deneme

21 Şubat 2013 Perşembe

TROÇKİZMİN GELİŞMESİ - LENİN’E KARŞI TROÇKİ

-->

2. Makale

LENİN'İN “KANKA”SI TROÇKİ!

TROÇKİZMİN GELİŞMESİ - LENİN’E KARŞI TROÇKİ

24 ayar Leninist” Troçki!
Troçki'nin SSCB'ne karşı durmaksızın sürdürdüğü saldırılara, ileri sürdüğü görüşlere karşı süreklilik arz eden bir mücadeleyi kaçınılmaz kılmıştır. Bu mücadele önceleri doğrudan Lenin tarafından, sonraları da Stalin ve onun önderliğinde Bolşevik Parti ve uluslararası komünist hareket (Komintern) tarafından sürdürülmüştür. Sonuçta Troçki'nin SSCB'ne karşı mücadelesi, SSCB ve sosyalizmin inşasına, Leninist parti örgütlenmesine (somutta da SBKP(B)'ye karşı düşman saldırılara dönüşmüş ve düşüncelerinin kaçınılmaz sonucu onu, işçi sınıfının düşmanı cephede yer almaya götürmüştür.

13 Şubat 2013 Çarşamba

ÖNSÖZ YERİNE

-->
DÜŞTÜYSEK KALKARIZ, DAHA ÖLMEDİK YA!”

TROÇKİ

24 AYAR” ANTİ-KOMÜNİSTİN HİKAYESİ

1. Makale

ÖNSÖZ YERİNE
Günümüzde Post-Marksizm ve Troçkizm - Troçki'nin Argümanlarıyla Post-Marksist Tasfiyecilik

Revizyonist sistemin çöktüğü dönemi ve sonrası yılları (1989-1991 ve sonrasını) hatırlayalım. Emperyalist burjuvazinin örgütlediği o yoğun anti-komünist propagandanın bir tarafında da Troçkistler vardı. Onlar da tarihin kendilerini doğruladığını yazıyorlardı. Sosyalizmin yenilgisinden bahsetmiyorlardı, “Stalinizm”in yenilgisinden bahsediyorlar ve böylece Lenin'in öğretisinin uygulamasını lanetliyorlardı. Her zaman olduğu gibi, yeni bir şey söylemiyorlardı. Troçki'nin bilinen otobiyografik görüşlerini tekrarlıyorlardı.

4 Şubat 2013 Pazartesi

“ULUSAL İSTİHDAM STRATEJİSİ” Mİ YOKSA “ULUSAL UCUZ, GÜVENCESİZ ve ESNEK İSTİHDAM STRATEJİSİ” Mİ?*

-->

ULUSAL İSTİHDAM STRATEJİSİ” Mİ
YOKSA “ULUSAL UCUZ, GÜVENCESİZ ve ESNEK İSTİHDAM STRATEJİSİ” Mİ?*

IMF, ILO, Dünya Bankası, OECD gibi uluslararası sermayenin önde gelen kurumlarına dayanan AKP-hükümeti, onlarla ağız birliği içinde Türkiye’de işgücü piyasasını fazla kurallı, yani katı ve sermaye açısından da maliyetli bulmaktadır. Bu durumu ortadan kaldırmak ve Türkiye'de sermayenin önündeki bu türden engelleri yıkmak için hareket eden hükümet, 2010 yılında “Torba Yasa” ile gündeme getirdiği istihdamda dönüşüm politikasını ve elde etmek istediği amaçlarını “Ulusal İstihdam Stratejisi”nde ortaya koydu.

22 Ocak 2013 Salı

YOLUN SONU (III)

-->
11. makale

YOLUN SONU (III)

POST-MARKSİZMİN ANTİ-SINIFÇILIĞI - EZİLENLER

Post-Marksist arayışların Anadolu coğrafyasına yansımaları (II)
(Sıkça sorulan sorular)

Negri’nin “Çokluk” Teorisi ve “Ezilenler” Arasındaki Diyalektik Bağ

Sorunun çerçevesini çizmek için önce bu anlayışın fikir babası olan küçük burjuva anarşizan, “İmparatorluk” kurucusu T. Negri'nin konumuza ilişkin anlayışından başlamak gerekiyor.

İmparatorluk” kitabında savunulan teori genel anlamda “post operaizm” olarak tanımlanır. Teoriye geçen yüzyılın ‘60’lı ve ‘70’li yıllarında İtalya’da gelişen operaizm (“İşçicilik”) hareketi kaynaklık etmektedir. Bu hareketin önde gelenlerinden birisi de T. Negri’dir. Operaizme göre kapitalist gelişmenin motoru işçi sınıfının mücadelesidir. İmparatorluk'ta ise gelişmenin motoru “çokluk“un mücadelesidir. İmparatorluk teorisine göre toplumun bütün kesimleri kapitalizmin gelişen hâkimiyet yapısına tamamen tabi kılınmıştır. Ulus-devletler işlevlerinin büyük bir kısmını kaybetmişler ve kaybedilen görevler sosyal gruplar ve hareketler tarafından üstlenilmiştir. Böylece baskı ve sömürünün örgütlenmesinin yeni bir yapılanması kaçınılmaz olmuştur.

Konumuzu ilgilendirdiği kadarıyla İmparatorluk'ta öne sürülen tezleri şöyle formüle edebiliriz:

10 Ocak 2013 Perşembe

TÜRKİYE'DE İŞÇİ SINIFININ YAPISI, BİLEŞİMİ VE KAPSAMI




TÜRKİYE'DE İŞÇİ SINIFININ YAPISI, BİLEŞİMİ VE KAPSAMI

Bu yazı, Marksist Teori'nin 6. (Mayıs-Haziran 2012) ve 7. (Temmuz-Ağustos 2012) sayılarında kısaltılarak yayımlanan yazının orijinalıdır.

Yazının konusunu yaklaşık tam belirleyebilmek için önce bazı kavramlara açıklık getirmek gerekiyor. Ücretliler, genellikle hizmet sektöründe çalışıyorlar. Hizmet sektörü ise genellikle maddi değerlerin üretilmediği sektördür. Çok sayıda değişik alt sektörlerden oluşan ve toplumsal ilerlemenin sonucu olarak kendini sürekli alt sektörlerle üretebilen bu sektörde çalışanların sınıfsal konumu devamlı tartışma konusu olmuştur. Sağlık, eğitim; sosyal hizmetler alanında, bankalarda, sigorta şirketlerinde, toplu taşımacılıkta, iletişimde, bir bütün olarak devlet bürokrasisinde vs. çalışanların ezici çoğunluğu, toplumsal iş bölümündeki konumlarından ve ücretlendirilme biçiminden dolayı işçi sınıfına göre birtakım farklı özelliklere sahiptir. Bu sektörde çalışanlar, başlı başına bir sınıfsal konuma sahip değiller. Yani ayrı bir sınıfı oluşturmazlar. Bu sektörde çalışanların bir kısmı, kimi özelliklerinden dolayı işçi sınıfının bir parçasıdır. Bir kısmı, kimi özelliklerinden dolayı işçi sınıfına yakınken, bir kısmı da kimi özelliklerinden dolayı küçük ve büyük burjuvazinin bir bileşenidir.

27 Aralık 2012 Perşembe

YOLUN SONU (II)


10. makale

YOLUN SONU (II)

POST-MARKSİZM - EMPERYALİST KÜRESELLEŞME VE EZİLENLER
MARKSİZM-LENİNİZME GÖRE “EZİLENLER” VE “EZİLENLERİN MARKSİZMİ” NEDİR NE DEĞİLDİR (II)
Post-Marksist arayışların Anadolu coğrafyasına yansımaları (I)
(Sıkça sorulan sorular)

7. Tez
Ezilenlerin değil, işçi sınıfının partisi

Marksizm-Leninizm şunu diyor: Ezilenlerin değil, işçi sınıfının partisi olabilirsiniz. Bu nedenden dolayı ezilen kavramını işçi sınıfı anlamında kullanamazsınız. Bu kavramı kullanmakta itinalı olunmalıdır. Komünist basın Marksist-Leninist teoriye, tarihsel geleneğe sıkı sıkıya bağlı olmalıdır. Komünist basının ezilenlerin değil, işçi sınıfının sesi olduğunu ise hepimiz biliyoruz. Lenin'in örgütlenme ve parti basını anlayışı, tasfiyeciliğe karşı mücadelesi bunun böyle olduğunu göstermektedir.

Nasıl bir sınıf mücadelesi?
Sınıf mücadelesinin üç biçimi var:
-Ekonomik mücadele
-Siyasi mücadele ve
-İdeolojik mücadele.
Marksizm-Leninizm böyle bir ayırım yapıyor. Genel olarak sınıf mücadelesi ve özelde de bu mücadelenin her biri sınıfsal karakter taşır. Şu olmaz: Komünist partisi hiçbir koşul altında ideolojik mücadeleden ezilenlerin ideolojisi doğrultusunda bir mücadeleyi anlamaz, anlayamaz. Çünkü ezilenlerin ideolojisi diye bir ideoloji veya her bir bileşeninin kendine özgü ayrı ayrı ideolojileri yok. Ezilenler toplamında, bileşenlerin durumuna göre burjuva veya küçük burjuva ideolojilerden bahsedilebilir. Bu da ezilenlerin toplamına özgü bir ideoloji anlamına gelmez. Bu, diğer mücadele biçimleri için de geçerlidir.

17 Aralık 2012 Pazartesi

YOLUN SONU (I)


9. makale

YOLUN SONU (I)

EZİLENLERİN MARKSİZMİ”
ÇAKMA MARKSİZM” - POST-MARKSİZM
(Sıkça sorulan sorular)

EZİLENLER VE EZİLENLERİN MARKSİZMİ KAVRAMSAL OLARAK NEDİR NE DEĞİLDİR (I)

Önce ezilenler kavramına bir açıklık getirmek gerekmektedir. Bu kavramdan anlaşılması gereken nedir, bu kavramı hangi anlamda kullanmak gerekir ve ona hangi anlamlar yüklenilmemelidir?

Marksist-Leninistlere veya Marksist Leninist Komünistlere göre ezilenler kavramından anlaşılması gereken şudur: proletarya, kırın ve kentin emekçi sınıf ve tabakaları, ezilen ulus ve ulusal topluluklar, ezilen cins olarak kadınlar, bastırılmış dinsel inanç toplulukları, bastırılmış cinsel kimlikler ezilenler kavramının içeriğini oluştururlar.

Ezilenler kavramı, beli bir sınıfı ifade etmek için kullanılmazsa, sınıfsal belirsizliklere maddi zemin oluşturmaz ve sınıf bakış açısını bulanıklaştırmaz.

Marksist-Leninistler veya Marksist Leninist Komünistler ezilenler kavramını, işçi sınıfı yerine kullanamazlar ve bununla işçi sınıfını kastediyoruz diyemezler.

Marksist-Leninistler veya Marksist Leninist Komünistler ezilenler kavramına ajitasyon ve propaganda faaliyetlerinde kullanmanın ötesinde bir anlam yüklemezler.

7 Aralık 2012 Cuma

SOSYALİZMDE ÜCRET POLİTİKASI* (II)

-->
SOSYALİZMDE ÜCRET POLİTİKASI* (II)

II-KRUŞÇEV VE SONRASI

Hukuk, hiçbir zaman, toplumun iktisadi yapısından … daha yüksek olamaz”
(Marks, “Gotha Programı Eleştirisi”)

Kendi anlayışlarına göre Kruşçev revizyonistleri, en kısa zamanda komünizme geçmek ve emeğine göre değil de, ihtiyaçlara göre ilkesini gerçekleştirmek için iktidarı ele geçirdiler. XX. Parti Kongresi, önceki girişimin (1955) onanması ve sonrasındaki adımların çıkış noktasıydı. Komünizme geçme vaadi uzun ömürlü olmadı ve yakın zamanda komünizme geçileceğinin açıklandığı XXII. Parti Kongresi, aynı zamanda, Sovyet revizyonistlerini ekonomik gerçeklikle yüz yüze getirdi.

1933’te dağıtılan ”Çalışma Halk Komiserliği“ 1955’te „İş ve Ücretler İçin Devlet Komitesi“ adı altında yeniden kuruldu. Öncü işçi hareketi tasfiye edildi. Buna paralel olarak akortla çalışma da geriledi. Bunun yerini zamana göre ücret almaya başladı. Bireysel parça başı ücretin yerini, daha önceleri eleştirilen grup primleri aldı. Komünizme doğru yaklaşılıyor olsa gerek, ücretlerde eşitleme adımları atılmaya başlandı; Orta ve özellikle alt gelirler arttırıldı ve 1957-1965 arasında yüksek gelirler ya artmadı ya da yavaş arttı. Buna paralel olarak bireysel parça başı iş azaltıldı ve progresif akort ölçülerinin “aşırı” biçimleri tasfiye edildi.
Sonra progresif akort tasfiye edildi; 1961’de işçilerin sadece yüzde biri bu sisteme göre ücret alıyordu.