deneme

18 Mart 2020 Çarşamba

KORONA-VİRÜSÜN DÜNYA EKONOMİSİNE ETKİLERİ


KORONA-VİRÜSÜN DÜNYA EKONOMİSİNE ETKİLERİ


Bir virüs bütünleşmiş, ilave edeyim birbirine kenetlenmiş, uluslararasılaşmış, kendi kendine çökme eşiğine gelmiş dünya ekonomisini bu kapsamda, genişlikte (yaygınlık) ve derinlikte sallayabildiyse, sarstıysa, acaba iki virüs ne yapardı denklemini kurabilirsiniz.
Gerçekten de bir virüs dünya ekonomisini hallaç pamuğu gibi atıyorsa; ulusal ekonomiler, çıkarlar temelinde uluslararasılaşmış dünya ekonomisine rağmen darmadağın ediliyorsa emperyalizm ötesi dünya anlayışının, sermaye ve üretimin uluslararasılaşmasının geriye dönüşü mümkün olmayan süreç olarak görülmesinin de bir anlamı kalmamış demektir. Bu, bu türden teorilerin korona-virüsüne yenildiğini gösterir. Öyleyse bu virüsü “teori” açısından küçümsememek gerekir!


Korona-Virüsün Dünya Ekonomisine Etkileri

Dünya ekonomisi zaten krize ha girdi ha girecek sürecindeydi. Kasım 2019 tarihli Dünya Ekonomisinin Gelişme Seyri – Fazla Üretim Krizi” makalesinde yapılan tespit şuydu:

1-Dünya ekonomisinde ağırlığı olan ülkelerde sanayi üretiminin genel seyri, dünya ekonomisinde her bir ülke için farklı değerlerde devam eden inişli-çıkışlı durgunluk sürecinin artık sonuna gelindiğini ve dünya genelinde ekonominin kriz sürecine girdiğini veya ha girdi ha girecek halde olduğunu göstermektedir.
...veriler, dünya ekonomisinin 2018’in ikinci yarısından itibaren inişli-çıkışlı durgunluk aşamasından kriz aşamasına geçiyor olduğunu göstermektedir.

IMF’nin değerlendirmesine göre bütün devletlerin yüzde 90’ında ekonomi, geçen yıla göre 2018’de eş zamanlı daralmaktadır, büyüme oranları küçülmektedir (1).
2-Böylesi kırılgan bir süreçte Amerikan emperyalizminin başlattığı dünya çapında sürdürülen ticaret savaşları yeni bir dünya krizinin tetikleyicisi olarak görülebilir. Görülebilir, çünkü ticaret savaşları kaçınılmaz olarak uluslararası tekelleri sarsabilir. Amerikan emperyalizminin korumacı, küreselleşme karşıtı hamlelerinden dolayı, emperyalist ülkelerin, 2008 krizinde olduğu gibi sorunu ortaklaşa çözme imkanı pek mümkün olmayacağı için kendi aralarındaki çelişkiler daha da keskinleşmiş olacaktır.
Amerikan emperyalizminin esasen Çin'i hedef alan ticaret savaşı, AB ve başkaca ülkeleri de etkilemektedir.

Krizi tetikleyen başka nedenler de var; örneğin teknolojik gelişmeye bağlı olarak ekonomide adeta süreklilik kazanmış olan yapısal kriz sorunu, aşırı sermaye birikimi sorunu.

3-Dünya çapında “müesses nizam”ın artık pek geçerliliği kalmadı; kendi başına hareket eden rekabet merkezlerinin varlığı, uluslararası alanda nüfuz alanlarının yeniden paylaşım rekabetini keskinleştiriyor. Bu durum ister istemez ekonomiye de yansımaktadır. Emperyalistler arası rekabet, politikada ve ekonomide esas yönü oluşturmaktadır; sürekli yeni kümeleşmeler ve ittifaklaşma denemeleri gündemdedir.

4- Kriz, doğrudan maddi değerlerin üretim sektöründe, sanayide patlak vermiştir; ne krizin patlak verdiği Türkiye, Brezilya, Almanya gibi ülkelerde ve ne de, IMF’nin tespitine göre bütün ülkelerin yüzde 90’ında ekonominin eş zamanlı küçülme sürecinde bankaların iflası, mali sektör krizi gündemdedir; bu ülkelerde ve dünya ülkelerinin yüzde 90’ında sanayi sektörü/üretimi krizdedir. Böylece mali sermayeye özel bir önem veren, sermaye hareketinin kaynağı olan sanayi sermayesi hareketini geri plana iten “Post-Marksist” çevrelerin bir kez daha yanıldıkları açığa çıkıyor.(2)

Şimdi, haftalardır burjuvazinin ve medyanın bilinçli olarak körüklediği korku ve paniğe neden olan korona-virüs salgını dünya çapında ekonomiyi doğrudan etkileyen en önemli faktör olmuştur. Aşağıdaki veriler önde gelen emperyalist ülkelerde ve iktisadi entegrasyonlarda ekonominin seyrini gösteriyor.

Belli Ülkelerde ve İktisadi Entegrasyonlarda Sanayi Üretiminin Seyri


Avro Bölgesi (19)
G7
OECD-Avrupa
OECD-Toplam
Fransa
Almanya Japonya ABD Türkiye
Yıl
2018
0,9
2,3
1,6
2,3
0,3
1,2
1,0
3,9
1,1
2019
-1.7
-1.0
-0.7
-0.4
0,1
-4,7
-2,4
0,8
-0,6
2019’un çeyrekleri
Ç/I
0.3
-0.7
0.5
-0.4
0,8
-1.8
-2,4
-0,5
1,5
Ç/II
-0.8
-0.5
-0.5
-0.1
0.1
-1.8
0.8
-0,6
0,7
Ç/III
-0.8
-0.4
-0.4
-0.1
-1.1
-0,9
-0.6
0,3
1,8
Ç/IV
-1,4
-1.3
-0.8
-0.7
-0,6
-2.0
-3.9
0,0
1,5
2019-Aylar
Ocak
1.1
-0.7
0.6
-0.2
0.9
-1.3
-2.5
-0.4
0.8
Şubat
-0.1
0.0
0.3
-0.2
0.1
0.3
0.6
-0.5
1.6
Mart
-0.3
0.1
0.2
0.3
-1.3
0.7
-0.3
0.1
2.2
Nisan
-0.5
-0.7
-0.7
-0.2
0.5
-2.4
0.8
-0.6
-0.9
Mayıs
0.7
0.8
0.8
0.6
1.9
0.8
1.7
0.2
1.2
Haziran
-1.5
-1.0
-1,6
-1.2
-2.3
-1.4
-3.3
0.0
-3.4
Temmuz
-0.3
-0.1
0.5
0.4
0.3
-0.4
1.0
-0.2
4.5
Ağustos
0.4
0.2
-0,3
-0.1
-0.9
0.8
-0.7
0.7
-2.7
Eylül
0.0
0.0
0.5
0.4
0.3
-1.3
1.8
-0.3
3.4
Ekim
-0.9
-1.2
-0.6
-1.0
0.4
-1.4
-4.4
-0.4
-0.9
Kasım
0.0
0.2
0.1
0.2
0.0
1.0
-1.2
0.9
0.6
Aralık
-2.1
-0.8
-1.3
-0.3
-2.8
-2.0
1.0
-0.4
2.0
2020-Ocak




-
2.9
0.5
-0.3
-
17 Mart 2020 itibariyle OECD verileri.

2018’den 2019’a gelişme söz konusu bu ülkelerde ve entegrasyonlarda ekonominin hemen hemen zaten krizde olduğunu açıkça göstermektedir. Hem yıllık, hem yılın çeyrekleri ve hem de aylık büyüme bakımından sanayinin Avro Bölgesi’nde, G7 ülkelerinde OECD-Avrupa ve OECD-toplamında krizde olduğu bu verilerden anlaşılıyor. Ülkeler bazındaki veriler de aynı doğrultuyu gösteriyor.
Virüsün, depremin vb. ekonominin devrevi hareketinde yeri yoktur. Ancak bu türden olgular ekonomi üzerinde olağanüstü etkide bulunursa sermaye hareketinin seyrini etkiler, onun devrevi hareketin değiştirebilir. Örnek: I. Dünya Savaşı o dönemde sermaye hareketinin devrevi hareketini (çevrimsel aşamasını) etkilemiştir. Sermaye hareketinin yasal gelişmesini devre dışı bırakabilmiştir. Bunun sonucudur ki, o dönem bir ara kriz patlak vermiştir. Örneğin Marmara depremi (17 Ağustos 1999) Türk ekonomisinin devrevi hareketini etkilemiş ve bir ara krizin patlak vermesine neden olmuştur. Korona-virüsü, dünya ekonomisinin bir ara krizin patlak vermesinin değil, ama dünya ekonomisinin krize girmesini hızlandıran bir faktör, evet krizin patlak vermesinin bir vesilesi olmuştur. Tabii ki, burjuvazi açısından krizin nedeni, korona-virüs olacaktır. Virüs olmasaydı işler yolunda gidiyor olacaktı, kriz olmayacaktı, işsizlerin sayısı artmayacaktı vb. türünden açıklamalar yapılacaktır. Ama bunların hepsi durumu kurtarmak içindir. Krizin nedeni korona-virüs değildir. Kriz patlak verdiyse bunun “suçu” bu virüste aranmamalıdır. Ortada bir “suçlu” varsa o da kapitalizmin kendisidir.

İşçi sınıfına ve emekçi yığınlara, diyelim ki, bir avuç dünya burjuvazisi hariç bütün insanlığa yol gösterdiğini sanan avanak küçük burjuvazi, çöküş tellallığı yapanlar, kıyamet günü habercileri bu sefer de yanılacaklar: Burjuvazi, virüsün salgınıyla baş etme bahanesiyle veya tedbir olarak, adına sıkıyönetim demese de sıkıyönetim ilan ediyor; yaşamı hemen bütün alanlarda sınırlandırıyor, ancak zorunlu ihtiyaçlar için sokağa çıkmaya izin veriyor. Üretimi sınırlandırıyor, ama bunu salgını önlemekten ziyade krizden dolayı yapıyor. Açıkçası, silah, zorunlu gıda üretimi ve ilaç dışında ekonominin hemen bütün diğer sektörlerinde üretimin şimdiye kadar nadir görülmüş veya hiç görülmemiş kapsamda sınırlandırılması veya durdurulması söz konusu olabilir. Ama böyle olsa dahi, burjuvazinin salgını önleme adı altında aldığı hemen bütün tedbirler düzeni ayakta tutma tedbirleridir. Bu çevreler, virüsü düzeni çökerten faktör olarak görüyorlar.

Diğer taraftan borsalardaki hareketlenme doğrudan virüsün etkisinden dolayı değildir; maddi değerlerin üretimindeki (sanayideki) olumsuz gelişmenin banka-borsa hareketlenmesi üzerindeki etkisinin korona-virüs faktörüyle açığa vurmasıdır. “Kara Pazartesi”, borsa çöküşleri; hemen bütün önemli borsa merkezlerinde frenlenemeyen düşüşler, birden bire oluşan bir nedenin (salgın) sonucu değil, dünya ekonomisinde maddi değerlerin üretiminde gündemde olan kriz/(krizsel gelişmenin mali sektöre yansımasıdır. Örneğin 2000-2001 krizinin nedeni Dotcom balonunun, 2008 krizinin nedeni Subprime kredi köpüğünün patlaması değildi. Daha gerilere gidersek 1929’da krizin patlak vermesinin nedeni Wall Street çöküşü (borsa çöküşü) değildi; bunların hepsi fazla üretim krizini açığa çıkartan faktörlerdi. Korona-virüs salgını krizin nedeni değil, fazla üretim krizinin tetikleyicisidir; ekonominin krize girme sürecinin hızlandırıcısıdır.

Bu virüs salgını olmasaydı, ekonomi kendi seyrinde belki birkaç ay sonra, belki de daha yakın bir süreçte (petrol sektöründeki rekabet ve petrol fiyatındaki düşüş göz önünde tutulursa) zaten krizin göstergelerini açığa çıkartacak bir gelişme içinde olacaktı.

Vesilesi/tetikçisi ne olursa olsun dünya ekonomik krizi şunu göstermektedir:

1-Dünya çapında devlet borçlanması, 2008 krizinin patlak verdiği dönemdeki seviyesinin çok üstündedir. Financial Times gazetesine göre dünya çapında borçlanma miktarı 250 trilyon doları aşmıştır. Bu miktar, dünya GSYİ üretiminin yaklaşık yüzde 320’sine denk düşmektedir.

2-Sermaye ve üretimin uluslararasılaşması kapitalizme yaramıştır; dünya ticaretini yoğunlaştırdığı için kapitalizmi küresel olarak güçlendirmiştir.

3-Ancak sermaye ve üretimin uluslararasılaşmasının bir de öbür yüzü var; kriz veya korona-virüs örneğinde olduğu gibi bir salgın, Just-in-Time üretim hatlarını, sermaye ve üretimi uluslararasılaştıran üretim ve sermaye ağlarını, tedarik zincirlerini kopartıyor. Bu durumda ekonomik yükselişi teşvik eden bütün faktörler, tam tersi etkide bulunabiliyorlar. Dünya ekonomisinde bugün yaşanan tam da budur.

Salgının uzun dönem etkide bulunması, bir kriz veya en ağır kriz döneminde olabileceklerin çok ötesinde olumsuz gelişmeleri beraberinde getirebilir:

-Salgından dolayı her bir ülkenin sınırlarını diğer ülkelere kapatması, dünya ticaretini durma noktasına getirebilir, korumacılık gelişebilir.

-Üretimde “ulusallık” önplana çıkabilir.

-Uluslararası kredi, sermaye hareketi; dolayısıyla uluslararası yatırımlar durabilir.

-Ulaşımın durma noktasına gelmesi, ekonomisinde turizmin önemli olduğu ülkelerde yıkıma neden olabilir.

-Üretimin ve ulaşımın durma noktasına gelmesi, enerji kaynağı olarak petrol üretimini doğrudan etkiler ve bu enerji kaynağının ihracatına dayanan ekonomileri yıkıma uğratabilir.

-Sermaye, üretimin devam etmesi için salgına aldırmaksızın işçileri çalıştırıyor. Çok sınırlı da olsa bazı işletmelerin kapanması durumu değiştirmez. Yaşamın tamamen durmasını engellenmek, açlığın önünü almak için burjuvazinin, polis gücü yetmeyeceğinden orduyu işçileri zorla çalıştırmak için görevlendirmesi gündeme gelebilir vs.

-Salgının önlenememesi durumunda işçilerin sokağa atılması, işsizlik, kapitalizmin tarihinde görülmemiş boyutlara ulaşabilir.

Burjuvazinin salgına karşı aldığı tedbirler aslında salgından ziyade ekonomiyi ayakta tutma tedbirleridir. Amerikan emperyalizmi, AB’nin önde gelen ekonomileri, trilyon dolarla ifade edilen miktarları ekonomiyi ayakta tutmak, bankaların ve ödeme sıkıntısındaki işletmelerin iflas etmemeleri için harcıyorlar. 2008 krizinde olduğu gibi faizleri düşürerek ortalığa para saçıyorlar. Bundan yararlananlar da bankalar oluyor.

Neoliberalizme dayalı sağlık sisteminin dünya çapında çökmüş olması, insanların salgın karşısında neredeyse korumasız kalması burjuvazinin umurunda değil.

Aslında hemen her kriz döneminde gündeme gelen sorunlar bugün bu virüs salgınından dolayı daha kapsamlı olarak gündeme gelmiş oldu. “Normal” ekonomik kriz dönemlerinde öncelikli olarak pek gündeme gelmeyen sağlık sistemi, salgın döneminde alınan tedbirler, salgını önlemek adı altında sıkıyönetim uygulamaları, tepkinin önlenmesi için bazı ülkelerde adı konan, bazılarında henüz konmayan sokağa çıkma yasakları; salgına karşı tedbir adı altında alınan tedbirlerin içeriği bu virüs salgınını doğrudan “sınıfsal” karakterli yapmaktadır. Şüphesiz salgın zengin-fakir, işçi-kapitalist ayrımı yapmıyor. Kapitalistin korunma olanaklarının daha fazla olmasından bağımsız olarak, devletin aldığı tedbirler, doğrudan ekonomiyi kurtarma tedbirleridir.

Korona-virüsünün ekonomi ve toplum üzerindeki etkileri devrimci mücadeleye dönüştürülebilir. Dünya burjuvazisinin bugünlerde en büyük korkusu, ekonomik kriz ve salgının şu veya bu ülkede veya dünya çapında devrimci bir krize yol açmasıdır. Bu durumda belirleyici eksiklik, bu krizi iktidar mücadelesine döndürecek öznel faktörün olmaması veya zayıf olması olur.

Ancak, “Yoldaş Pançuni” yaşıyor olsaydı, dünya kapitalizmini derhal, bir cümlelik bir direktifle yıkar ve dünya devrimini gerçekleştirirdi. Bunu yapamasa da korona-virüsü salgınından hareketle, öznel faktöre bakmaksızın, bir değil, birkaç dünya devrimi çıkartabilirdi!
Bunu yapanlar da var!

*


2)Bkz.: http://ibrahimokcuoglu.blogspot.com/2019/11/dunya-ekonomisinin-gelisme-seyri-fazla.html)