SAVAŞIN, ENERJİ VE İKLİM KRİZİNİN TARIMA ETKİSİ*
Tarım krizi sorununa yaklaşımda göz önünde tutulması gereken bazı noktalar
Tarım yapısı gereği sanayiye nazaran daha karmaşıktır:
SAVAŞIN, ENERJİ VE İKLİM KRİZİNİN TARIMA ETKİSİ*
Tarım krizi sorununa yaklaşımda göz önünde tutulması gereken bazı noktalar
Tarım yapısı gereği sanayiye nazaran daha karmaşıktır:
DİKTATÖR ERDOĞAN’IN KUR OYUNU
TÜRKİYE AB’NİN “ÜRETİM MERKEZİ” Mİ OLUYOR?
Son birkaç gündür basında ekonomi üzerine söylenenlere bakacak olursak, daha önce doların her zıplamasında ‘bu kriz Erdoğan’ı götürürden”, şimdi Erdoğan’ın nasıl gideceğinin tartışıldığı bir durumla karşı karşıyayız. Öyle ki, bu işin içinde İngiltere’nin de parmağı olduğu yazılmaktadır.
DEĞİŞEN GÜÇLER DENGESİ KOŞULLARINDA G7 ZİRVESİ*
Bu seferki G7 zirvesine, diğerlerinden farklı olarak Çin'e karşı açık bir küresel hegemonya mücadelesi için alınan tedbirler damgasını vurmuştur. Açık ki, günümüzde jeopolitik güç mücadelesi ABD ile Çin arasında olacaktır. Son zirve bunu göstermiştir. Ancak, 21. yüzyıla ne ABD ne de Çin damgasını vurmayabilir; 21. yüzyıl devrimlerin, sosyalizmin damgasını vurduğu bir yüzyıl olabilir.
Kendi tanımlarıyla "dünyanın en büyük sanayi ulusları"nın ilk zirvesi, ABD, Almanya, B. Britanya, Japonya, İtalya ve Fransa'nın katılımıyla 1975'te gerçekleştirilmişti. Bu gruba bir yıl sonra Kanada katıldı. 1998'de de Rusya, grubun 8. üyesi oldu. Ancak Kırım'ın işgali nedeniyle 2014'te gruptan çıkartıldı. 1975'ten bugüne düzenlenen zirvelerin gündemi makro sorunlar bağlamında pek fazla değişmemiştir. Gündemini dünya ekonomisinin, dünya ticaretinin durumu, "gelişen" ülkelerle ilişkiler, enerji sorunu, 'terörizm' vb. oluşturmuştur. İşsizlik, çevre sorunu, uyuşturucu ticareti, iç güvenlik, silahlanmanın kontrolü gibi konular da dönem dönem zirvenin gündeminde yer almıştır.
BİR ACAYİP KRİZ-KONJONKTÜR HAREKETİ
SANAYİ ÜRETİMİ VERİLERİNİN GÖSTERDİKLERİ
EKONOMİK KRİZ VE YOKSULLUK
Ekonomik krizin veya tam söyleyecek olursak kapitalizmde fazla üretim krizinin kavram olarak tanımlanması zor değildir. Aslında yeniden tanımlamaya da gerek yoktur. Ancak, soruna hangi sınıfsal açıdan bakılıyorsa ekonomik kriz de o sınıfa göre tanımlanmaktadır. Bu nedenle saymakla bitmeyecek kadar tanımlaması vardır. Bir ara “Günümüzde Emperyalizm, Sermaye ve Üretimin Uluslararasılaşması Süreci” çalışmasında (1) 30‘a yakın emperyalizm türü saymıştım. Kriz tanımlamasına gelince 30‘u ikiye katlamak gerekir. Neyse, belki de biraz abartıyorum ama abartılı da olsa kriz tanımlaması söz konusu olduğunda acı bir gerçekle karşılaşıyoruz. Belki de burjuva politik ekonominin içerik ve kavramsal olarak Marksist-Leninist politik ekonomiye en çok; derin ve kapsamlı olarak sirayet ettiği alan, ekonomik kriz alanıdır. Kapitalizmde kaç kriz türü vardır sorusundan başlayarak, her olumsuz görüngüyü kriz sayarak, sermaye türlerini birbirine karıştırarak sonunda hiç zahmete katlanmadan kapitalist sistemi çökertmeye kadar uzanabilirsiniz. Yani Marks‘ın tanımladığı ekonomik krizi bayağılaştırabilirsiniz. Bunu nasıl yapabilirsiniz?
COVID-19 Aşısı ve Rekabet
Covid-19’un beraberinde getirdiği toplumsal, ekonomik sorunlar aşı
bağlamında veya vesilesiyle yeni bir aşamaya gelmiştir. Şüphesiz, aşı bu
salgının durdurulmasında önemli bir araçtır. Ancak bu aracın “adaletli”,
“dayanışma içinde” kullanımı bu sistemde mümkün değildir. Aşı hakkı,
sağlık hakkıdır; bu hakkın da kapitalizmde yeri yoktur. Bu nedenle aşı
hakkı mücadelesi aynı zamanda sisteme karşı mücadele seviyesinde ele
alınmalıdır. Aşı bağlamındaki gelişmeler sisteme karşı mücadele olarak
algılanmalıdır.
DÜNYA EKONOMİSİNİN SEYRİ
Covid-19 krizin patlak vermesinin kesinlikle bir nedeni değildir. Sadece ve sadece krizin patlak vermesini hızlandıran, ona vesile olan bir faktördür. 2008'de patlak veren dünya fazla üretim krizi konjonktür hareketini 2019 sonu itibariyle tamamladı. Şimdi söz konusu olan dünya ekonomisinde yeni bir konjonktür hareketidir; dünya ekonomisi yeniden kriz, canlanma ve inişli-çıkışlı durgunluk aşamalarını belli bir dönemde tamamlayacaktır. Şayet bu sömürü ve talan sistemini o güne kadar yıkmazsak.
“ORTAYA KARIŞIK” ÇELİŞKİLER YUMAĞI
Erdoğan nasıl gidecek?
Her zaman olduğu gibi bu sefer de faşist diktatörlükle kavgamızda yapmamız gerekeni yapmaktan bayağı uzak kalsak da rejimi çökerttik, iflas ettirdik, krizler sarmalında boğduk; devlet, rejim krizleri tespitlerini yineledik. Ama hiç birimiz ben özneyim, kahrolası çürümüş, kokuşmuş bu sömürgeci faşist rejimi yıkmak benim tarihsel misyonumdur demedik, diyemedik. Çökerten gücü bu sefer de kendi dışımızda aradık. Dışımızdaki güçler, yapmamız gerekeni yapıyor, biz de neredeyse adeta seyrediyoruz.