deneme

19 Temmuz 2022 Salı

İKİSİ BİR ARADA: CİDDE VE TAHRAN ZİRVELERİ

İKİSİ BİR ARADA: CİDDE VE TAHRAN ZİRVELERİ

SAFINIZI BELİRLEYİN TURLARI

ABD Başkanı J. Biden 13-16 Temmuz tarihleri arasında İsrail, Batı Şeria ve Suudi Arabistan'ı kapsayan Orta Doğu ziyaretini tamamladı. 19 Temmuz'da ise Tahran’da Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Yedinci Toplantısından sonra Rusya, İran ve Türkiye’nin katılımıyla Astana formatında Yedinci Üçlü Zirve Toplantısı gerçekleştirilecek. 

NATO’nun Madrid Zirvesinde resmileştirdiği “Yeni Stratejik Konsept”, “kurallara dayanan uluslararası düzen”in korunması için, diğer şeylerin yanı sıra dünyanın her tarafında “dostluğa”, karşılıklı çıkara dayanan müttefiklik ilişkilerinin geliştirilmesini öngörmektedir. Amerikan emperyalizminin baş siyasi temsilcisinin Ortadoğu turu bu çerçevede ele alınmalıdır.

Gelişen/değişen güç dengelerinden dolayı ABD/NATO’nun güçlükle tuttuğu “dostlar” cephesi, ortaya çıkan yeni koşullardan dolayı dağılmaya yüz tutmuş durumdadır. Çok rekabet merkezli dünyanın artık tarih olmaya yüz tuttuğu günümüzde yeni bloklaşmalar, yeni müttefiklik ilişkileri, amacı bu olan zirveler, toplantılar giderek sıklaşacaktır. Kutup başını çekenler; bir taraftan ABD, diğer taraftan Rusya/Çin dünyanın geleceğini şekillendirmek için jeopolitik rekabetlerinde ülkeleri kaçılınılmaz olarak taraflarını belirlemeye zorlayacaklardır. Bu zorlama bazen “havuç” ile, bazen de “sopa” ile yapılacaktır. Açık ki, bundan sonra ABD/NATO ve Rusya/Çin’in düzenlediği her uluslararası toplantıda taraf belirleme bir biçimde işlenecektir.

J. Biden’ın turunda da niyet, katılımcılara safınızı belirleyin demekten başka bir şey değildi. Gerileme/çökme sürecinde olan Amerikan emperyalizmi dünya çapındaki mevcut hakimiyetini, yükselen, meydan okuyan güç olarak Çin karşısında en azından korumak için başka ülkelerle ilişkilerinde yöntem değiştirmiş gibi bir tavır sergiliyor.

Donald Trump, S. Arabistan Kralı Salman'a, "ABD'nin desteği olmadan iki hafta bile iktidarda kalamazsınız" sopasını sallarken Joe Biden, Rusya tarafında durmayın, petrol üretimini artırın, İran’a karşı İsrail’le ortaklık içinde olun, kendinizi Çin’e kaptırmayın türünden söylemlerle tarafınızı yanlış seçmeyin diye adeta yalvarıyor.

Körfez İşbirliği Konseyine (KİK) üye ülkelerin yanı sıra Mısır, Irak ve Ürdün’ün davet edildiği “Güvenlik ve Kalkınma Zirvesi”inde Biden’ın yaptığı konuşma “Ali kıran baş kesen” Amerikan emperyalizminin, en azından Ortadoğu’da ne hallere düştüğünü göstermeye yeter de artar bile. Arap dünyasının 9 ülkesinin liderlerinin katılımıyla düzenlenen zirvede J. Biden’ın konuşması “kurallara dayalı uluslararası düzeni” korumamıza yardım edinin ötesine geçmemiştir.

Konuşmasında ne demişti? “Dünyada ve Orta Doğu’daki düzeni baltalamaya yönelik çabalara şahit oluyoruz.” Yani “kurallara dayalı dünya düzeni”ni yıkmaya çalışanlar var. Bunlar da Rusya ve Çin’dir, Ortadoğu’da da İran’dır.

Biden’a göre ‘Çin, Hint-Pasifik bölgesi başta olmak üzere bütün dünyada baskılarını artırmaktadır, Rusya, komşusu Ukrayna’ya karşı savaşı sürdürmektedir ve İran da Ortadoğu’daki istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine devam etmektedir’.

Ama ABD, “kurallara dayalı dünya düzeni”nin koruyucusu olarak, bölgede aktif bir ortaklık içindeki varlığını sürdürecek ve bölgedeki müttefiklerimize terörle mücadelede destek olmaya devam edecektir. Biden, “Asla çekip gitmeyeceğiz ve bölgede Çin, Rusya veya İran tarafından doldurulacak bir boşluk bırakmayacağız.” diyor. Yani ABD’nin esas sorunu, Ortadoğu ülkelerini Çin, Rusya ve İran ile korkutarak saflarını belirlemeye zorluyor.

 J. Biden'ın "Körfez ülkeleri ile ilişkilerimizi güçlendirmede ilerleme kaydettik. Ortadoğu’da Rusya ve Çin’e dolduracak boşluk bırakmayacağız” açıklaması tamamen emperyalist, hegemonyacı, bölge ülkelerini aşağılayıcı, biz olmazsak bir hiçsiniz mesajını veren jeopolitik bir anlam taşımaktadır. Biden bu sözleriyle diyor ki, dünya hakimi ABD’dir, öyle kalacaktır, dolayısıyla Ortadoğu’nun sahibi de biziz ve bu durumda bir değişme olmayacaktır, olmaması için de “Ortadoğu’da Rusya ve Çin’e karşı doldurulacak boşluk bırakmayacağız”, size düşen görev de bizim yanımızda yer almak olacaktır.
Yani, J. Biden, tarafınızı belirleyin diyor.

Biden’ın Körfez ülkelerini jeopolitik kıskaca alma çabasına Çin’den cevap gecikmedi: Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin, ‘Ortadoğu’da boşluk yok, Ortadoğu’nun sahibi Ortadoğu halklarıdır, Ortadoğu hiç kimsenin arka bahçesi değildir. Ortadoğu ülkelerinin egemenlik haklarını destekleyen Çin, uluslararası toplumla beraber bu bölgede barış ve refahın gerçekleştirilmesi için katkıda bulunmaya hazırdır.’

Tabii bu da ayrı bir emperyalist politika. Çin, Körfez ülkelerine ABD karşısında yalnız değilsiniz, “dik durun” arkanızda ben varım mesajını veriyor. Körfez ülkeleriyle gelişmiş ticari ilişkiler Çin’e bunu söyletiyor.

Bu sözleriyle Biden, “kurallara dayalı uluslararası düzen”in; başka bir ifadeyle Amerikan hegemonyası için NATO’nun Madrid zirvesinde kararlaştırılan “Yeni Stratejik Konsept”in Ortadoğu’da hayata geçirilmesi için Rusya ve Çin’e karşı mücadelede Ortadoğu ülkelerinin İsrail ile müttefiklik içinde mücadele etmeleri gerektiğini açıklıyordu. Bu mücadelenin içinde İran’a karşı bir Arap-İsrail ittifakı da kurulmalıydı, öyle ki, Ürdün Kralı II. Abdullah’a göre “Arap NATO’sunun inşası” artık gündemdeydi.

Ne var ki, zirveden “Arap NATO’su” veya da “İran’a karşı ittifak” çıkmadı. S. Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ABD için hayal kırıklığı olan sonucu açıkladı: “Arap NATO’su diye bir şey yok, zirvede de böyle bir şey konuşulmadı. Körfez ülkeleriyle İsrail arasında İran karşıtı bir savunma ittifakı kurulması konusu gündeme gelmedi.”

Joe Biden, “Bölgede hiçbir ülkenin bir diğerini askeri yollarla kontrol etmesine izin vermeyeceğiz” diyerek, İran’ın ülkelerinize saldırmasına ve işgal etmesine izin vermeyeceğiz, ancak bunun yapabilmemiz için sizlerin de yanımızda olmanız gerekir, diyor.

Biden, İran ile nükleer görüşmeler bağlamında diplomatik çabalarımızı sürdüreceğiz, İran’ın nükleer silah üreteceğinden korkmayın, çünkü ABD İran’ın nükleer silah üretmesine asla izin vermeyecektir, diyor.

Biden asıl amacını şöyle açıklıyor: “ABD, kurallara dayalı uluslararası düzene katkıda bulunan ülkelerle ortaklığını desteklemek ve güçlendirmek için çalışacak. Bu ülkelerin de kendilerini dış tehditlere karşı koruyabilmelerini sağlayacağız.”

ABD, bu zirvede istediği sonuca ulaşamadı. Amerikan emperyalizmi “kurallara dayalı uluslararası düzeni” korumak ve savunmak için Ortadoğu’yu istediği kıvama getiremedi. Bu zirvede katılımcı ülkeler ABD’nin isteğine uyarak Çin ve Rusya düşmanlığı tavrı içinde olmadılar.

Sonuç:

Biden’ın Ortadoğu gezisi, dünya jeopolitiğinin hızla değiştiği, Ortadoğu’nun da bu değişime göre yeniden şekillenmesinin gündemde olduğu koşullarda gerçekleşti. Amerikan emperyalizmi Ortadoğu’yu açık ki, İsrail ile birlikte yeniden dizayn edecektir. Ancak, bu ziyaretten umdu sonucu aldığı söylenemez.

Arap ülkeleri ABD’nin İran politikası karşısında bir bütünsellik sergilemiyorlar. S. Arabistan’ın İran ile rekabeti, örneğin Körfez Ülkelerinin Amerikan emperyalizminin çıkarlarına göre hareket etmelerini berberinde getirmiyor. BAE Devlet Başkanlığı Danışmanı Enver Gargaş, İran ile sorunlar yaşadıklarını ama İran’la çatışmanın Abu Dabi için seçenek olmadığını söylemesi Körfez’de İran’a karşı askeri örgütlenme anlayışını boşa çıkartmaktadır. Yani, Arap ülkeleri İran’a karşı aynı tavır içinde değiller; kolektif hareket etmiyorlar. Bu anlamda da bir Ortadoğu veya Arap NATO’su hayaldir.

Arap ülkeleri Çin ve Rusya ile ilişkilerinde de ABD’den ayrılıyorlar. Örneğin, BAE’nin Çin ile ticari, yatırımsal (ekonomik) ilişkileri ileri seviyededir; bu ülke 6 bin Çin şirketi faaliyet göstermektedir.

Öyle ki, Veliaht Prens Bin Selman, ‘Başka ülkelere değer dayatmak için yaptığınız Irak ve Afganistan işgallerine bakın’ diye Biden’a efelendi. Ama Biden, Suudi Arabistan ile “İyi görüşmeler yaptık”, “Enerji güvenliğini” garantiledik, “Arabistan’ın güvenlik ve askeri ihtiyaçları ile ülkenin karşılaşabileceği tehditleri ele aldık” açıklamalarını yapmakta geri kalmadı. Doğrudur, ABD bu ülkeye biraz daha silah satmayı garantilemiş olabilir. Görüşmelerde “Arabistan’ın karşı karşıya olduğu tehlikeler”, “enerji güvenliği”, “silahlanma” önemli bir yer almış olabilir.

Ama Amerikan emperyalizmi Ortadoğu’da umduğunu bulamadı; Körfez İşbirliği Konseyine (KİK) üye ülkelerin yanı sıra Mısır, Irak ve Ürdün’ün davet edildiği “Güvenlik ve Kalkınma Zirvesi”inde bu 9 Arap ülkesini ikna edemedi, Rusya, Çin ve İran’a karşı örgütleyemedi; Rusya ve Çin’in etkisini kıramadı.

Biden, Trump’ın Filistin sorununu ortadan kaldırmaya, yok saymaya yönelik tahribatını güya düzeltmek için Filistin Devlet Başkanı Abbas ile görüşmesi de istenilen sonucu vermedi. Ortada bir yandan gazeteci Akile cinayeti ve bu cinayet bağlamında İsrail yanlısı tavrı, diğer yandan Kudüs’ün Trump kararıyla İsrail’in başkenti ilan edilmesi, İsrail’in Filistin topraklarını işgale ve Filistinlileri katletmeye devam etmesi dururken Biden’ın iki devletli çözümü kabul ettiğinin ne anlamı olabilirdi?

J. Biden eli boş döndü de denemez! Yaptırım altındaki Rusya’nın petrol arzı boşluğunu doldurmak için S. Arabistan’dan petrol üretimini arttırmasını istedi. Ama istediği cevabı tam alamadı. S. Arabistan, günlük petrol üretimini 12 milyon varilden 13 milyon varile çıkarmasına çıkardı ama veliaht Prens Selman da açıkça uyardı: “Gerçekçi olmayan enerji politikaları yüksek enflasyona yol açacak.”

Biden, S. Arabistan’ın İsrail’i resmen tanıyıp, ilişkilerini normalleştirmesini amaçlıyordu. S. Arabistan Suudi hava sahasının İsrail uçaklarına açılmakla yetindi. Bunun İsrail ile ilişkilerin normalleşme anlamına gelmediğini Arabistan Dışişleri Bakanı ‘hava sahasını açılmasının İsrail’le ilişki normalleştirmenin “ilk adımı” olarak görülmesinin yanlış olacağını’ açıkladı.

Ortadoğu ABD’ye güvenmiyor, güvenenin de sesi çıkamıyor.

Biden, toplantılarında ABD’nin güç kaybediyor, buna karşın Çin ve Rusya’nın güçleniyor olduğunu bizzat gördü.

Ortadoğu’da zayıflayan Amerikan hegemonyası bölgedeki müttefiklik ilişkilerinin artık eskisi gibi devam etmeyeceğini, bölge ülkelerinin arayış içinde olduklarını, çok yanlı/yönlü politikalara göre hareket ettiklerini göstermektedir.

Amerikan emperyalizminin tarafınızı seçin diye Körfez ülkelerini Rusya ve Çin’e karşı kendi yanına çekmek için ikna girişimi sonuçsuz kaldı.


Gelecek makale

Tahran Zirvesi ve sonuçları