; Ocak-Temmuz 2019 itibariyle de 7.420 milyon dolar, toplamda ise 23,143 milyon dolar ödenmesi gerekir. Tabii bu miktarın çok önemli bir bölümü özel sektör borçlanmasıdır.

Ağustos-Aralık 2018 itibariyle ödenmesi gereken uzun vadeli borç miktarı 29,05 ve 2019 yılı itibariyle de 65.753 milyar dolardır. Bunun da çok önemli bir kısmı özel sektör borçlanmasıdır. (Bkz.:https://www.hazine.gov.tr/kamu-finansmani-istatistikleri).

Türkiye’nin dış borç stoku, 1989’dan (dördüncü çeyrekten) 2018’e (ikinci çeyreğe) 10,4 misli artıyor. Aynı dönemde dış borç stokunun GSYH’ya oranı ise ancak yuvarlak olarak 1,7 misli artıyor.

Dış borç stokunun GSYH’ya oranı ile ekonomide büyüme arasında diyalektik bir bağ vardır: Ekonomi büyüdükçe dış borç stokunun büyüyen ekonomiye oranı düşer veya tersi. Ama öyle durumlar olur ki, ekonomi büyümesine rağmen alınan dış borç, miktar olarak çoğalır; olağanüstü artar ve bu da dış borç stokunun GSYH’ya oranını yükseltir.

1989’un dördüncü çeyreğinde dış borç stoku 43.911 milyon dolar. Bu miktar 1990’ın dördüncü çeyreğinde 52.381 milyon dolara çıkıyor. Ama aynı dönemde dış borç stokunun GSYH’ya oranı yüzde 30,8’den yüzde 26,1’e düşüyor. 1989’dan bu yana (daha eski tarihlere bakmadım) dış borç stokunun GSYH’ya oranının en düşük olduğu oran yüzde 26,1’dir.

Dış borç stokunun GSYH’ya oranı ilk kez 2001’in üçüncü çeyreğinde yüzde 50’nin üzerine çıkar. Bu oran 2001’in üçüncü çeyreği ile 2003’ün ikinci çeyreği arasında yüzde 52,4 ila yüzde 59,8 arasında kalır. 2001’in üçüncü çeyreğinde bu oran yüzde 53’ten 2002’nin ikinci çeyreğinde yüzde 59,8’e kadar çıkar ve sonrasında giderek düşer ve 2003’ün ikinci çeyreğinde yüzde 52,4 olarak gerçekleşir.
Ama aynı dönemde dış borç stoku 2001’in üçüncü çeyreğinde 119.774 milyon dolardan aynı yılın dördüncü çeyreğinde 113.592 ve 2002’nin ilk çeyreğinde 113.898 milyon dolara düşer. Dış borç stoku 2002’nin ilk çeyreğinden itibaren sürekli artar ve 2003’ün ikinci çeyreğinde 135.051 milyon dolara çıkar. Bu dönem zarfında dış borç stokunun GSYH’ya oranı önce yükseliyor, ama sonra düşüyor. Aynı dönemde dış borç stoku yaklaşık yüzde 12,8 oranında artıyor.

Uzatmak istemiyorum: 2003’ten sonra da, günümüze kadar ekonomik büyüme ile dış borç stoku arasındaki birbirini karşılıklı etkilemeden doğan değişim görülmektedir. Karşılaştırma yapılması için bu verileri ekte bulabilirsiniz.

Dış borç stokuyla bu stokun GSYH’ya oranı arasındaki diyalektik bağın yukarıda belirttiğim çerçevede seyretmesi durumunda borçlanma konusunda mevcut hükmet eleştirilebilir, ama bundan “borç batağı” türünden sonuç çıkartılamaz; ötesi abartma olur.
Ancak bu bağ, döviz kurlarındaki değişimle hükümeti nezdinde burjuvaziyi boğan bir düğüme dönüşebilir: Döviz kurlarındaki olağandışı artış, borçların katlanmasını beraberinde getirir. Buna bir de dış baskı, tehdit vs. eklenirse durum burjuvazi açısından felaket çanlarının çalması anlamına gelir ki, son birkaç aydır yaşanan da budur. İşte bu durumda borç batağından bahsedebiliriz. Ne var ki, son haftalarda doların TL karşısında değer kaybı, son dönemlerde Türkiye’den çıkan büyük yabancı fonların Türk tahvillerine yeniden ilgi göstermeye başlamaları durumu burjuvazi açısından biraz olumlu yönde değiştirmiştir. Bunun ötesinde son haftalarda dış politikada rüzgarın diktatör Erdoğan lehine esmesi, ekonominin dış baskıdan biraz kurtulduğu anlamına gelir.

Vurgulama adına: Borç sorunundan hareketle Türk ekonomisi borçlanma krizi içindedir; borçlarını ödeyecek veya yeniden yapılandırarak ödeyecek durumda değildir sonucunu çıkartmak biraz zor olur. En azından mevcut gelişme bunu göstermiyor. Ancak, dış siyasi ve ekonomik baskılarla, döviz değerlerinde -dolarda olduğu gibi- yükselmeyle; buna bağlı olarak özellikle ithal edilen ara ve yatırım malları harcamalarının zorlaşmasıyla ve bunun da üretime yansımasıyla krizin önü açılır veya derinleşmesi mümkün olabilir. Açık ki, ekonomi güncel olarak böyle bir süreçten geçmektedir.

ABD kaynaklı dış siyasi ve ekonomik baskının Türk ekonomisinin seyrinde ne denli etkileyici olduğunu görebilmek için son 5 yılda doların TL karşısında değer kazanma ve yeniden değer kaybetme sürecine bakmak yeterlidir. Bu süreci aşağıdaki grafikte görüyoruz.



Doların 2016’nın ikinci yarısından itibaren tırmanışını; TL karşısında değer kazanmasını sadece ekonominin o dönemdeki kırılganlığıyla, kötüye gidişiyle açıklamak sorunun izahında zorlanmak anlamına gelir. 15 Temmuz askeri darbe girişimi ve batılı emperyalist güçlerin, başta da ABD’nin suçüstü yakalanmışlık durumu ve bunu hiç de gizlememeleri; Suriye eksenli Ortadoğu politikasında farklı yerlerde durmak, Rusya ile ilişkilerin dikkate değer derinleşmesi vb. ABD ile Türkiye arasındaki gerginliğin çelişkiye dönüşmesini beraberinde getirmiştir. ABD, Türk burjuvazisini terbiye etmek için ekonomi silahını, aynı zamanda siyasi baskıyla çekmiştir. 2018’deki gelişmeler ise bu çelişkilerin daha da keskinleşmesine yol açmıştır.
Doların TL karşısında hızlı değer kazanması, Türk ekonomisinin seyriyle, son aylarda da krizde oluşuyla, borç batağında debelenmesiyle açıklanırsa, şimdi doların TL karşısında değer kaybetmesi, yani TL’nin dolar karşısında değer kazanması nasıl açıklanabilir? Yoksa ekonomi krizden çoktu mı? Veya diktatörün dediği gibi “kriz mriz yok” mu?

Sonuç:

Bir fazla üretim krizinden bahsedebilmek için Marks ve Engels’in kriz öğretisine göre, krizin ekonomiyi sürükleyen bir veya birkaç ana sektörde patlak vermesi ve üretimin de en azından birkaç ay arka arkaya veya en azından iki çeyrek mutlak küçülmesi gerekir. Böylece bir veya birkaç sektörde başlayan “lokal” veya sektörel kriz, diğer sektörlere sirayet ederek “ulusal” bir ekonomik krize dönüşür. 2008 krizinde böyle olmuştu. Şimdiki krizde böyle bir gelişmeyi henüz göremiyoruz. Ancak yukarıda gösterdiğimiz gibi bazı sektörlerin tartışmasız kriz içinde olmaları, genel ve özel olarak ana sektörlerde üretimdeki ve kapasite kullanım oranlarının düşmesi mevcut durumun bir fazla üretim krizinden faklı değerlendirilemeyeceğini göstermektedir

Yukarıya, 2017’den bu yana verileriyle birlikte görselleştirdiğimiz bütün ekonomi sektörlerinin ancak birkaçında krizden bahsedilebilecek bir gelişmenin olduğunu görüyoruz. 2010=100 bazında sanayi üretimi 2018’in ilk çeyreğinden ikinci çeyreğine ancak yüzde 0,850 oranında küçülüyor (Yüzde bir oranında dahi değil). Soruna aylık sanayi üretimi temelinde baktığımızda şunu görüyoruz: Yine 2010=100 bazında toplam sanayi üretimi bir ay öncesine göre 2018’in Ocak ayıda yüzde 0,8; Şubat ayında yüzde 0,1; Mayıs ayında yüzde 1,7; Haziran ayında yüzde 2,1 ve Ağustos aynda da yüzde 1,1 oranlarında geriliyor. Sadece Mart ayında yüzde 0,1; Nisan ayında yüzde 0,9 ve Temmuz ayında da yüzde 3,5 oranlarında artıyor.

Maddi değerler üretimi (esasen sanayi) verilerinin kriz bağlamında pek açıklayıcı olmamasından dolayı -bu, üretimin seyrinde bir geçiş dönemidir- kapasite kullanımı, niteliğine göre teknoloji kullanımı gibi faktörleri biraz ayrıntılı olarak; sektörler bazında ele almak zorunda kaldık. Bunların sonuçları da yukarıda.

İşsizlik, çok ani veya kısa bir zaman dilimi içinde artmış olsa bunu krizin doğrudan bir yansıması olarak değerlendirmek gerekir. 1920’lerden önce böyleydi; işsizliğin gelişmesine bakarak ekonominin krizde olup olmadığı üzerine değerlendirme yapılabiliyordu. O dönemde işsizlik ekonominin bir barometresiydi. Ama 1920’lerden, kapitalizmin genel krizi sürecinin başlamasından bu yana kapitalizm, sadece kriz döneminde artan işsizliğe değil, teknolojinin yoğun kullanımından dolayı, ekonomi krizde olmasa da artan bir işsizliğe; kronikleşmiş kitlesel bir işsizliğe neden olmuştur. Bu nedenle ekonominin güncel sürecinde tek başına veya daha ziyade işsizlik hareketine bakarak ekonomi krizde veya krizde değil demek doğru olmaz.

Geriye dövizdeki hareketlenme, dış borç sorunu kalıyor. Buna da yukarıda değindik.

Ekonomik kriz konusunda “Enflasyon Dediğin Ne ki, İki Ayda Bitirirsin! Ekonominin Güncel Seyri (I), ve “Marks’ı Kendimize Benzetmeye Çalışmayalım - Marks’a Benzemeye Çalışalım!” makalelerinde ve “Yeni Bir Fazla Üretim Krizine Doğru” makale serisinde söylediklerimden farklı bir şey söylemem için ekonominin seyrinde değişim olmamıştır. Burada ancak şunu tekrar edebilirim:

Öyleyse nasıl bir krizle karşı karşıyayız?

Para-kredi-borsa-spekülasyon krizleri: Mali krizin bir yansıması olarak ekonomide böyle bir gelişme yok.

Borsa krizi: Mali krizin bir yansıması olarak Türk ekonomisinin güncel seyrinde borsa krizi yaşanmıyor.
Kredi- para krizi: Mali krizin bir yansıması olarak Türk ekonomisinin güncel seyrinde kredi-para krizi yaşanmıyor.

Borçlanma krizleri: Mali krizin bir yansıması olarak Türk ekonomisinin güncel seyrinde borçlanma krizi yaşanmıyor.

Başka bir ifadeyle: Bir mali krizden bahsedebilir miyiz? Bahsedemeyiz, çünkü mali kriz diyebilmek için para ve kredi sisteminin bozulması, işlevini yerine getirecek durumda olmaması, kredi musluklarının tıkanması, değerli kağıtların fiyatlarının düşmesi; bütün bu gelişmelerden dolayı ekonomide ağırlığı olan bankaların, en azından birkaçının iflasın eşiğine gelmesi gerekir. Böyle bir durumla henüz karşı karşıya değiliz. Ayrıca ve bu gelişmelerden dolayı alacaklıların “Asya Kaplanları” krizinde olduğu gibi iflas etmiş veya zor durumda olan yerli işletmeleri neredeyse bedavaya devralmak için memlekete “hücum” etmeleri gerekir. Böyle bir gelişme de henüz yaşanmıyor.

Ama son dönemde, ekonomik krizin dillendirilmeye başlanmasından bu yana konkordato kavramı da sık sık kullanılır oldu. Konkordato, borçlarını ödemede zorlanan şirket ve kooperatiflerin, bir kısım borçlarından kurtularak borçlarını ödeyebilir duruma gelmeleri için alacaklı ve borçlu olanların borçları ve alacakları yeniden yapılandırma işlemine gitmeleri demektir. Son üç aydan bu yana hız kazanan konkordato gerekçesiyle sadece bankaların ertelediği borç tutarı 15 milyar lirayı geçti. Konkordato ilan eden işletmelerin diğer işletme ve kişilere olan borçlarıyla birlikte borç miktarı toplamda 30 milyar liraya varıyor. Böylece konkordato nedeniyle toplamda 30 milyar liraya varan borç ödemesi yeniden yapılandırılmış oluyor. Zamanında ödenmeyen ve konkordato işlemiyle ertelenen bu miktarın banka bilançoları üzerinde ciddi risk yarattığı ve yaratmaya devam edeceği açıktır.
Konkordato, dipten gelen bir dalgadır. Bankaların iflasa sürüklenmelerinin nedenlerinden birisi olabilir.

Marksist-Leninist politik ekonomi, kapitalist yeniden üretim sürecinden kaynaklanan krizi, sisteme özgü kriz olarak tanır, tanımlar. Bu durumda söz konusu olan, fazla üretim krizidir. Toplamına mali kriz denilen diğer bütün krizler; para-kredi mali krizleri, spekülasyon krizleri, ticaret krizleri vb. fazla üretim krizlerini gölge gibi takip ederler. Bütün bu krizler, fazla üretim krizinin ne nedenini oluştururlar ne de kapitalist yeniden üretim sürecinden kaynaklanırlar.

Sonuç itibariyle yukarıda veriler, Türkiye'de ekonominin yeni bir fazla üretim krizi sürecine girdiğini, ama bunun bir ara kriz de olabileceğini göstermektedir. 2001'de şiddetli bir mali kriz eşliğinde fazla üretim krizi patlak vermişti. 2008 krizinde mali krize girilmeden doğrudan fazla üretim krizi (maddi değerlerin üretiminde kriz) patlak vermişti. Şimdiki kriz ise mali kriz (borsa, kredi, borçlanma, döviz vb. krizler) patlak vermeden, ama bu yöndeki gelişmelerin baskısıyla veya bu yöndeki gelişmelerin eşliğinde patlak veren bir fazla üretim krizidir.

Bu krizin bir ara kriz olma ihtimalinin nedenini şurada arıyorum: Dünya ekonomisi henüz yeni bir fazla üretim krizi sürecine girmemiştir. Bu durumda Türkiye'de ekonominin krizde olmasını, kendi siyasi, askeri ve ekonomik çıkarlarından dolayı isteyen ve istemeyen uluslararası sermaye çevreleri vardır. Örneğin Amerikan emperyalizmi Türkiye'yi eskisi gibi yönetmek, kendi çıkarlarına koşmak için her bakımdan baskı altına almaktadır. Doların bu denli yükselmesi için yapılan baskı ortada. Bu baskı, politikanın ekonomi üzerindeki baskısıdır. ABD, gerek Ortadoğu politikalarında, gerekse Türkiye-Rusya ilişkilerinde Türk burjuvazisi ile keskinleşen çelişkileri baskı ve ambargo tehdidiyle çözmeye çalışmaktadır. ABD, ekonomisi krizde olan bir Türkiye'nin kendisine muhtaç olabilecek duruma sürüklenmesini istiyor.

Ama yine kendi çıkarlarından dolayı AB, özellikle de Almanya, ekonomisi krizde olan bir Türkiye'nin kendi ekonomisine de zarar vereceğini ve sınırları açarak, AB'nin göçmen “istilası”na uğrayacağını düşündüğü için ABD'den farklı bir yol izliyor. Bunun anlamı şudur: Türkiye, karşı karşıya kalabileceği birtakım ekonomik sıkıntıları, özellikle dolar üzerinden borç ödemesinde ve borç yapılandırmasında Alman sermayesinden yararlanabilir. Bu ihtimalin gerçekleşmesi durumunda mevcut kriz bir ara kriz olarak gelişebilir. İstanbul gerçekleştirilen Suriye sorunu üzerine dörtlü zirve (Almanya, Rusya, Fransa ve Türkiye), Türk burjuvazisinin işine yaramıştır. Aynı zamanda rahip A. Brunson'ın serbest bırakılması, arkasından bakanlarla ilgili yaptırımların kaldırılması, İran’a uygulanan ambargodan Türkiye’nin muaf tutulması, burjuvazinin Kaşıkçı olayını uluslararası arenada kendi çıkarları için iyi kullanması; toplamda bütün bu gelişmeler, doların TL karşısında hızla değer kaybetmesini beraberinde getirmiştir. Amerikan emperyalizminden kaynaklanan dış siyasi baskının gevşemesi, doğrudan döviz kurlarını Türk ekonomisi açısından olumlu etkilemiştir. Şüphesiz ki, bu gelişmeler, Türk ekonomisi açısından ne kadar olumlu olursa olsun, nihayetinde, kriz patlak vermediyse onun patlak vermesini engelleyemezler, en fazlasıyla geciktirebilirler. Bu geciktirme ne kadar sürer orası bilinmez, ama dünya ekonomisinin kriz sürecine girmesi kaçınılmaz olarak Türk ekonomisini de beraberinde sürükleyecektir.

Ara kriz, sermayenin çevrim gelişmesinin olağanüstü koşul veya koşullardan dolayı bozulması sonucu patlak verir. Örneğin Türkiye'de 1999 Marmara depremi böyle bir gelişmeye neden olmuş ve ekonomi o yıl yüzde 5 oranında mutlak küçülmüştü.

Yukarıda belirttiğim nedenlerden dolayı mevcut ekonomik krizi hem ara kriz olarak kalabilecek hem de fazla üretim krizi olarak derinleşebilecek bir süreç olarak görüyorum. Bu durumda Türk ekonomisi, dünya konjonktüründen daha erken bir dönemde yeni bir fazla üretim krizine girmiş olacaktır. (Türk ekonomisi 1979/'80'de, tarihinde ilk kez fazla üretim krizine girmişti. Dünya ekonomisinde ise kriz 1-2 sene sonra -1980/'81'de patlak vermişti. Böyle bir durum bugün de gerçekleşebilir).

Her halükarda önümüzdeki dönemde ekonomide küçülme trendi devam edecektir; büyümedeki küçülmeye veya mutlak küçülme sert mi olur veya olmaz mı bu, hükümetin ekonomi politikasından, emperyalist ülkelerle ilişkilerinin seyrinden bağımsız değildir.

*
Notlar:
1) Başka bir metanın üretiminde kullanılan yarı mamul ürünler veya hammaddeler;Ağaç-mantar, kâğıt, basım-yayım, petrol ürünleri, kimyasal ürünler, plastik-kauçuk, metalik olmayan mineral ürünler ve ana metal sanayi sektörleri genellikle ara malları üreten grubu oluşturmaktadır.

2)Yeniden üretim sürecinde başka ürünlerin üretiminde kullanılan teknoloji, araç, donanım, gibi üretim araçları ve işletme binaları; fabrikasyon metal ürünleri imalatı, bilgisayar-elektronik-optik ürünler, elektrikli teçhizat imalatı, makine-ekipman imalatı, kara taşıtları imalatı ve diğer ulaşım araçları imalatı sermaye/yatırım malları grubunu oluşturmaktadır.

3)Ömrü bir yıl ve daha uzun olan ürünler; örneğin otomobil, çamaşır makinesi, bilgisayar, dikiş makinesi, buzdolabı, fırın, elektrik süpürgesi, diğer ev eşyaları veya başkaca ürünler.

4)Ömrü nispeten kısa olan nihai ürünler; örneğin giyecek, yiyecek, içecek ve kısa ömürlü başkaca nihai ürünler.

5)Düşük Teknoloji Yoğunluklu Sektörler: Gıda Ürünleri İmalatı, İçeceklerin İmalatı, Tütün Ürünleri İmalatı, Tekstil Ürünleri İmalatı, Giyim eşyaları İmalatı, Deri ve Deri Ürünleri İmalatı, Ağaç ve Mantar ürünleri, Kağıt ve Kağıt Ürünleri, Kayıtlı Medyanın Basım ve Dağıtımı, Mobilya İmalatı, Gıda ürünleri imalatı, içkiler, tütün ürünleri, tekstil, giyim eşyası, deri ve ilgili ürünleri, ağaç ve ağaç ürünleri, kağıt ve kağıt ürünleri, Kayıtlı medyanın basılması ve çoğaltılması, Mobilya imalatı...

6) Orta-Düşük Teknoloji Yoğunluklu Sektörler: Kok Kömürü ve Petrol Ürünleri, Kauçuk ve Plastik Ürünleri, Diğer Metalik Olmayan Mineral Ürünler, Ana Metal Sanayi, Fabrikasyon Metal Ürünleri, Diğer Ulaşım Araçları Sanayi, Kayıtlı medyanın çoğaltılması, Kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı, Plastik ve kauçuk ürünleri imalatı. Metalik olmayan diğer mineral ürünlerin imalatı, temel madenlerin imalatı, Fabrikasyon metal ürünleri imalatı, makine ve teçhizat hariç (Silah ve mühimmat imalatı hariç), Gemi ve tekne yapımı,Makine ve ekipmanların onarımı ve kurulumu.

7) Orta-Yüksek Teknoloji Yoğunluklu Sektörler: Kimyasal ürünler, Elektrikli Teçhizat İmalatı, Makine ve Ekipman İmalatı, Kara taşıtları İmalatı, Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı,Silah ve mühimmat imalatı, Elektrikli teçhizat imalatı, BYS makine ve teçhizat imalatı, Motorlu kara taşıtı, römork ve yarı-römork imalatı, Gemi ve tekne yapımı ve Hava ve uzay araçları ve ilgili makinelerin imalatı hariç diğer ulaşım araçlarının imalatı,Tıp ve diş hekimliği aletleri ve sarf malzemeleri üretimi.

8)Yüksek Teknoloji Yoğunluklu Sektörler: Eczacılık Ürünleri İmalatı, Bilgisayar-Elektronik ve Optik Ürünler İmalatı, Temel eczacılık ürünlerinin ve eczacılığa ilişkin malzemelerin imalatı, Bilgisayar imalatı, elektronik ve optik ürünlerin imalatı, Hava ve uzay araçları ve ilgili makinelerin imalatı. (Teknolojiye göre sektör sınıflandırması “Teknoloji Yoğunluğuna Göre İmalat Sanayi Sektörleri (NACE Rev.2)”den alınmıştır.)

Grafik verileri:

1.1-Toplam sanayi üretimi
Dönem
Toplam sanayi üretimi
Toplam sanayi üretimi

Ocak 2017
1,4
Şubat 2017
1,8
Mart 2017
1,6
Nisan 2017
2,3
Mayıs 2017
-1,3
Haziran 2017
0,8
Temmuz 2017
1,0
Ağustos 2017
2,9
Eylül 2017
0,2
Ekim 2017
-0,2
Kasım 2017
0,6
Aralık 2017
2,2
Ocak 2018
-0,8
Şubat 2018
-0,1
Mart 2018
0,1
Nisan 2018
0,9
Mayıs 2018
-1,7
Haziran 2018
-2,1
Temmuz 2018
3,5
Ağustos 2018
-1,1
Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

1.2-İmalat sanayi
Dönem
İmalat sanayi
Ocak 2017
1,6
Şubat 2017
1,7
Mart 2017
1,8
Nisan 2017
2,5
Mayıs 2017
-1,5
Haziran 2017
1
Temmuz 2017
0,9
Ağustos 2017
3,1
Eylül 2017
0,2
Ekim 2017
-0,1
Kasım 2017
0,5
Aralık 2017
2,6
Ocak 2018
-1,3
Şubat 2018
-0,1
Mart 2018
0,2
Nisan 2018
0,8
Mayıs 2018
-1,8
Haziran 2018
-2,3
Temmuz 2018
3,9
Ağustos 2018
-1,5
Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

1.3-Ara malları üretimi
Dönem
Ara malları üretimi
Ocak 2017
1,2
Şubat 2017
3,8
Mart 2017
2,9
Nisan 2017
0,0
Mayıs 2017
1,1
Haziran 2017
0,4
Temmuz 2017
0,8
Ağustos 2017
3,4
Eylül 2017
0,1
Ekim 2017
-0,2
Kasım 2017
0,8
Aralık 2017
1,8
Ocak 2018
0,4
Şubat 2018
-0,3
Mart 2018
-1,2
Nisan 2018
0,8
Mayıs 2018
-0,9
Haziran 2018
-2,3
Temmuz 2018
2,5
Ağustos 2018
-1,8
Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

1.4-Dayanıklı tüketim malları üretimi
Dönem
Dayanıklı tüketim malları üretimi
Ocak 2017
-4,6
Şubat 2017
8,7
Mart 2017
4,1
Nisan 2017
-2,8
Mayıs 2017
-4,0
Haziran 2017
1,7
Temmuz 2017
-3,4
Ağustos 2017
12,5
Eylül 2017
12,5
Ekim 2017
-19,2
Kasım 2017
3,6
Aralık 2017
4,0
Ocak 2018
-5,4
Şubat 2018
-2,3
Mart 2018
2,8
Nisan 2018
0,4
Mayıs 2018
1,9
Haziran 2018
-6,3
Temmuz 2018
4,3
Ağustos 2018
0,8
Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

1.5-Dayanıksız tüketim malları üretimi
Dönem
Dayanıksız tüketim malları üretimi
Ocak 2017
1,0
Şubat 2017
2,5
Mart 2017
-1,5
Nisan 2017
0,9
Mayıs 2017
2,3
Haziran 2017
-0,5
Temmuz 2017
0,6
Ağustos 2017
5,6
Eylül 2017
-3,5
Ekim 2017
1,8
Kasım 2017
1,1
Aralık 2017
3,1
Ocak 2018
-0,2
Şubat 2018
-0,9
Mart 2018
0,8
Nisan 2018
0,5
Mayıs 2018
-2,0
Haziran 2018
-2,0
Temmuz 2018
5,1
Ağustos 2018
-2,8
Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

1.6-Sermaye malları üretimi
Dönem
Sermaye malları üretimi
Ocak 2017
3,8
Şubat 2017
-3,5
Mart 2017
3,6
Nisan 2017
10,7
Mayıs 2017
-10,0
Haziran 2017
3,4
Temmuz 2017
2,4
Ağustos 2017
-2,1
Eylül 2017
1,9
Ekim 2017
3,2
Kasım 2017
-0,4
Aralık 2017
2,0
Ocak 2018
-4,3
Şubat 2018
2,7
Mart 2018
0,8
Nisan 2018
1,2
Mayıs 2018
-4,3
Haziran 2018
-2,8
Temmuz 2018
3,7
Ağustos 2018
2,0
Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

1.7-Enerji üretimi
Dönem
Enerji üretimi
Ocak 2017
1,2
Şubat 2017
0,1
Mart 2017
-0,1
Nisan 2017
1,4
Mayıs 2017
-0,1
Haziran 2017
0,2
Temmuz 2017
2,8
Ağustos 2017
-0,7
Eylül 2017
1,5
Ekim 2017
-1,4
Kasım 2017
-1,2
Aralık 2017
0,3
Ocak 2018
1,3
Şubat 2018
-1,8
Mart 2018
0,7
Nisan 2018
1,7
Mayıs 2018
-0,1
Haziran 2018
1,6
Temmuz 2018
2,0
Ağustos 2018
-0,2
Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

2.1- Düşük teknolojiyle üretim
Dönem
Düşük teknolojiyle üretim
Ocak 2017
0,8
Şubat 2017
3,3
Mart 2017
-0,4
Nisan 2017
-0,4
Mayıs 2017
1,9
Haziran 2017
0,1
Temmuz 2017
0,9
Ağustos 2017
4,4
Eylül 2017
0,4
Ekim 2017
-2,1
Kasım 2017
0,6
Aralık 2017
3,5
Ocak 2018
-1,3
Şubat 2018
-0,8
Mart 2018
0,7
Nisan 2018
0,9
Mayıs 2018
-1,7
Haziran 2018
-2,3
Temmuz 2018
3,4
Ağustos 2018
-0,8
Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

2.2-Orta-düşük teknolojiyle üretim
Dönem
Orta-düşük teknolojiyle üretim
Ocak 2017
3,7
Şubat 2017
2,7
Mart 2017
3,2
Nisan 2017
0,2
Mayıs 2017
0,8
Haziran 2017
2,5
Temmuz 2017
-0,2
Ağustos 2017
2,8
Eylül 2017
0,5
Ekim 2017
0,2
Kasım 2017
1,0
Aralık 2017
1,9
Ocak 2018
-2,3
Şubat 2018
1,1
Mart 2018
-1,2
Nisan 2018
0,4
Mayıs 2018
-2,3
Haziran 2018
-2,4
Temmuz 2018
3,7
Ağustos 2018
-2,5
Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

2.3-Orta-yüksek teknolojiyle üretim
Dönem
Orta-yüksek teknolojiyle üretim
Ocak 2017
-0,2
Şubat 2017
0,3
Mart 2017
4,4
Nisan 2017
0,5
Mayıs 2017
-1,4
Haziran 2017
-0,1
Temmuz 2017
0,0
Ağustos 2017
2,5
Eylül 2017
1,5
Ekim 2017
1,1
Kasım 2017
-0,8
Aralık 2017
3,2
Ocak 2018
-1,6
Şubat 2018
-0,1
Mart 2018
0,3
Nisan 2018
0,9
Mayıs 2018
0,0
Haziran 2018
-3,8
Temmuz 2018
3,1
Ağustos 2018
-4,4
Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

1.4-Yüksek teknolojiyle üretim
Dönem
Yüksek teknolojiyle üretim
Ocak 2017
1,5
Şubat 2017
-9,2
Mart 2017
-0,1
Nisan 2017
45,1
Mayıs 2017
-28,8
Haziran 2017
2,8
Temmuz 2017
10,3
Ağustos 2017
-2,5
Eylül 2017
-8,0
Ekim 2017
9,6
Kasım 2017
2,2
Aralık 2017
-2,4
Ocak 2018
4,7
Şubat 2018
-2,0
Mart 2018
3,3
Nisan 2018
1,4
Mayıs 2018
-7,2
Haziran 2018
3,2
Temmuz 2018
11,2
Ağustos 2018
9,0
Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

3-Krizde Olan ve Olmayan Diğer Sektörler

Madencilik ve taşocakçılığı:
Madencilik ve taşocakcılığı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
-2,2
9,8
0,6
2,8
-2,7
-0,9
-0,8
7,0
-0,5
-1,1
2,0
0,1
2018
6,5
1,5
-2,2
3,4
-1,5
-5,0
-1,7
5,0




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Kömür ve linyit çıkartılması:
Kömür ve linyit çıkartılması
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
3,8
12,3
-5,1
11,7
-16,0
9,9
2,5
-6,1
5,0
2,3
-10,3
12,2
2018
4,0
-5,4
8,2
13,6
-8,9
-2,3
-2,7
7,0




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Ham petrol ve doğalgaz çıkarımı:
Ham petrol ve doğalgaz çıkarımı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
-5,1
4,2
1,9
0,1
-1,3
1,6
0,2
0,8
1,3
0,2
0,1
1,7
2018
1,8
3,6
-0,9
2,1
2,2
0,5
1,8
1,3




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Metal cevherleri madenciliği:
Metal cevherleri madenciliği
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
-0,6
1,1
4,8
-10,7
13,8
-9,0
-1,1
7,5
11,6
-14,1
11,0
-1,8
2018
2,5
13,0
-8,8
2,4
1,5
-3,1
-6,2
1,0




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Diğer madencilik ve taşocakçılığı:
Diğer madencilik ve taşocakçılığı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
-4,4
14,6
0,6
6,6
-4,5
-1,1
-2,1
13,3
-7,9
4,3
3,0
-3,2
2018
10,1
-1,3
-2,5
0,6
-0,7
-8,0
0,1
6,8




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Gıda ürünleri imalatı:
Gıda ürünleri imalatı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
1,8
2,2
-1,7
-0,1
2,1
-0,2
-1,7
4,4
2,6
-0,9
1,3
4,5
2018
-1,8
-0,7
2,1
2,0
-1,8
-3,1
3,2
-0,1




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

İçeceklerin imalatı:
İçeceklerin imalatı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
-1,2
14,1
4,5
-9,0
3,8
-8,3
11,5
-1,7
-3,1
5,6
3,4
13,2
2018
0,5
-14,2
2,7
3,0
1,8
-2,6
3,8
-5,7




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Tütün ürünleri imalatı:
Tütün ürünleri imalatı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
-8,7
9,3
-7,9
9,2
-2,1
-11,7
19,0
2,6
-3,2
8,6
3,1
-7,0
2018
7,3
-3,5
6,4
-8,8
2,1
9,9
-10,4
1,1




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Tekstil ürünleri imalatı:
Tekstil ürünleri imalatı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
0,1
3,0
1,2
-0,1
1,8
-0,7
2,5
1,6
0,3
-3,3
1,6
2,5
2018
0,3
0,4
1,0
-1,1
0,3
-1,7
3,5
-1,7




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Giyim eşyaları imalatı:
Giyim eşyaları imalatı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
3,8
1,2
-1,6
0,0
5,5
2,0
0,6
7,0
-8,5
3,8
0,0
1,9
2018
1,9
-0,7
0,0
3,2
-4,2
-3,7
5,6
-1,3




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Deri ve ilgili ürünlerin imalatı:
Deri ve ilgili ürünlerin imalatı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
-2,7
6,0
3,5
-1,8
0,8
1,7
12,3
-0,3
-12,0
5,8
-2,0
-2,3
2018
9,6
-4,2
1,8
-4,4
1,0
-3,4
6,7
-7,4




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Ağaç, ağaç ve mantar ürünleri:
Ağaç, ağaç ve mantar ürünleri
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
0,5
3,8
3,9
-4,0
1,6
0,1
2,4
-2,5
5,2
-4,8
-3,6
4,3
2018
5,8
-4,5
-5,9
3,4
-4,1
-0,3
-0,1
-1,1




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Kağıt ve kağıt ürünleri imalatı:
Kağıt ve kağıt ürünleri imalatı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
1,8
3,3
0,3
0,3
1,4
1,3
0,7
-0,3
1,0
-2,1
2,1
2,1
2018
-2,6
0,2
-3,6
0,9
0,9
1,7
-1,9
3,3




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Kayıtlı medyanın basılması ve çoğaltılması:
Kayıtlı medyanın basılması ve çoğaltılması
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
1,1
4,2
-2,0
2,0
-0,9
-3,9
8,6
-4,7
-0,7
22,7
-13,9
6,5
2018
-6,4
7,1
-1,0
-5,1
-7,2
4,9
5,1
-1,2




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı:
Kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
7,9
-7,8
5,3
2,3
-3,1
-3,6
-8,0
7,5
-1,5
-4,4
-15,0
10,0
2018
7,0
-12,2
-2,2
-2,8
15,3
-0,2
8,3
-2,0




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı:
Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
-2,7
0,0
5,5
1,8
-4,5
0,5
3,2
4,8
1,1
-0,3
-0,1
4,4
2018
0,3
-2,5
1,1
2,4
2,3
-3,8
1,3
0,7




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Temel eczacılık ürünlerinin ve eczacılığa ilişkin malzemelerin imalatı:
Temel eczacılık ürünlerinin ve eczacılığa ilişkin malzemelerin imalatı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
-2,9
-1,2
-3,4
7,2
1,6
-6,0
-4,4
18,9
-11,6
0,9
10,7
-1,6
2018
1,6
-0,7
-3,9
-2,0
-1,6
4,6
14,2
-17,0




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Kauçuk ve plastik ürünlerin imalatı:
Kauçuk ve plastik ürünlerin imalatı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
0,9
3,2
1,5
-1,5
2,3
0,8
1,7
1,1
1,8
-0,3
-0,5
3,4
2018
1,1
-0,6
-1,2
0,9
-0,4
-3,1
3,6
-2,8




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı:
Diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
4,4
8,0
4,0
-0,7
2,2
1,8
-1,6
8,8
-4,9
2,2
2,1
-0,1
2018
3,1
-2,6
-1,6
0,2
-4,1
-1,4
5,9
-4,6




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Ana metal sanayi:
Ana metal sanayi
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
1,4
2,6
3,2
0,1
3,0
-0,2
1,4
-0,2
2,9
-1,8
1,4
0,4
2018
1,8
0,8
-2,2
-1,8
1,0
-4,1
2,0
-2,1




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Fabrikasyon metal ürünleri imalatı (Makine ve teçhizat hariç):
Fabrikasyon metal ürünleri imalatı (Makine ve teçhizat hariç)
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
7,1
-1,5
2,6
-0,4
1,6
3,4
0,7
1,9
0,1
1,4
0,1
6,6
2018
-9,3
2,6
-0,9
0,8
-3,6
-1,3
1,1
-1,5




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Bilgisayarların, elektronik ve optik ürünlerin imalatı:
Bilgisayarların, elektronik ve optik ürünlerin imalatı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
7,9
-6,7
1,5
7,1
-9,8
20,2
24,0
-16,4
-3,7
8,3
-6,9
12,6
2018
-12,2
-0,4
10,8
-0,9
7,3
-15,2
-1,0
17,4




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Elektrikli teçhizat imalatı:
Elektrikli teçhizat imalatı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
-2,1
2,0
8,8
1,3
-4,3
1,7
-1,2
1,2
0,7
0,7
-1,2
-0,4
2018
0,6
-0,9
2,6
0,2
1,3
-6,4
6,8
-2,3




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Başka yerde sınıflandırılmamış makine ve ekipman imalatı:
Başka yerde sınıflandırılmamış makine ve ekipman imalatı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
-1,9
5,5
1,7
0,6
1,6
2,3
-1,3
5,0
3,2
-3,7
0,2
5,7
2018
-3,1
0,8
-1,7
-0,9
-0,5
-4,7
2,8
-2,5




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Motorlu kara taşıtı, treyler (römork) ve yarı treyler (yarı römork) imalatı:
Motorlu kara taşıtı, treyler (römork) ve yarı treyler (yarı römork) imalatı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
2,7
-6,1
1,1
5,9
0,1
-2,2
0,1
-4,6
5,3
1,2
4,0
3,6
2018
-7,1
3,3
0,0
-0,4
-0,1
-2,8
0,2
-11,0




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Diğer ulaşım araçlarının imalatı:
Diğer ulaşım araçlarının imalatı

Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
-8,5
1,2
13,4
63,8
-51,9
2,3
13,6
-4,5
-10,4
37,0
-14,3
-19,0
2018
40,7
-8,6
9,1
12,6
-22,1
15,7
15,4
27,2




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Mobilya imalatı:
Mobilya imalatı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
-3,1
10,3
0,8
0,9
-2,7
3,5
-2,7
3,2
36,7
-33,4
0,4
1,1
2018
2,6
-4,9
-2,0
1,4
1,5
-5,9
2,8
1,3




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Diğer imalatlar:
Diğer imalatlar
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
-2,6
4,8
-1,9
-2,4
-1,5
-0,1
-4,8
27,5
-7,1
-4,9
9,0
11,1
2018
-26,2
1,8
6,5
1,1
-2,5
-5,5
9,0
0,8




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Makine ve ekipmanların kurulumu ve onarımı:
Makine ve ekipmanların kurulumu ve onarımı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
13,0
-9,3
8,2
5,5
-8,2
10,8
-3,1
-2,6
9,7
-2,0
3,6
-6,3
2018
-15,5
21,1
-0,3
1,6
-4,1
-5,3
5,1
2,5




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

Elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı:
Elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı
Yıl
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2017
0,8
-0,6
0,0
0,3
2,1
-0,5
3,8
-0,8
1,4
-1,6
0,6
-1,5
2018
0,6
-1,0
0,2
0,7
-0,1
2,2
2,2
-0,8




Aylık değişim oranları, 2015=100, Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekslerden hesaplanmıştır, Tüik.

4.1-İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranı
Kapasite
İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranı
Ocak 2017
77,00
Şubat 2017
76,80
Mart 2017
76,70
Nisan 2017
78,40
Mayıs 2017
78,80
Haziran 2017
79,00
Temmuz 2017
78,70
Ağustos 2017
78,80
Eylül 2017
79,00
Ekim 2017
79,70
Kasım 2017
79,90
Aralık 2017
79,00
Ocak 2018
78,20
Şubat 2018
77,80
Mart 2018
77,80
Nisan 2018
77,30
Mayıs 2018
77,90
Haziran 2018
78,30
Temmuz 2018
77,10
Ağustos 2018
77,80
Eylül 2018
76,20
Ekim 2018
75,40
http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Istatistikler/Reel+Sektor+Istatistikleri

4.2-Dayanıklı tüketim malları üretiminde kapasite kullanım oranı
Dönem
Dayanıklı tüketim malları üretiminde kapasite kullanım oranı
Ocak 2017
70,10
Şubat 2017
71,40
Mart 2017
73,70
Nisan 2017
76,30
Mayıs 2017
77,80
Haziran 2017
77,70
Temmuz 2017
76,20
Ağustos 2017
75,30
Eylül 2017
81,10
Ekim 2017
80,50
Kasım 2017
73,90
Aralık 2017
75,00
Ocak 2018
69,70
Şubat 2018
68,80
Mart 2018
72,10
Nisan 2018
72,80
Mayıs 2018
72,90
Haziran 2018
73,20
Temmuz 2018
71,40
Ağustos 2018
71,60
Eylül 2018
70,70
Ekim 2018
70,40
http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Istatistikler/Reel+Sektor+Istatistikleri

4.3-Dayanıksız Tüketim Malları Üretiminde Kapasite Kullanım Oranı
Dönem
Dayanıksız Tüketim Malları Üretiminde Kapasite Kullanım Oranı
Ocak 2017
72,60
Şubat 2017
72,50
Mart 2017
71,50
Nisan 2017
72,20
Mayıs 2017
72,40
Haziran 2017
72,00
Temmuz 2017
72,20
Ağustos 2017
72,90
Eylül 2017
73,70
Ekim 2017
75,20
Kasım 2017
75,90
Aralık 2017
75,00
Ocak 2018
74,60
Şubat 2018
73,10
Mart 2018
73,40
Nisan 2018
74,20
Mayıs 2018
74,10
Haziran 2018
74,60
Temmuz 2018
73,30
Ağustos 2018
73,30
Eylül 2018
72,80
Ekim 2018
74,20
http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Istatistikler/Reel+Sektor+Istatistikleri

4.4-Tüketim Malları Üretiminde Kapasite Kullanım Oranı
Dönem
Tüketim Malları Üretiminde Kapasite Kullanım Oranı
Ocak 2017
72,20
Şubat 2017
72,30
Mart 2017
71,90
Nisan 2017
72,90
Mayıs 2017
73,30
Haziran 2017
73,00
Temmuz 2017
72,90
Ağustos 2017
73,30
Eylül 2017
75,00
Ekim 2017
76,10
Kasım 2017
75,60
Aralık 2017
75,00
Ocak 2018
73,70
Şubat 2018
72,40
Mart 2018
73,20
Nisan 2018
74,00
Mayıs 2018
73,90
Haziran 2018
74,40
Temmuz 2018
73,00
Ağustos 2018
73,00
Eylül 2018
72,40
Ekim 2018
73,60
http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Istatistikler/Reel+Sektor+Istatistikleri

4.5-Ara Malları Üretiminde Kapasite Kullanım Oranı
Dönem
Ara Malları Üretiminde Kapasite Kullanım Oranı
Ocak 2017
76,50
Şubat 2017
76,50
Mart 2017
77,20
Nisan 2017
79,00
Mayıs 2017
79,60
Haziran 2017
80,30
Temmuz 2017
79,70
Ağustos 2017
79,90
Eylül 2017
79,40
Ekim 2017
79,80
Kasım 2017
80,20
Aralık 2017
80,30
Ocak 2018
79,80
Şubat 2018
80,60
Mart 2018
80,00
Nisan 2018
78,90
Mayıs 2018
80,20
Haziran 2018
80,00
Temmuz 2018
78,80
Ağustos 2018
79,70
Eylül 2018
77,70
Ekim 2018
75,60
http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Istatistikler/Reel+Sektor+Istatistikleri

4.6-Yatırım Malları Üretiminde Kapasite Kullanım Oranı
Dönem
Yatırım Malları Üretiminde Kapasite Kullanım Oranı
Ocak 2017
82,00
Şubat 2017
81,00
Mart 2017
81,10
Nisan 2017
84,30
Mayıs 2017
84,20
Haziran 2017
83,70
Temmuz 2017
83,90
Ağustos 2017
82,90
Eylül 2017
82,70
Ekim 2017
83,70
Kasım 2017
84,30
Aralık 2017
84,00
Ocak 2018
82,30
Şubat 2018
81,80
Mart 2018
83,80
Nisan 2018
80,90
Mayıs 2018
80,90
Haziran 2018
79,70
Temmuz 2018
78,50
Ağustos 2018
78,90
Eylül 2018
76,40
Ekim 2018
75,70
http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Istatistikler/Reel+Sektor+Istatistikleri

-Dış borç stoku
Dış Borç Stoku ile GSYH arasındaki oransal gelişme
Dönemler
Dış borç stokunun GSYH’ya oranı
Türkiye’nin brüt dış borç stoku, milyon dolar
1989 Ç4
30,8
43.911
1990 Ç4
26,1
52.381
1991 Ç4
26,7
53.623
1992 Ç4
27,8
58.595
1993 Ç4
29,6
70.512
1994 Ç4
38,8
68.705
1995 Ç4
33,6
75.948
1996 Ç4
32,6
79.299
1997 Ç4
33,2
84.356
1998 Ç4
34,7
96.351
1999 Ç1
34,6
94.915
1999 Ç2
34,6
93.619
1999 Ç3
37,1
97.384
1999 Ç4
40,7
103.123
2000 Ç1
41,1
104.752
2000 Ç2
42,2
109.477
2000 Ç3
41,8
110.712
2000 Ç4
43,6
118.602
2001 Ç1
43,3
116.946
2001 Ç2
45,5
114.376
2001 Ç3
53,0
119.774
2001 Ç4
56,5
113.592
2002 Ç1
58,6
113.898
2002 Ç2
59,8
123.359
2002 Ç3
57,2
124.948
2002 Ç4
54,8
129.601
2003 Ç1
53,7
130.942
2003 Ç2
52,4
135.051
2003 Ç3
48,1
138.734
2003 Ç4
45,9
144.172
2004 Ç1
42,1
144.810
2004 Ç2
40,3
147.366
2004 Ç3
40,1
153.118
2004 Ç4
40,0
161.154
2005 Ç1
38,1
160.335
2005 Ç2
36,6
162.715
2005 Ç3
35,1
166.497
2005 Ç4
34,2
170.774
2006 Ç1
36,1
185.472
2006 Ç2
36,2
191.541
2006 Ç3
36,8
197.141
2006 Ç4
38,0
208.001
2007 Ç1
38,2
214.113
2007 Ç2
38,2
224.401
2007 Ç3
37,8
236.355
2007 Ç4
36,9
249.925
2008 Ç1
36,5
264.858
2008 Ç2
37,6
286.972
2008 Ç3
36,4
291.823
2008 Ç4
36,2
280.841
2009 Ç1
36,7
265.445
2009 Ç2
39,5
268.048
2009 Ç3
42,5
271.104
2009 Ç4
41,6
268.802
2010 Ç1
39,4
267.318
2010 Ç2
37,6
265.545
2010 Ç3
38,6
283.840
2010 Ç4
37,8
291.732
2011 Ç1
37,8
301.583
2011 Ç2
37,7
313.337
2011 Ç3
37,0
311.726
2011 Ç4
36,7
305.338
2012 Ç1
38,2
318.419
2012 Ç2
39,1
324.550
2012 Ç3
39,1
330.006
2012 Ç4
39,3
342.126
2013 Ç1
39,4
355.224
2013 Ç2
39,8
370.945
2013 Ç3
39,8
376.626
2013 Ç4
41,3
392.638
2014 Ç1
41,8
391.906
2014 Ç2
43,8
406.428
2014 Ç3
43,2
402.178
2014 Ç4
43,4
405.690
2015 Ç1
42,4
395.745
2015 Ç2
44,6
408.101
2015 Ç3
46,3
409.825
2015 Ç4
46,4
400.262
2016 Ç1
48,7
414.390
2016 Ç2
49,5
424.142
2016 Ç3
49,0
419.588
2016 Ç4
47,4
409.195
2017 Ç1
49,4
418.202
2017 Ç2
52,8
440.348
2017 Ç3
52,7
445.405
2017 Ç4
53,4
454.803
2018 Ç1
52,9
466.743
2018 Ç2
51,8
456.961
https://www.hazine.gov.tr/kamu-finansmani-istatistikleri