deneme

Althusser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Althusser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2021 Salı

POST-MARKSİZM, MARKSİZM-LENİNİZM VE SOSYALİZM


SOSYALİZM ÜZERİNE SORULAR (II)

(Birikmiş Sorular Dosyasından)


POST-MARKSİZM, MARKSİZM-LENİNİZM VE SOSYALİZM


Troçkist gibi post-marksist de senin ruhunu, bir Marksist-Leninisti, Marksist-Leninist yapan bütün değerleri, ilkeleri masaya yatırır; pazarlar, satın alır. Amacı, seni sen yapan değerleri ayak altına düşürmektir. Pazarlık, 1 sene, 5 sene, 10 sene, 15 sene, 20 sene sürebilir. Marksist-Leninistin “pes” etmesini bekler. Troçkist ve post-Marksistin zamanı çoktur. Bunların işçi sınıfını örgütleme, devrim yapma diye bir dertleri yoktur. Tam tersine işçi sınıfını örgütleyemeyesin, devrim yapamayasın diye çırpınırlar; tam da bunu engellemek için uğraşırlar. Bu nedenle 5-10 sene, 20 sene tartışırlar. Gerekirse 30 sene de tartışırlar. Böylece, Marksist-Leninistin ideolojisinde, ideolojik duruşunda, ilkelerinde geriye bir şey kalmayana kadar tartışırlar. Masaya yatırılan Marksizm-Leninizm lime lime edilir.

7 Aralık 2020 Pazartesi

“POST-KAPİTALİZM” ÜZERİNE DÜŞÜNCELER VE FANTEZİLER (I)



POST-KAPİTALİZM” ÜZERİNE DÜŞÜNCELER VE FANTEZİLER (I)

KARŞI İKTİDAR” VE ÖRGÜTLENME SORUNU

Her ekonomik kriz döneminde ideolojileri farklı olan akımların şimdilerde “post-kapitalizm” olarak tanımlanan kavramsal anlayışlarını açıklamaya çalıştıklarına şahit oluruz. “Post-kapitalizm”, yani kapitalizm sonrasına kafa yorarlar. Her komünist, her komünist partisi, bir çırpıda kapitalizm sonrası sosyalizmdir der. Bu bizim açımızdan kolay. Ancak, kapitalizm sonrasının sosyalizm olmadığını, kapitalizm sonrasına kendiliğinden, devrimsiz varılacağını söyleyenler de var. Bunların çoğunluğu, kapitalizm sonrasına komünist partisiz varılacağı anlayışındalar. Komünist parti enflasyonunu göz önünde tutarak, komünist partiden kastettiğim Leninist ilkelere göre örgütlenmiş partidir, Marksist-Leninist partidir.

26 Kasım 2012 Pazartesi

BİR DEMAGOGUN HEZEYANLARI - “EZİLENLERİN MARKSİZMİ” - ANTİ-SINIFÇILIK

-->

8. makale

BİR DEMAGOGUN HEZEYANLARI

EZİLENLERİN MARKSİZMİ” - “ÇAKMA MARKSİZM”
EZİLENLERİN MARKSİZMİ” - ANTİ-SINIFÇILIK
(Sıkça sorulan sorular)

“Ezilenlerin Marksizmi” yazısını demagoji nasıl yapılırı öğrenmek için mutlaka okumalısınız. Bu yazıda Althusser'ciliğin bütün “incelikleri”ni, Marksizmin reddini, yöntem olarak diyalektik ve tarihsel materyalizmini reddini, işçi sınıfına karşı beslenen kin ve nefreti vs. görebilirsiniz. Demagoji ile üstü örtülen bu gerçekleri göstermeye çalışacağım.

Marksizm, ezilenlerin barbarlığıyla, kanıyla, mücadele tarzıyla ve ideolojiyi edinim formuyla irtibatlanmalıdır” deniyor.

Eğer burada “Marksizm” denirken her dünyalının anladığı, yaşıyor olsalardı Marks, Engels, Lenin ve Stalin'in anlayacağı Marksizmden, dolayısıyla Marksizm-Leninizmden bahsediliyorsa yukarıdaki cümlenin içeriği bir küçük burjuva darkafalının; Lenin'in deyimiyle bir Spiesser'in veya bir Philister'in çığlığıdır; işçi sınıfı yok, ezilenler var; Marksizm işçi sınıfının “barbarlığıyla, kanıyla, mücadele tarzıyla ve ideolojiyi edinim formuyla” değil, “ezilenler”inkiyle “irtibatlanmalıdır”.

6 Eylül 2012 Perşembe

TP DÜNYASINDA GEZİNTİ Post-Marksizmin, Post-Marksizme karşı mücadelesi



3. makale

TP DÜNYASINDA GEZİNTİ
Post-Marksizmin, Post-Marksizme karşı mücadelesi
(Sıkça sorulan sorular)

Bu makalede elimizdeki mevcut yazılar temelinde TP dünyasında gezinti yapacağız. Gezintinin herhangi bir konu sistematiği yok. “Ezilenler” ve “ezilenlerin Marksizmi”ne varmak için bu derginin dünyasında biraz dolaşmak gerekiyor.
TP, coğrafyamızda tasfiyecilik ve demagoji bakımından ne denli “usta” olduğunu sergiliyor. Ne de olsa ona önderlik eden Althusser-düşünceleridir.

Ezilenler ve Marksizm” yazısının “giriş”inde şunları okuyoruz:
Ancak ezilenlerin fiilen safında yer almak bir Marksistin öncelikli ödevidir. Lenin’in ifadesiyle, ezilen ve sömürülen bütün küçük insanların ezenlere önsel, bütün akıllardan önce gelen kininin bir ifadesi olan ve Marksizme özgü olmayan bu fiili yer alış olmadan Marksist olunamaz”.
TP, Marksist olmanın kıstaslarını ilerici olmanın, demokrat olmanın kıstaslarıyla bilinçli olarak birbirine karıştırıyor ve bundan da Marksist olmak için ezilenlerin yanında yer almak gerekir diyor; ezilenlerle Marksizm arasında böyle bir bağ kurmaya çalışıyor. “Ezilenlerin safında yer almak” her ilericinini her demokratın ve bu arada her Marksistin de görevidir. TP bundan “öncelikli görev” sonucunu çıkartıyor. “Bir Marksistin öncelikli ödevi”, kapitalist sisteme karşı mücadelede, sosyalizm için mücadelede yer almaktır. Bir Marksistin “aklı-fikri”, eylemi, kapitalist düzene karşı mücadeledir; bu sistemi değiştirme mücadelesidir. Bir Marksist aynı zamanda ezilenlerin mücadelesi karşısında kayıtsız kalamaz; bu benim görevim değildir diyemez. TP, aradaki bu farkı görecelendirmekle kalmıyor, aynı zamanda Marksist olmanın koşulu yapıyor.

25 Ağustos 2012 Cumartesi

ALTHUSSER “ÜSTAT” SUS, SUS Kİ, “TEORİ VE POLİTİKA” KONUŞSUN!


2. makale

ALTHUSSER “ÜSTAT” SUS, SUS Kİ, “TEORİ VE POLİTİKA” KONUŞSUN!

(Teori ve Politika dergisi ve coğrafyamızda Post-Marksizme zemin oluşturma çabaları)
(Sıkça sorulan sorular)

TP, 44. sayısında Ali Osman Alayoğlu kimi izlememiz gerektiği konusunda yolumuza ışık tutuyor: “Althusser’in yaptığı özeleştirilerle sürekli tahrifata uğrattığı Marx İçin ve Kapital’i Okumak’taki epistemolojik materyalist duruşu çıkış noktamızdır. Bu materyalist duruşta, tüm hayatı boyunca hiç değiştirmediği görüşleri baş köşede oturmaktadır. Marksizmin derin bir krizde olduğu bir dönemde, krizin teorik cepheden çözümü için çabalarken, Tarihin öznesiz ve ereksiz bir süreç olduğunu Althusser’siz ortaya koymayı düşünmek ne büyük bir hata olacaktır!“

Yazının başlığı “Bir Kez Daha Konuş Althusser!“ Yazısının girişinde Alayoğlu, “Balibar, “Bir kez daha sus Althusser” diyordu“ diyor ve sonra Balibar'ı konuşturarak devam ediyor: “Althusser sus,.. sus ki Althusser konuşsun!“
Bütünselliği ile “üstat” mı paylaşılamıyor, yoksa bir Althusser'in konuşması için diğer Althusser'in susması mı talep ediliyor, pek anlayamadım. Ama o kadar da önemli değil. Madem ki, Alayoğlu “Bir Kez Daha Konuş Althusser” diyor, biz de onu bir kez daha konuşturalım.

15 Ağustos 2012 Çarşamba

POST-MARKSİZMİN KAYNAĞI, YÖNTEMİ VE SAVLARI (Althusser'cilik Nedir, Ne Değildir) (Sıkça sorulan sorular)




Ön açıklama
Post-Marksizm denince aklıma Avrupa'nın 1968 gençlik kuşağı ve 1970-1980 dönemi geliyor. Eylemci, eylem içinde o gününün koşullarında devrimcileşen ve anladığı kadar devrimciliğin hakkını veren gençlikten bahsetmiyorum. O gençlik mücadele ederken, kısmen onun içinde, ama sürekli dışında kalan ve “tartışma kulüpleri“inde dünyayı ben yarattım tartışmalarını yapan “entel“ takımından bahsediyorum. Gençlik mücadelesi, “komünist parti“ örgütlenmeleriyle örgütlenmesinin doruk noktasına vardı; sonrasında Anadolu coğrafyasının da tanıdığı görüş ayrılıkları, bölünmeler, parçalanmalar derken geriye, bugünlere pek fazla bir şey kalmadı. Ama “entel“ takımı Marksizmi başkalaştırma; Marksizm diyerek Marksizmin içini boşaltma mücadelesini sürdürdü. Bu süreçte “üstat“lar, öğrencilerini yetiştirdiler ve yaşama veda ettiler, ama öğrencileri Marksizmin içini boşaltma davalarını inatla sürdürdüler. Gündüzleri amfilerde sürdürülen şiddetli tartışmalar akşamları tartışma kulübüne çevrilen “kırmızı şaraplı, biralı“ salonlarda, öğrenci yurtlarının “kafe“lerinde, “komün“lerde (öğrenci evleri) devam ettirildi. Burjuvazi uyanıktır, bu tartışmaların önderlerinin önünü açtı. Üniversiteleri, bir biçimde “K“cı olanlardan (“komünist“ olanlardan) temizledi, ama “Marksizmi yenileyenler“e; Marksizmi yeni koşullara göre geliştirenlere dokunmadı. Bu arada dünyanın “hal ve gidişi“ de değişti. Kapitalist dünyada bu değişimin kaçınılmazlığı 1974/75 ekonomik krizi sürecinde görüldü; Keynescilik artık gereksizdi ve yerini 1980'li yıllarla birlikte neoliberalizm almaya başladı (ABD, İngiltere). Sonra '90'lı yılların hemen başında Sovyetler birliği ve revizyonist blok dağıldı. Emperyalist burjuvazinin yoğun antikomünist saldırısı, aynı zamanda yönlendirmeyi de içeriyordu. Teori dünyası altüst oldu; Marksizm-Leninizm her alanında tarihinde görülmemiş bir bombardımana tutuldu; ortalık Markizm-Leninizmi değil, ama nedense sadece Marksizmi geliştirenlerden, ona katkıda bulunanlardan geçilmez oldu. Bu uğraşının toplamına Post-Marksizm deniyor.