deneme

7 Mart 2019 Perşembe

STALİN - BURJUVAZİNİN ANILMASINDAN BİLE KORKTUĞU DÜNYA PROLETARYASININ ÖNDERİ



STALİN - BURJUVAZİNİN ANILMASINDAN BİLE KORKTUĞU DÜNYA 

PROLETARYASININ ÖNDERİ

GORİ’DE ANMA İZLENİMLERİ

Daha önce Rusya izlenimlerinden farklı bir durumla karşılaşmayacağımızı tahmin ediyorduk. Ama sözüm ona örgütlü Gürcü güçlerin durumu ve Stalin‘i sahiplenmeleri bizi oldukça şaşırttı.
Birbirinden bağımsız anmalar yapıldı.

Bir taraftan Avrupa‘dan Asya‘dan, Afrika‘dan irili-ufaklı gruplar veya ailecek gelen insanlar müzeyi, doğduğu evi, Tahran, Yalta Konferansları için kullandığı vagonu ziyaret ediyorlar, hiç de istekli hareket etmeyen görevliler tarafından bilgilendiriliyorlar. Bu ziyaretçiler arasında ancak başkalarının yardımıyla yürüyebilen insanlar olduğu gibi genç insanlar, çocuklar da vardı. 



























5 Martta anma amaçlı müze ziyaretine gelen gruplardan sadece birisi.


Tekil, “yerli” olduğu her halinden belli olan genç insanlardan oluşan arkadaş grupları, çocuklarıyla birlikte aileler. Bunlar yakın çevreden gelen, yardım almaksızın müzeyi ziyaret edenlerdi.

Üçüncü grubu da aşağıda anlatacağımız gibi “örgütlü” olanlar oluşturuyordu.





















Sevenlerinin anma eyleminden görüntüler.


























Gori gibi Tifls’e, kimine göre 70, kimine göre 90 km uzaklıkta. Stalin‘in doğduğu yer olmaktan öte hiçbir özelliği olmayan bir yere bunca insan geliyorsa bu, Stalin‘e, onun nezdinde sosyalizme, Marksizm-Leninizme inancın, sempatinin, ölmeyen, öldürülemeyecek bir sevgi ve saygının sonucudur diye düşünüyorum.



























Doğduğu evden (oda) görüntüler. Bu ev iki odadan oluşmakta ve yağmur, kar ve güneşe karşı koruma altına alınmış. Çatı kısmını kapatan koruma örtüsü kızıl bayrak, orak+çekişle süslenmiş.

























 

Müze görevlilerinin umursamazlığına, istemeye istemeye iş yapmasına teslim olursanız fazla bir şey göremeden dönersiniz. Ama birazcık sorarsanız, mecburen yapmaları gereken iş yapıyorlar. 
























 



















Müzeden bir kesit.

5 Mart günü küçük çaplı anmaların yapıldığı söylenmişti. Bekledik, öyle bir gelişme görmeyince saygı duruşunda bulunduk ve gitmek üzereyken, kızıl bayraklı bir yaşlılar grupçuğu geldi. Katıldık. Nereden geldiğimizi, niçin geldiğimizi anlatmaya çalışırken, Türkçe bilen bir kadın devrimci vasıtasıyla o küçük topluluğa hitaben kısa bir konuşma yaptık. Memnun oldular.



























Müzeden başka bir kesit.

Anladığımız kadarıyla devlet baskısı, maddi olanaksızlık bu insanları çaresizliğe sürüklemiş. Anmadan sonra bizi bürolarına davet ettiler, ama önce kiliseye gideceğiz, istiyorsanız gelebilirsiniz dediler. Sindirilmişliği ve korkuyu, kiliseye gitmekle atacaklarını sanıyorlar. Söyledikleri şu: Devlet, burjuvazi, Stalin, dinsiz, tanrıya inanmıyor türünden anti-propaganda yapıyor, bu propaganda halk arasında etkili oluyor ve bu propaganda karşısında Stalin’i, ölüm gününde kilisede de anmayı çare olarak görüyorlar. 



























Tahran ve yalta konfernslarına gitmek için kullandığı vagondaki çalışma (toplantı) yeri.


Tuhaf duygular içinde merakıma yenildim ve 20-30 kişilik grupla Gori‘nin en büyük kilisesine gittik. Kilisenin kapısında iki papaz şaşkın ve sorgular gözle içeri girmemizi izlediler ve içeride mumlar yakıldı, papaz sessiz olmamızı talep etti. Dua edilen yerde, en önde bir Stalin portresi arkasında onca insan papazın duasını dinledik.

Anlaşılan o ki, bu anma pratiği her yıl tekrarlanıyor. Bunun Stalin‘i devrimci anmakla hiçbir ilişkisi yok. Bu tür anmalar, onu, doğduğu evi/yeri kutsallaştırmaya hizmet etmektedir. Bu arkadaşlar, bilmeyerek Stalin‘in, Bolşevizmin devrimci içeriğini boşaltıyorlar, gizemleştiriyorlar.


























II. Dünya Savaşı döneminde hükümet toplantılarında kullanılan mbobilya.



Kilise çıkışında katılımcı sayısına göre oldukça kalabalık olan basın “ordusu”ndan bir yerel tv. söyleşi talebinde bulundu. Kim olduğumuzu, nereden ve niçin geldiğimizi, Stalin’i anmanın ne anlama geldiğini sordu. Anlattık. 
 


























Müzeden bir kesit.


Türkçe bilen Gürcü devrimci kadın arkadaş, Stalin‘in anılarının özel evlerden yaşatıldığını, oralara da gitmemiz gerektiğin söyledi. Öyle bir eve gittik. O zamana kadar görmediğimizin ötesinde fazla bir şey görmesek de insanlardaki Stalin sevgisi, devletin yok etmeye çalıştığı çok şeyin bugünlere gelmesini sağlamış. Bu anlamda şunu da belirtmek gerekir:

Gürcü devleti, burjuvazisi, Bolşevizmi ve Stalin‘in izini tamamen silmek için yoğun bir uğraşı içinde. Heykellerin yıkıyor, kırıyor, müze umursamazlık içinde yönetiliyor. Bu durumlarda özel kişiler bazı şeyleri sahiplenince devlet bir şey yapamıyor. Örneğin müze önündeki o devasa heykelin devlet yerinden söküp atıyor, anma yapan örgütlü grupçuk özel sahipleniyor ve bakımını üstleniyor.
Gelecek (son) yazıda Bolşeviklerin Tiflis’teki izini süreceğiz. Çarlık polisinin üç sene boyunca (1903-1906) bulamadığı o illegal matbaayı, o baskı makinasını, baskı işinin nasıl örgütlendiğini resim ve krokileriyle birlikte anlatacağız ve gezinin bir değerlendirmesini yapacağız.

5 Mart 2019, Gürcistan, Gori.