AB'de yaşanmakta olan borçlanma krizi, 2008'de patlak veren dünya ekonomik krizinin devamıdır. O dönemde hazırlanan ve uygulanan ekonomiyi destekleme paketleri (Konjonktür programları) sonucunda ekonomide belli bir „istikrar“ sağlanmıştı. Bu „istikrar“, bazı bankaların iflasını ve sermayenin kendi yasal seyri içinde değersizleşmesini (sermaye kıyımı) engellemekten başka bir anlam taşımıyordu. Destekleme paketleri mali sektöre yaramıştı ve ne kadar yaradığının sonuçlarını da şimdi görüyoruz. Hükümetler kriz sürecine müdahale etmekle sermayenin kendi seyri içinde kriz sürecinde ortaya çıkan çelişkilerinin ve çözümünün deforme olmasına neden oldular ve özel sektörün batık kredileri kamu kredileriyle kapatılarak önemli bazı bankaların iflası engellendi. Ama bu müdahalenin sonucu da devlet borçlanmasının olağanüstü artması ve borçlanma krizinin patlak vermesi oldu.