SAVAŞIN, ENERJİ VE İKLİM KRİZİNİN TARIMA ETKİSİ*
Tarım krizi sorununa yaklaşımda göz önünde tutulması gereken bazı noktalar
Tarım yapısı gereği sanayiye nazaran daha karmaşıktır:
SAVAŞIN, ENERJİ VE İKLİM KRİZİNİN TARIMA ETKİSİ*
Tarım krizi sorununa yaklaşımda göz önünde tutulması gereken bazı noktalar
Tarım yapısı gereği sanayiye nazaran daha karmaşıktır:
CUMHUR İTTİFAKI – MİLLET İTTİFAKI!
ARAF’DA BEKLEYİŞ VE 2023 SEÇİMLERİ
ESKİ DÜNYA YOK OLUYOR, YENİSİ DE DAHA DOĞMADI
İzahı zor bir seçim sürecinden geçiyoruz. Kimin ne dediği belli değil, ama kimin ne dediği belli! Müttefiklik, ittifaklaşma ilişkileri hemen her gün yeni bir biçim alabiliyor. Dün söylenen bugün unutuluyor, “dün dündür bugün bugündür”e göre hareket ediliyor. Karşı devrim cephesinde ittifaklaşma ana hatlarıyla belli olsa da, en geniş anlamda “sol” bu belli oluşu belirsizleştirmek için elinden geleni yapıyor. Kendisinden, bağımsız var oluşundan, özne olma iddiasından vaz geçmiş, bütün derdi, kapağı Millet İttifakı’na atmaktan ibaret. Bunu henüz başaramamış olanlar da var. Kötünün içinde biraz “iyi” olan, kirlinin içinde biraz “temiz” olan aranıyor. Karşı devrim cephesini oluşturan Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı aynı kefeye konmuyor. Cumhur İttifakı’yla Millet İttifakı arasındaki fark, ilkinin faşist olmasına, ikincisinin de seçimi kazanması durumunda eski düzeni yeniden kuracağına, yani yaşanan faşizm, kurulacak ve yaşanacak olan faşizme indirgeniyor. Anlaşılmadıysa şöyle izah edeyim: Faşist diktatörlük koşullarında yaşıyoruz ve bu faşizmi “tek adam” rejimi, diktatörlüğü vs. diye tanımlıyoruz. Seçimi kazanması durumunda Millet İttifakı neyi yenide kuracağının sözünü veriyor, eski düzeni restore edeceğim diyor. Yani “tek adam” faşizminin yerine MGK-faşizmini yeniden kurumsallaştıracağım diyor. Açık ki, karşı devrimin bu her iki cephesi bize seçimlerde oyunu ya o faşizme veya da bu faşizme vereceksin diyor. Seçmene bir “orta yol” şansı dahi tanımıyor. Devrimci görünen küçük burjuva avanaklar da buna eşlik ediyorlar.
NE OLDU ŞİMDİ?
NE CUMHUR İTTİFAKI NE MİLLET İTTİFAKI DEĞİLSE NE?
6’lı Masa-5’li Masa ve yeniden 6’lı Masa fırtınası şimdilik dinmiş durumda. Gündem sıkıntısı çekenler için bol malzemesi olan bu sirk oyunu; milyonların önünde sürdürülen bu koltuk savaşı, akıllara durgunluk veren düşünce, taktik kıvraklığı ne olduysa oldu kısa zamanda sonlandı veya sonlandırıldı. Sonlandı mı, sonlandırıldı mı, bunu zaman gösterecek. Ancak, “seçilebilir aday”da ısrar eden Akşener, kendine göre seçilebilir kapasiteye sahip olmayan Kılıçdaroğlu’nu “seçilebilir aday” mertebesine çıkartarak 6’lı Masa’ya geri döndü. Sünepe Kemal (ne kadar yanlış tanımlamışım), hiç de sünepe olmadığını, bir taktik uzmanı olduğunu gösterdi ve Masa’nın ipini sıkı sıkya eline aldı. Basından anladığım kadarıyla milletvekilliği, Cumhurbaşkanlığı yardımcısı mevkileri dağıtarak, Akşener’i ve iki büyükşehir belediye başkanını boşa çıkartarak Cumhurbaşkanı adaylığını 12/13 maddelik bir bildiriyle tasdik ettirdi. Akşener, bu işlerin döndüğü “kumar masası” söylemini ve Kılıçdaroğlu’nun adaylığını onaylayan “noter masası” çıkışlarını yuttu; o “kumar masası”na ve “noter masası”na geri döndü.
6’LI MASA – 5’Lİ MASA FIRTINASI!
KARŞI DEVRİMİN İKİ CEPHESİ ARASINDA TERCİH YAPMAK
ZORUNDA DEĞİLİZ!
Seçmen, Cumhur İttifakı’yla Millet İttifakı Arasında Bir Tercih Yapmaya Zorlanmıyor. Seçmen Cumhur İttifakı’yla ABD/AB Arasında Bir Tercih Yapmaya Zorlanıyor.
(Bu yazı 5 Şubatta yazıldı. 6 Şubat depreminden dolayı bekletildi. Akşener’in 6’lı Masa’dan ayrılması seçimlerin ittifaklaşmaların ne olacağını yeniden ön plana çıkardı. Tamamlanmış bir yazı olduğu için içeriğini son gelişmelerden dolayı yeniden gözden geçirme yerine, ekleme yapacağım. Bakalım ne için heyecanlanıyoruz!)
DEPREM EKONOMİYİ NASIL ETKİLEYECEK?
DEPREM EKONOMİSİ KAPİTALİST EKONOMİDİR
Merkez üssü Maraş olan ve 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki 10 ili etkileyen depremlerin ekonomiye etkisinin ne olabileceği üzerine kapsamlı analiz yapmak sağlıklı ve kesin verilerin henüz olmamasından dolayı şimdilik pek mümkün değil. Ancak, mevcut verilerden hareket ederek ekonominin genelinde yapabileceği tahribatın boyutlarını gösterebiliriz.
DEPREM, KAPİTALİZM, SOSYALİZM VE KONUT SORUNU
SOSYALİZMDE KONUT SORUNU NASIL ÇÖZÜLÜR?
Umutlar kesildi. Artık enkazın altından yeni bir “müjde” verme umudu da kalmadı. Devlet bütün “ihtişamı”yla deprem bölgesinde “güvenliği” sağladı. Ölen öldü, kalan sağlarla yoluna devam etmenin planlarını yaptı, yapıyor. Ama mutlaka bu enkazın hesabını soracaktır; zaten sorumlu gördüğü bazı müteahhitleri, “kolon kesenleri”, hatta denetleme yapmayan sorumluları tutukladı, bunların yurt dışına kaçmalarını engelleyici tedbirler aldı. Şimdi sıra yaraları sarmaya geldi. Yara sarması gereken de devlettir. Devlet her şeye muktedirdir. Öyle ki, “başını koyduğun o omuz da devlettir”. Bir “taktir-i ilahi”dir, bir “kader”dir başımıza gelen, olan oldu, şimdi ayağa kalkmanın sırasıdır anlayışı içinde 11 ilin Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğması için planlar hazırlandı bile.
“Sermaye, kâr olmadığı zaman veya da az kâr edildiği zaman hiç hoşnut olmaz, tıpkı eskiden doğanın boşluktan hoşlanmadığının söylenmesi gibi. Yeterli kâr olunca sermayeye bir cesaret gelir. Güvenli bir yüzde 10 kâr ile her yerde çalışmaya razıdır; kesin yüzde 20, iştahını kabartır; yüzde 50, küstahlaştırır; yüzde 100, bütün insani yasaları ayaklar altına aldırır; yüzde 300 kâr ile sahibini astırma olasılığı bile olsa, işlemeyeceği cinayet, atılmayacağı tehlike yoktur. Eğer kargaşalık ile kavga kâr getirecek olsa, bunları rahatça dürtükler. Kaçakçılık ile köle ticareti bütün burada söylenenleri doğrular." (T. J. Dunning, l.c., s. 35, 36.). Aktaran: Marks; Kapital, C. I, s. 788, dipnot).
DEPREM FELAKETİ KADER DEĞİLDİR
6 Şubattan bu yana devam eden ana ve artçı depremlerin etkisi 10 ili ve açıklandığı gibi 13,5 milyonluk bir nüfusu etkisi altına almıştır. Merkez üssü Maraş ve 7,7 ve 7,6 büyüklüklerinde gerçekleşen bu depremlerin neden bu kadar yıkıcı olduğunun açıklanması başka bir yazı konusu olabilir. Ancak, depremlerin şiddeti ne olursa olsun, ne kadar geniş bir sahayı kapsarsa kapsasın, deprem gerçekleştikten sonra yapılması gerekenleri örgütlemekte tek sorumlu güç devlettir. Deprem vergisinde, depreme dayanıklı binaların inşa edilmesi için krediye, ihalelere, kontrollere varana kadar bütün sorunların hesabını vermesi gereken de devlettir.