deneme

22 Kasım 2019 Cuma

MARX-ENGELS-LENİN-STALİN - PARİS KOMÜNÜ ÜZERİNE



KİTAP TANITIMI

MARX-ENGELS-LENİN-STALİN


PARİS KOMÜNÜ ÜZERİNE


                       Ankara, 2019


ÖNSÖZ YERİNE
Haziran 1848’de Fransız işçileri silahlı mücadeleyi, devrimi başlattılar ve hakim sınıfların iktidarına karşı şiddetli ve kararlı mücadele verdiler. Ayaklananların sloganı şuydu: “Kahrolsun burjuvazi”, “işçi sınıfı diktatörlüğünü kuralım!”
Marjsizmin yaygınlaşması, etkisini Fransa’da da gösterdi; bu ülkede işçi hareketi güçlendi, devrimci saldırılar, atılımlar birbirini takip etti. Creusot işçileri yeniden greve başladılar ve burjuva gericiliğe karşı acımasız mücadele ettiler.
Sallantıda olan iktidarını kurtarmak ve mücadele eden Fransız halkını; işçi sınıfı ve emekçi yığınları amaçlarından saptırmak için III. Napoleon, Fransa kralı olarak, Almanya’nın Avrupa üzerindeki hakimiyetini kırmak, bu hakimiyet rekabetinde Fransa’nın da var olduğunu göstermek için Haziran 1870’de Prusya’ya savaş ilan etti. Sonuçta Napoleon esir alınır ve Prusya ordusu Paris’in neredeyse varoşlarına kadar ilerler.
Bu savaş devrime yol açar. Paris işçileri ve emekçileri çok şiddetli direniş sergilerler; ayaklanırlar ve sonuçta, 4 Eylül 1870’de III. Napoleon’u ve krallığını devirirler.
Fransız işçi sınıfı, komünist partisiz ve aynı zamanda tecrübesiz olarak adeta devrime yakalanmış olur. Bu durumu gören, mücadelenin meyvelerini toplamak ve fırsatı değerlendirmek isteyen Fransız burjuvazisi, General Trochu -bu rezil hain- tarafından yönetilen bir “ulusal savunma hükümeti”nin kurulmasını sağlar. Sonuçta iktidar halk düşmanı A. Thiers’in eline geçer. Fransız gerici rejimini kurtarmak için Adolphe Thiers’in dışarıya karşı teslimiyet ve içte de halkın devrimci mücadelesini ezme politikasını uygulamaktan başka yapacağı bir şey yoktu.
Buna karşın Paris’in devrimci proletaryası ve emekçi yığınları da iki cephede mücadele ile karşı karşıyaydılar: Birincisi, aynı zamanda iç ve dış düşmanlara karşı mücadele etmek ve ikincisi de kendi örgütlü gücünü oluşturmak; ulusal muhafız. Paris ayaklanmacıları Ulusal Muhafız örgütlenmesini oluştururken Şubat 1871’de kendi iktidar organını; devrime önderlik edecek olan Ulusal Muhafız’ın Merkez Komitesi’ni de kurmuştur.
Ulusal Muhfız’ın birbirine bağlı iki görevi vardı; Ülkeyi Fransız gericiliğinden ve Alman istilasından ve aynı zamanda işçi sınıfı ve emekçileri kurtarmak. Bu amacını gerçekleştirmek için Ulusal Muhafız savaşa girer; Paris’in bir varoşunda (Montretout) Prusya ordusuna karşı saldırıya geçer. Bu muhabere sonucunda Prusya ordusu püskürtülür ve yok edilir.
Burjuvazi bu sefer “Ulusal Savunma Hükümeti” adı altında işçi sınıfını ezmeye devam ettiği için Ulusal Muhafız, 31 Ekim 1870’de Paris Belediyesine saldırır ve ele geçirir; çok sayıda hükumet üyesini tutuklar.
22 Ekim 1871’de bütün Paris semtlerinden Ulusal Muhafız müfrezeleri toplanırlar ve sınıf düşmanına karşı yeniden saldırıya geçerler. Saldırı sonrasındaki baskılara rağmen ayaklanmacılar, teslim olmak yerine, mücadeleye devam ettiler; daha büyük mücadeleler için hazırlandılar.
Ayaklanmacıların kararlılığı, burjuvaziyi korkutuyor ve Thiers gerici rejimi, başkentteki devrimci güçlerin varlığını ciddi bir tehlike olarak görüyordu. Bu nedenle gerici “Ulusal Savunma Hükümeti” Paris proletaryasına saldırma ve Ulusal Muhafız’ı etkisizleştirme kararı alır.
18 Mart 1871’de karşıdevrim güçleri harekete geçer ve Montmartre tepesinde Ulusal Muhafız’ın kontrolü altında olan topları çalma girişiminde bulunur. Paris proletaryasına karşı gerçekleştirilen bu şiddet eylemiyle gerici hükümet, Fransa İç Savaşı’nda ilk kurşunu atmış olur.
Gerici hükümet, belki de eyleminin sonucunu pek düşünmeden ilk kurşunu sıktı. Ama Paris’in devrimci güçleri burjuvazinin manevralarını boşa çıkarttığı gibi bütün umutlarını da yok etti; karşılık vermek için Paris halkı silahlara sarıldı ve ayaklanmaya başladı. Ayaklanmacılar, kendi alanlarına girmeye cüret eden burjuvazinin askerlerini çembere aldılar ve hem siyasi hem de askeri olarak saldırıya geçtiler.
İnsan yığınları üzerine ateş edilmesi emrini defalarca veren gerici hükümetin iki subayı -Clement Thomas ve Lecomte- tutuklandı. Bu iki gerici subay, insanlara ateş edin emirlerini yerine getirmeyi reddeden kendi askerleri tarafından vurularak öldürüldü.
Ne var ki, Thiers, yenilgiye rağmen vazgeçmedi; ayaklanan halka karşı genel bir silahlı saldırı yapılması için emir verdi.
Gericilerin bu zor kullanmasına karşı Paris proletaryası, devrimci zor kullanarak cevap verdi. Pigalle Meydanında tam bir coşku ve olağanüstü bir cesaretle gerici ordunun karşısına nihai sonuç getirecek muharebe için dikildi. Düşman askerleri sapır sapır döküldüler ve Thiers’in delice karşı devrimci saldırısı püskürtüldü.
Aynı gün, saat 14 sularında Ulusal Muhafız Merkez Komitesi olağanüstü toplandı ve savaş bakanlığının, belediyenin ve başkaca önemli hükümet dairelerinin işgal edilmesi emrini verdi. Silahlı mücadele hızlı bir gelişme sürecine girmişti.
Gece, saat 03 sularında yenildiklerini anlayan Thiers ve hempası, kendilerini kurtarmak için, büyük bir aceleyle Paris’in güneyinde bulunan 18 km uzaklıktaki Versailles’ya kaçtılar.
Aynı günün akşamı bütün Paris kurtarılmıştı. Belediye binasında muzaffer Paris proletaryasının kızıl bayrağı ilk kez dalgalanıyordu. Devrimci Paris proletaryası, gericiliği, Fransız hakim sınıflarını başkentte yenmişti, dize getirmişti. Bu proletarya, silah-süngü elinde dünyanın ilk devrimci iktidarını proletarya diktatörlüğü olarak; Paris Komünü olarak kurmuştu.
26 Martta Komün, o zamana kadar tarihte örneği görülmemiş olan demokratik seçimleri gerçekleştirir. Bütün Paris halkı bu seçimlere, Komün üyelerini seçmek için aktif olarak katılır. Komün’ün bütün önemli görevlerine işçiler ve herkes tarafından tanınan, bilinen temsilcilerin seçilmesi amaçlanır.
28 Martta Belediye Meydanında Paris Komünü’nün ilan edildiği toplantı yapılır. Bütün şehir, bayramsal bir atmosfere bürünür. Yüz binlerce Paris'li bu açıklamaya katılır ve meydanı “Yaşasın Komün” sloganıyla inletir. Tarihin tanıdığı ilk devrimci iktidar; proletarya diktatörlüğü, Paris Komünü görünümünde kurulur.
Paris’te muzaffer proletaryanın devrimi, ülkenin başka bölgelerindeki işçi ve emekçi yığınları da kendi girdabına çeker; devrimci mücadelenin alevi bütün ülkeyi sarar. 24 Martta Saint-Etienne işçileri Paris'li sınıf kardeşlerini örnek alarak silahlı mücadeleye başlarlar ve kendi Komünlerini kurarlar. Büyük bir sanayi kenti olan Lyon’da da işçiler, 30 Nisan 1871’de ayaklanırlar; gerici iktidarı yıkarak kendi Komünlerini ilan ederler.
Komün daha baştan bazı tedbirler aldı. Bunlar esas itibariyle eski devlet mekanizmasını yıkmayı, halkın yaşam ve çalışma koşullarını iyileştirmeyi amaçlıyordu. Komün, yeni devleti, Paris Komünü görünümlü proletarya diktatörlüğünü kurmaya başladı.
Eski, burjuva devleti yıkmak için Komün’ün ilan ettiği ilk yasa, burjuvazinin polis ve ordusunu dağıtmayı amaçlıyordu. Burjuvazinin bu kurumları dağıtıldı ve yerini halk ordusu aldı.
Halkın elini kolunu bağlayan, baskı altında tutan burjuva devletin bürokratik yapılarını yıktıktan sonra Komün, genel seçim hakkı temelinde proletaryaya özgün olan iktidar yapılarını kurmaya başladı: Hem yasama hem de yürütme gücüne sahip Komün Konseyi oluşturuldu. Bu konsey ülkenin yönetilmesiyle görevlendirildi. Hükümet üyelerinin gerçekten halka hizmet etmeleri için eski rejimin, burjuva hükümet döneminde sahip olunan yüksek maaşlara ve imtiyazlara son verildi.
Ekonomi alanında hazırlanan planıyla Komün, işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin çıkarlarını korumak için bir dizi tedbir aldı. Kaçan veya üretimi durduran kapitalistlerin fabrika ve işletmelerine el koydu ve buraları işçilerin özyönetimine devretti. Bunun ötesinde Komün, kapitalistlerin işçileri cezalandırmalarını ve ücretlerini düşürmelerini yasakladı.
Komün'ün kararnamelerinden birisi, yoksulların depozit bürosuna bırakmak zorunda kaldıkları bütün nesnelerin sahiplerine geri verilmesini düzenlemekteydi. Başka bir kararname de kredi taksitlerinin ödenmesini erteliyor ve borçluların bir kısmını borçtan tamamen kurtarıyordu. Komün, halkı zihni olarak baskı altında tutmak için burjuvazinin kullandığı bütün araçları yok etmeye başladı: Kilisenin devletten ayrımını açıkladı, kilisenin gasp ettiği hazineleri geri aldı ve okullarda her türlü dini faaliyetleri ve sembolleri yasakladı, kaldırdı.
Komün, devrimi bastırmak, devrimcileri ve halkı korkutmak için burjuvazinin kullandığı işkence aletini -giyotini- 11. Bölge Belediye binası önünde yaktı.
Devrimci Paris, düşman tarafından çembere alınmış olduğu için, ülkenin diğer bölgelerine; tarım işçilerine, emekçi Fransız halkına kendi çağrısını ulaştırabilmek için balonlar kullandı. Balonlarla taşınan çağrıların amacı, Komün'ün programını tanıtmak ve böylece işçi sınıfı ve köylü kitlelerinin desteğini almaktı.
Halkın devrimci mücadelesinin, elde edilen zaferin kazanımlarını korumak için Komün, askeri mahkemeler kurdu. Burjuva basına -gazetelere- el koydu, Versailles kaynaklı gerici gazetelerin dağıtımını, satışını yasakladı. Proletarya diktatörlüğü demirden bir süpürge ile burjuvazinin kurumlarını ve etkisini her tarafta temizlemeye, süpürmeye başladı.
Paris Komünü proleter enternasyonalizmi bayrağı altında yürüyordu; bütün ülkelerde proletaryanın ilerici bölükleriyle birleşti, onların bazıları Komün saflarında mücadele etti. Paris'te proletarya diktatörlüğü, “Komün'ün bayrağının dünya cumhuriyeti” olduğunu açıkladı. Komün, proletarya, bütün insanlığı kurtarmadan önce kendini kurtaramayacağı düşüncesini içselleştirmişti. Bu bakımdan da Komün, dünya proletaryası için bir örnekti.
Komün, Vendome Meydanında dikili “zafer Sütunu”nu; burjuvazinin şovenizminin ve Napoleon militarizminin bu sembolünü yıktı. Bu meydana “Enternasyonal Meydan” adı verildi.
Paris semalarında dalgalanan devrim bayrağı, aynı zamanda proleter enternasyonalizm bayrağı, burjuva dünyaya ölüm korkusu yaşatıyordu. Bu bayrak, Paris'te eski düzenin yıkıldığının ve bütün Fransa'da da yıkılacağının sembolüydü. Bu nedenle Versailles'de toplanmış olan Fransız gericiliği; Thiers hükümeti ve ordusu, Prusya ile ittifak içinde Paris'e yürüme kararı aldı. Bu kararın asıl sahibi, Thiers hükümetini ve ordusunu yönlendiren Prusya'dan; Bismark'tan başkası değildi.
Düşmanın kudurmuş gibi saldırısına Paris işçileri ve emekçi yığınları Komün'ün çağrısını coşkuyla karşıladılar ve devrimci iktidarlarını savunmak için karşı saldırıya geçtiler.
Fedakarlıktan kaçınmayan, devrimci bilinçle dolu sayısız işçi, bu büyük mücadeleye katıldı. İşçiler, gece gündüz demeden savunma hendekleri kazdılar; barikatlar kurdular, kaleleri ve kale duvarlarını güçlendirdiler. Topları ve cephaneleri dağıttılar. Bütün bunlar, sınıf düşmanına karşı ölümüne savaşın hazırlıklarıydı.
Kısa zaman içinde Komün, yüz binlerce Versailles ve Prusya askerleri tarafından kuşatılmıştı. Durum oldukça kritik olmasına rağmen Komünarlar, hiç bir fedakarlıktan kaçınmadılar, proletaryaya özgü cesaretlerini gösterdiler. Versailles ordusunun seçkin askerleri kendilerinden emin Courbevoie ve Puteaux'ya saldırdıklarında karşılarındaki 2000 Komünardan büyük bir ders aldılar; Komünarlar saatlerce kahramanca direndiler, düşmanı tamamen ezdiler; düşmana kaçmaktan başka bir yol kalmamıştı.
Paris'in işçi kadınları da mücadelenin en ön saflarında yerlerini almışlardı ve savaş alanında her türden görevi hakkıyla yerine getiriyorlardı. Gece gündüz demeden 10 binden fazla proleter kadın silah elde ateş hattında düşmana karşı savaştılar. “Kadın vatandaşların Gönüllü Birlikleri”, Komün'ün bu kurtuluşu mücadelesinde destansı bir rol oynadılar.
20 Mayısta burjuvazinin ordusu Paris'e, Komün'e karşı yeniden genel bir saldırıya geçti. 21 Mayısta şehrin savunma sistemlerine saldırdılar. Bu saldırıya bir muhbir önderlik ediyordu ve saldırıyı Prusya birlikleri destekliyordu. 23 Mayısta Komün için oldukça önemli olan Montmartre tepesi düştü. Düşman için oldukça pahalıya mal olan, çok kayıp vermek zorunda kaldığı bir zaferdi bu.
28 Mayısta Versailles çetesi bütün Paris'i ele geçirdi.
29 Mayısta Pere Lachaise Mezarlığını siper alan son Komünarlardan 200 kadarı süngüyle 5000 düşman askerine karşı harekete geçti. Bu çatışma sonucunda mezarlığın bir duvarında sıkıştırıldılar; 147 Komünar, Komün'ün bu son savaşçıları bu mezarlık duvarında kurşuna dizildiler. Haykırdıkları tek bir slogan vardı: “Yaşasın Komün”! Sonraları Fransız halkı, bu komünarları, bu çığır açıcıları anmak için bu duvarı “Müttefiklerin Duvarı” diye adlandırdı. Bu duvar bütün ülkelerin proleterlerinin Paris Komünü'nü simgeleyen duvarıydı.
Marx ve Engels, Paris proletaryasının bu çığır açıcı kahraman mücadelesini başından sonuna takip ettiler. Orada değil de, Londra'da olmalarına rağmen bu mücadeleyi, sanki oradalarmış gibi analiz ettiler; Komün ile ilişkide kalabilmek, ona yardım edebilmek için bütün olanakları kullandılar...
Mayıs ayının o kanlı yenilgisinden hemen sonra, aynı zamanda bir Komün üyesi olan şair Eugène Pottier “Enternasyonal”i yazdı. Bugün dünya proletaryasının dilinde mücadele silahı olan bu şiir Komün'ün devrimci gerçekliğine dayanır; o devasa mücadelenin şiirleşmesidir.
* * *
Şimdiye kadar Paris Komünü üzerine derlemelerde sadece Marx, Engels ve Lenin’in görüşlerine yer verilmiştir. Oysa SSCB’de sosyalizmin, sosyalist devletin, yani proletarya diktatörlüğünün inşasına önderlik eden Stalin'in de Komün üzerine değerlendirmesi vardır. O’nun görüşlerine de bu derlemede yer veriyoruz. Bir bakıma, Komün değerlendirmesinden hareketle dünya proletaryasının bu dört önderinin proletarya diktatörlüğü konusunda görüşlerinin aynılığını göstermek istedik.
Bu derlemenin hazırlanmasında bazı materyallerin teminine yardımcı olan ROC-ML’den (Rassemblement Organise des Communistes – Marxistes Leninistes - “Örgütlü Komünistler Birliği – Marksist-Leninist) arkadaşlara ayrıca teşekkür ederim.
Belirtmem gereken bir diğer nokta da genel anlamda Türkçeye çevri meselesidir. Bu derlemeyi hazırlarken Türkçeye kazandırılmış olanlara baktım. Yazarın, bu durumda Marx’ın, Engels’in ve Lenin’in, yazıya döktükleri düşüncelerinin devrimci ruhunu öldüren çevirmelerden, atlamalara varana kadar çok şey gördüm. Eksiklikleri olmasına rağmen en doğru çevriyi İnter Yayınları yapmış. Bu çevirilerden yararlandım.

İbrahim Okçuoğlu
Kasım 2019



İÇİNDEKİLER

Önsöz Yerine 7

KARL MARX
Uluslararası İşçi Birliği Genel Konseyinin
Fransız-Alman Savaşı Üzerine Birinci Çağrısı 17
Uluslararası İşçi Birliği Genel Konseyinin
Fransız-Alman Savaşı Üzerine Birinci Çağrısı 24
Fransa’da İç Savaş
Uluslararası İşçi Birliği Genel Konseyinin
Çağrısı 34

FRIEDRICH ENGELS
Karl Marx’ın “Fransa’da İç Savaş”ına Giriş,
1891 Baskısı 91

V. I. LENIN
Komün’ün Anısına 107
Komün Dersleri 113
Marx’tan Kugelmann’a Mektupların Rusça
Çevirisine Önsözden 117
Uzaktan Mektuplar’dan 123
Bugünkü Devrimde Proletaryanın
Görevleri Yazısından 128
İkili İktidar Üzerine Yazısından 136
Taktik Üzerine Mektuplar 140
Devrimimizde Proletaryanın Görevleri
Yazısından 148
Devlet ve Devrim Kitabından 152
Engels’in Tamamlayıcı Açıklamaları 173
Marksizmin Oportünistler Tarafından
Bayağılaştırılması 189
Bolşevikler İktidarda Kalabilecekler mi?
Yazısından 208
Halk Komiserleri Konseyinin Faaliyeti Üzerine
Rapordan 212
Proleter Devrim ve Dönek Kautsky
Kitabından 214
Burjuva Demokrasisi ve Proletarya Diktatörlüğü
Üzerine Tezlerden 217

JOSEF STALİN
Anarşizm mi? Sosyalizm mi? Kitabından 219

     FOTOĞRAF ALBÜMÜ 249