deneme

sistem krizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sistem krizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2022 Perşembe

İDEOLOJİ TACİRLERİ, HAYAL PAZARLAMACILARI

 

 İDEOLOJİ TACİRLERİ,

HAYAL PAZARLAMACILARI

İdeoloji tüccarlığı, hayal pazarlamacılığı nasıl yapılır, insanlığın geleceği daha bugünden nasıl satılır (tabii ideolojik olarak) diye sorarsanız bunun cevabını her yerde bulamazsınız. Bu türden anlayışların pazarlandığı özel borsalar var, o “siyaset” borsalarına bakmanız gerekir. Buralar bugünle; toplumsal gelişmenin mevcut haliyle gelecek arasında ilişki kuran platformlardır. Geleceğe nasıl varılacağı, bunun için nelerin yapılması gerektiği konusunda bolca verilere ulaşabilirsiniz. Ancak, bizzat bugün ben ne yapıyorum sorusuna asla bir cevap bulamazsınız. Bizzat yapmak, örneğin, geleceği bizzat örgütlemek, yani gelecekteki toplumu gerçekleştiren özne olmak onların işi değildir. Bu mücadelede kendilerine düşen payın “akıl” vermekten ibaret olduğuna inanırlar. Verdikleri “aklı” gerçekleştirmek zorunda olanlar başkalarıdır. O “başkaları”yla da bunların bir ilişkisi yoktur.

12 Nisan 2022 Salı

KAPİTALİZMİM GENEL KRİZİNİN BEŞİNCİ AŞAMASI

KAPİTALİZMİM GENEL KRİZİNİN BEŞİNCİ AŞAMASI

MARKSİST-LENİNİST POLİTİK EKONOMİNİN SORUNLARI (II)

Marksist-Leninist politik ekonominin sorunları üzerine çalışmalarımın hemen hemen hepsi kapitalizmin genel krizinin gelişmesi ve aşamaları bağlamında ele alınmıştır. Bu konuda kitap çalışmalarının ötesinde tekil makalelerde de bu kriz ele alınmıştır. Bu nedenle kapitalizmin genel krizi ve aşamaları üzerine burada ayrı bir yazı ele almak yerine daha önceki çalışmaların özetini aktarmakla yetineceğim. Kapitalizmin genel krizinin son aşaması için söylenmesi gerekenler farklı makalelerde ele alındığı için bu aşama için de yazılmış olanlardan yararlanacağım.(1)

28 Şubat 2021 Pazar

KAPİTALİZMİN GENEL KRİZİ BİZE NE ÖĞRETİYOR?

 

KAPİTALİZM SONRASI (“POST-KAPİTALİZM”) ÜZERİNE DÜŞÜNCELER 

VE FANTEZİLER (IV)

(Birikmiş Sorular Dosyasından)

KAPİTALİZMİN GENEL KRİZİ BİZE NE ÖĞRETİYOR?

DÜNYANIN HAL-İ PÜR MELALİ!

Sermaye ölümcül bir bunalım sarmalına yakalanıyor. Bu bugüne kadar sözü edilen “genel bunalım”dan farklı olarak “Sermayenin varoluşsal bunalımı” oluyor. Çünkü sermayenin üretici güçleri geliştirme yeteneği giderek öylesine zayıfladığından dolayı kendisini genişletme düzeyi sürekli düşüyor. Sermaye daha çok yoğunlaşıp merkezileşerek, sömürüyü daha çok yoğunlaştırarak bunu kendi elleriyle hazırlıyor ve bu onun kendi idam fermanını kendi elleriyle imzalamasından başka bir anlama gelmiyor. 

24 Şubat 2021 Çarşamba

”KAPİTALİZMİN VAROLUŞSAL KRİZİ” Mİ YOKSA KAPİTALİZMİN GENEL KRİZİ Mİ?

 

KAPİTALİZM SONRASI (“POST-KAPİTALİZM”) ÜZERİNE

DÜŞÜNCELER VE FANTEZİLER (III)

(Birikmiş Sorular Dosyasından)


KAPİTALİZMİN VAROLUŞSAL KRİZİMİ YOKSA

KAPİTALİZMİN GENEL KRİZİ Mİ?

DÜNYANIN HAL-İ PÜR MELALİ!

Bu makalede, özellikle 2008 dünya krizinden buyana sıkça konuşulan “kapitalizmin varoluşsal krizi”nin, “sistem krizi”nin ne olup olmadığını ve Marksist-Leninist politik ekonominin geliştirdiği kapitalizmin genel krizinin ne anlama geldiğini ele alacağız.

23 Temmuz 2012 Pazartesi

KRİZ KARŞILAŞTIRMASI (II) EKONOMİK KRİZ VE KAPİTALİZMİN GELECEĞİ ÜZERİNE FANTEZİLER

KRİZ KARŞILAŞTIRMASI (II)

EKONOMİK KRİZ VE KAPİTALİZMİN GELECEĞİ ÜZERİNE FANTEZİLER


II-DÜNYA ÇAPINDA GENEL VE KAMU BORÇLANMASI – BORÇLANMA KRİZİ

Borçlanma konusunda durum tespiti yapmakla yetineceğiz. Zaten bir biçimde yazı içinde borçlanmanın nedenlerine değinilmiştir.

IMF verilerine göre dünya çapında toplam borç (özel + kamu) miktarı 1990'da 18 trilyon dolardı. Bu miktar 2000 yılında 35 trilyon dolara çıkar; 10 senede yaklaşık 2 misli artar. 2010 yılında ise dünya borç tutarı 95 trilyon dolara çıkar; 10 sene içinde 2,78 misli artar. 1990'dan 2010'a, sadece 20 sene içinde dünya borç miktarı yüzde 427 oranında -yaklaşık 5,3 misli- artar. Bu ve aşağıdaki veriler dünya ekonomisinin borç üzerine kurulmuş olduğunu değil, ama çarkın borçlanarak ancak çevrilebildiğini göstermektedir. Dünya ve ülkelerin borçlanma boyutu bizdeki halk deyimi “borç yiğidin kamçısıdır”ın öyle pek geçerli olmadığını göstermektedir. Belki de meydanda “yiğit” olmadığı için geçerli değildir. Şüphesiz, borçlu hiçbir devlet ve şirket, borcun “üzerine yatmıyor”, borcu borçla kapatıyor; yani eski borcu, daha doğrusu çoğu kez eski borcun faizini ödemek için yeniden borçlanıyor (Ama bu, borç miktarını düşürmek için hile yapılmadığı -enflasyon-, iflas ettim denmeyeceği vb. anlamına gelmez. Bunlar yapılıyor). Bugüne kadar çark böyle döndü, şimdi de bazı ülkeler ve işletmeler için oldukça zorlaşmasına rağmen hala dönüyor. Ama bu arada iflas edenler de oldu. Sorun işletme olunca iflas kavramı kullanılıyor, ama bir de devletlerin iflası var. Orada iflas kavramı pek kullanılmıyor.
Niye borç alınır sorusunun en sade cevabı, söz konusu olabilecek, saymakla bitmeyecek ve her bir ülke açısından farklı olan faktörleri/nedenleri bir kenara bırakırsak şudur: “Olanakların üstünde yaşamak”; gelirinden çok harcamak!