deneme

dünya ekonomisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dünya ekonomisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2021 Çarşamba

BİR ACAYİP KRİZ-KONJONKTÜR HAREKETİ


BİR ACAYİP KRİZ-KONJONKTÜR HAREKETİ

SANAYİ ÜRETİMİ VERİLERİNİN GÖSTERDİKLERİ


EKONOMİK KRİZ VE YOKSULLUK


Ekonomik krizin veya tam söyleyecek olursak kapitalizmde fazla üretim krizinin kavram olarak tanımlanması zor değildir. Aslında yeniden tanımlamaya da gerek yoktur. Ancak, soruna hangi sınıfsal açıdan bakılıyorsa ekonomik kriz de o sınıfa göre tanımlanmaktadır. Bu nedenle saymakla bitmeyecek kadar tanımlaması vardır. Bir ara “Günümüzde Emperyalizm, Sermaye ve Üretimin Uluslararasılaşması Süreci” çalışmasında (1) 30‘a yakın emperyalizm türü saymıştım. Kriz tanımlamasına gelince 30‘u ikiye katlamak gerekir. Neyse, belki de biraz abartıyorum ama abartılı da olsa kriz tanımlaması söz konusu olduğunda acı bir gerçekle karşılaşıyoruz. Belki de burjuva politik ekonominin içerik ve kavramsal olarak Marksist-Leninist politik ekonomiye en çok; derin ve kapsamlı olarak sirayet ettiği alan, ekonomik kriz alanıdır. Kapitalizmde kaç kriz türü vardır sorusundan başlayarak, her olumsuz görüngüyü kriz sayarak, sermaye türlerini birbirine karıştırarak sonunda hiç zahmete katlanmadan kapitalist sistemi çökertmeye kadar uzanabilirsiniz. Yani Marks‘ın tanımladığı ekonomik krizi bayağılaştırabilirsiniz. Bunu nasıl yapabilirsiniz?

21 Aralık 2020 Pazartesi

DÜNYA EKONOMİSİNİN SEYRİ

DÜNYA EKONOMİSİNİN SEYRİ


Covid-19 krizin patlak vermesinin kesinlikle bir nedeni değildir. Sadece ve sadece krizin patlak vermesini hızlandıran, ona vesile olan bir faktördür. 2008'de patlak veren dünya fazla üretim krizi konjonktür hareketini 2019 sonu itibariyle tamamladı. Şimdi söz konusu olan dünya ekonomisinde yeni bir konjonktür hareketidir; dünya ekonomisi yeniden kriz, canlanma ve inişli-çıkışlı durgunluk aşamalarını belli bir dönemde tamamlayacaktır. Şayet bu sömürü ve talan sistemini o güne kadar yıkmazsak.

17 Mayıs 2020 Pazar

KOVİD-19 KARIŞIMLI DÜNYA VE TÜRKİYE EKONOMİSİNİN SEYRİ


KOVİD-19 KARIŞIMLI DÜNYA VE TÜRKİYE EKONOMİSİNİN SEYRİ

Komünist parti bayrağının çekici, değdiği her yerde iz bırakır” (von Pöti)

Kovid-19’dan dolayı dünya ve Türkiye ekonomisinin somut seyrini ayrıntılı olarak analiz etme imkanı olmadı. Zaman açısından değil, Kovid-19’un kapitalist ekonomi üzerindeki etkisinin, yani krizin boyutlarının henüz tam, bütün sektörlerde görülmemesinden dolayı. (Önümüzdeki dönemde bu sorunları ayrıntılı olarak ele alacağız) Bu nedenle, bu makalede dünya ve Türkiye ekonomisini verilerin açıklandığı Şubat-Mart 2020’ye kadarki gelişmesini analiz ederek ele almış olacağız. Sonuçlar şaşırtıcı, özellikle de Türk ekonomisi açısından oldukça şaşırtıcı olabilir. Bunun nedeni, “sol”un ekonomi üzerine sürekli maval okumasıdır, desteksiz atmasıdır; kapitalizm çöktü-çöküyor sarhoşluğu içinde kıyamet gününün yakın olduğunu dünya baldırı çıplaklarına muştulamasıdır. Bu türden haberlerden dolayı yanlış siyasi tespitler yaptığınıza inanıyorsanız, hesabını sizi yanıltanlardan sormalısınız.

21 Mart 2020 Cumartesi

HANGİ SINIF İÇİN NEYİN PAKETİ?



HANGİ SINIF İÇİN NEYİN PAKETİ? 
 
EKONOMİYİ KURTARMANIN MI, 
 
SALGINA KARŞI MÜCADELENİN Mİ PAKETİ?

Alınan bu tedbirlerin, destek paketlerinin korona-virüs salgınına karşı mücadeleyle
hiçbir ilişkisi yoktur. Bütün bu tedbirler, ekonomik krizin yıkıcı etkisine karşı sermayeyi
koruma tedbirleridir. Her kriz döneminde burjuvazinin/devletin yaptığını şimdi de görüyoruz.
2008 krizinde ortaya saçılan ve trilyon dolarla ifade edilen miktarlar kadar
olmasa da, şimdi gündemde olan desteklerin zaman içinde sermaye için
harcandığını, sermayenin, tekellerin hizmetine sunulduğunu görececeğiz.
Türkiye'de açıklanan 100 milyar liralık "Ekonomik İstikrar Kalkanı" paketi bunun
açık ifadesidir. ABD ve AB’de bunu yapıyor.

18 Mart 2020 Çarşamba

KORONA-VİRÜSÜN DÜNYA EKONOMİSİNE ETKİLERİ


KORONA-VİRÜSÜN DÜNYA EKONOMİSİNE ETKİLERİ


Bir virüs bütünleşmiş, ilave edeyim birbirine kenetlenmiş, uluslararasılaşmış, kendi kendine çökme eşiğine gelmiş dünya ekonomisini bu kapsamda, genişlikte (yaygınlık) ve derinlikte sallayabildiyse, sarstıysa, acaba iki virüs ne yapardı denklemini kurabilirsiniz.
Gerçekten de bir virüs dünya ekonomisini hallaç pamuğu gibi atıyorsa; ulusal ekonomiler, çıkarlar temelinde uluslararasılaşmış dünya ekonomisine rağmen darmadağın ediliyorsa emperyalizm ötesi dünya anlayışının, sermaye ve üretimin uluslararasılaşmasının geriye dönüşü mümkün olmayan süreç olarak görülmesinin de bir anlamı kalmamış demektir. Bu, bu türden teorilerin korona-virüsüne yenildiğini gösterir. Öyleyse bu virüsü “teori” açısından küçümsememek gerekir!

19 Kasım 2019 Salı

DÜNYA EKONOMİSİNİN GELİŞME SEYRİ – FAZLA ÜRETİM KRİZİ



DÜNYA EKONOMİSİNİN GELİŞME SEYRİ – FAZLA ÜRETİM KRİZİ

Dünya çapında yeni bir fazla üretim krizini çanları çoktan çalmaya başlamıştı. Bazı emperyalist ülkelerde ekonomik kriz patlak verdi, bazılarında da ha patlak verdi ha verecek. 2008-2010 dünya krizinden sonra tekil ülke ekonomilerindeki gelişme, sonuçta bazı eğilimleri ortaya çıkarmıştı (1) . Bu eğilimlerde belirleyici olan, sermaye hareketinde veya konjonktür çevriminde inişli-çıkışlı durgunluk aşamasının hakim olmasıydı. Bu aşama da yerini, aşağıda göstereceğimiz gibi, çevrimin kriz aşamasına bırakmıştır; yani konjonktür çevrimi inişli-çıkışlı aşamasından kriz aşamasına geçiyor.

11 Ağustos 2017 Cuma

DÜNYA VE TÜRKİYE EKONOMİSİNDE GENEL GELİŞME EĞİLİMİ (I)


DÜNYA VE TÜRKİYE EKONOMİSİNDE GENEL GELİŞME EĞİLİMİ (I)

I-DÜNYA EKONOMİSİ

1- Dünya sanayi üretimi
Bu yazıda dünya ekonomisi üzerine ayrıntılı bir analiz yapmayacağız. Mayıs-Temmuz 2015 tarihli makaleden (BİR AYRIK OTU HİKAYESİ! Dünya Ekonomisinde Çevrim (Konjonktür) Seyri) buyana dünya ve ülke grupları bazında ekonomin seyrinde dikkate değer değişimlerin olup olmadığını ele alacağız. Bu nedenle bu yazının “BİR AYRIK OTU HİKAYESİ” yazısıyla birlikte ele alınması doğru olur. (O makalede veriler 2005 = 100 ve bu makalede de 2010 = 100 bazında değerlendirildi). Bu makalede yeni olan, sanayi üretiminin Mayıs 2015-Nisan 2017 arasındaki seyrinde ne türden değişimin olduğudur.

20 Aralık 2015 Pazar

BİR AYRIK OTU HİKAYESİ! (II)*


BİR AYRIK OTU HİKAYESİ! (II)*

Dünya Ekonomisinde Çevrim (Konjonktür) Seyri

IV-KRİZ ÇEVRİMİ-SERMAYE HAREKETİ (KONJONKTÜR HAREKETİ) VE İNİŞLİ-ÇIKIŞLI DURGUNLUK AŞAMASI

13 Aralık 2015 Pazar

BİR AYRIK OTU HİKAYESİ! (I)* - Dünya Ekonomisinde Çevrim (Konjonktür) Seyri


BİR AYRIK OTU HİKAYESİ! (I)*

Dünya Ekonomisinde Çevrim (Konjonktür) Seyri

Giriş
Ekonomiyle ilgili son makalede (“2015'e Girerken Dünya Ekonomisi”, 4 Ocak 2015, ibrahimokcuoglu.blogspot.com) bu yazının konusunu açıklamıştım. Söylenen şuydu: 2014 yıllık verilerinin açıklanmasından sonra Norbert Nelte-Aşırı Üretim Yasası” bağlamında dünya ekonomisi üzerine yazıda bu gelişmeleri nedenleriyle birlikte ayrıntılı olarak ele alacağımızı belirtelim. Norbert Nelte kapitalizmin nesnel bir yasasını keşfetmiş, yasasını Norbert Nelte-Aşırı Üretim Yasası” diye adlandırmış ve yanılmıyorsam Mart 2009'da da bu keşfini bütün dünyaya ilan etmişti. O yasaya göre şimdi kapitalizm koşullarında değil de, başka ekonomi koşullarında yaşıyor olmamız gerekir. Bu şahıs kim ve neden bu kadar üzerinde duruyorsun, görüşlerini önemsiyorsun diyebilirsiniz. Tek başına, kişi olarak bu şahsın hiçbir önemi yok. Ama belli görüşlerin savunucusu durumunda. Uluslararası arenada onun gibi başkaları da var. Ama Nelte oldukça açık; neyi savunduğunu yorumu adeta gereksiz kılacak derecede bir sadelik ve netlik içinde anlatıyor.
2015'te dünya ekonomisi üzerine ilk yazıda Nelte'yle, toprağın altına çekilme sürecinde olan bu ayrık otlarıyla -yeni bir dünya krizi patlak vermeden önce- nihai bir hesaplaşma kaçınılmaz. Kaçınılmaz, çünkü gelecek krize kadar hiçbir şey olmamış gibi hareket etme moduna geçmeye çalışıyorlar.

23 Temmuz 2014 Çarşamba

DÜNYA EKONOMİSİNDE BİRBİRİNİ ETKİLEYEN İKİ EĞİLİM VE SONUÇLARI (GÜÇLER DENGESİNDE DEĞİŞİM EĞİLİMLERİ)* (I)



DÜNYA EKONOMİSİNDE BİRBİRİNİ ETKİLEYEN İKİ EĞİLİM VE SONUÇLARI
(GÜÇLER DENGESİNDE DEĞİŞİM EĞİLİMLERİ)* (I)

Dünyanın birçok bölgesinde (Suriye eksenli olarak Ortadoğu'da, Merkezi Afrika'da, Doğu Asya'da, en güncel olarak da Ukrayna'da) emperyalist ülkeler arasında rekabet keskinleşmekte. Suriye'de olduğu gibi vekalet savaşına dönüşmektedir. Önde gelen, jeopolitika üretme yeteneğine sahip olan emperyalist ülkeler, nüfuz alanlarını koruma ve genişletme derdindeler. Bunun nedeni uluslararasılaşan ve uluslararasılaşma sürecinde olan sermayede görülen merkezileşme ve yoğunlaşma eğilimidir. 2008 dünya ekonomik krizi uluslararası tekelci sermayeyi oldukça hırpalamıştı. Krizin patlak verdiği merkez ülkelerin ve bölgelerin (ABD, bir bütün olarak AB, Avro Alanı, OECD-Avrupa, Japonya) krizden çıktıkları (Son verilere göre ABD ve Almanya'nın krizden çıktığı söylenebilir) söylenemez, ama sermaye hareketinin eğilimleri, önümüzdeki dönemde emperyalist ülkeler ve önde gelen emperyalist ülkeler ile emperyalistleşen ülkeler arasında çıkar ve nüfuz alanı için rekabetin keskinleştiğini göstermektedir. Güçler dengesindeki değişim ile bu rekabet daha da acımasız, daha da keskinleşmiş olacaktır.

21 Nisan 2013 Pazar

DÜNYA EKONOMİSİNİN KRİZ SEYRİ VE GÜÇLER DENGESİNDE DEĞİŞİM (I)



DÜNYA EKONOMİSİNİN KRİZ SEYRİ VE GÜÇLER DENGESİNDE DEĞİŞİM (I)

(Transatlantik Ekseninin Yerini Transpasifik Ekseni Alıyor)

2008'den bu yana devam eden dünya ekonomik krizi, sermaye açısından çok şeyin yolunda gitmediğini gösterdi. Özellikle II. Dünya Savaşından sonra o günün dünya ekonomisi koşullarına uygun olarak kurulan tekelci devlet kapitalizmi yapılanmaları artık gerektiği gibi işlevsel değil ve tekelci sermayenin çıkarlarına pek uygun düşmemektedir. Bunun ötesinde ve bu yapılanmaların bir parçası olarak yeni sömürgecilik de derin bir kriz içinde; dünün birçok yeni sömürgeleri bugün, yaşanmakta olan ekonomik krizin de iyiden iyiye açığa çıkardığı gibi bölgesel ve dünya pazarlarında rekabetçi bir güce sahip oldular. II. Dünya Savaşından sonra kurulan tekelci devlet kapitalizmi yapılanmasında esas amaç, Batının emperyalist ülkelerinin dünya ekonomisinde ve politikasında sarsılmayacak hakimiyetinin devamının sağlanmasıydı. Bu hakimiyet artık soru götürür olmuştur; “yükselen” ekonomiler olgusunun yanı sıra emperyalist ülkeler arasında güç dengeleri de değişmiştir. I. Dünya Savaşından sonra kapitalist dünya üretiminin merkezi Avrupa'dan Kuzey Amerika'ya kaymıştı. Şimdi de ABD ve AB'den Asya'ya kaymıştır. Bugüne kadar dünya ekonomisinde belirleyici bir rol oynayan ABD-Avrupa ekseninin yerini ABD-Asya ekseni almaya başlamıştır. Başka bir deyişle, transatlantik ekseninin yerini transpasifik ekseni alıyor.

8 Ağustos 2011 Pazartesi

BORÇLANMA KRİZİ VE DÜNYA EKONOMİSİNİN DURUMU


4 Ağustosta hisse senedi İndeksi Dow-Jones yüzde 4,3 oranında (512,61 puan) değer kaybetti. Böylece 2008'den bu yana en büyük değer kaybına uğradı. Diğer Amerikan hisse senedi indeksleri daha büyük değer kaybına uğradılar; teknoloji işletmelerinde yoğunlaşan NASDAQ yüzde 5,08 oranında ve daha kapsamlı olan S&P 500 indeksi de yüzde 4,78 oranında değer kaybetti. Amerikan ekonomisinin diğer sektörlerinde üretimde gerilemeler oldu; üretimde en belirgin gerileme hammadde, enerji, yatırım ve silahlanma işletmelerinde görüldü.

20 Mayıs 2011 Cuma

DÜNYA EKONOMİSİNDE GÜNCEL DURUM-KRİZİN SEYRİ VE GÜÇLER DENGESİNDE DEĞİŞİM (II)

8.2-1929-32 ve şimdiki kriz döneminde ülkelerin borçlanma durumu

Aşağıdaki borçlanma haritasında 1932'ye nazaran 2009'da daha çok sayıda ülkenin borçlanmış olduğunu görüyoruz. Esas artışın, borçlanmanın GSYİH'ya oranının yüzde 20'den fazla ve yüzde 20-39,9 oranları arasında olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda borçlanmanın GSYİH'ya oranının yükseldiğini de görüyoruz. Örneğin ABD'de bu oran 1932'de yüzde 33'ten 2009'da yüzde 84'e çıkmıştır. Diğer taraftan bazı ülkelerde borçlanma oranı düşmüştür. Buna Güney Afrika, Yeni Zelanda ve Avustralya birer örnektir.

1 Ekim 2010 Cuma

ULUSLARARASI EKONOMİK VE SİYASAL DURUM ÜZERİNE


ULUSLARARASI EKONOMİK VE SİYASAL DURUM ÜZERİNE

Kapitalist dünya ekonomisinin durumu ve dünya pazarları üzerine rekabetin keskinleşmesi

2007 yılında Amerikan konut piyasasında patlayan spekülasyon krizi, mali sektör (bankalar, başkaca mali kurumlar) üzerinden dünya ekonomisini de etkiledi. 2008'in ilk çeyreğinde başta Çin olmak üzere bazı “gelişmekte olan ülkeler” hariç dünya ekonomisinde fazla üretim krizi patlak verdi. Öncelikle mali sektörü altüst eden, ABD'de bu ülkenin en önemli yatırım bankalarını iflas sürükleyen kriz, sanayi üretiminde şiddetli üretim düşüşüne neden oldu.

3 Kasım 2001 Cumartesi

DÜNYA EKONOMİSİ VE EKONOMİK KRİZ

Emperyalist burjuvazi ve tekeller, ekonomideki yeni bir fazla üretim krizine doğru gelişmeyi 11 Eylüldeki saldırıyla açıklamaya çalışıyorlar. Bu saldırının ekonomiye zarar verdiğini, binlerce, evet on binlerce iş yerinin yok edilmesine, bazı firmaların iflasına veya iflasın eşiğine gelmelerine neden olduğunu ciddi ciddi neden olarak gösteriyorlar. Doğrudur, 11 Eylülden sonra bazı havayolu şirketleri zor durumda kalmışlardır. Ama işyerlerinin kapanışı, yüz binlerce işçinin sokağa atılması, 11 Eylülden önce de gündemdeydi. Son bir sene içinde ABD’de yaklaşık bir milyon iş yeri yok edildi ve o kadar da işçi sokağa atıldı. Bunun yarısı 11 Eylülden önce gerçekleşmişti.
Almanya’da bu yılın üçüncü çeyreğinde yok edilen işyeri sayısı ve sokağa atılan işçi sayısı, 50 binden fazla.
Bir ülkede ekonomik gelişmenin somut durumu, o ülkedeki sınıf mücadelesi açısından oldukça önemlidir. Keza dünya ekonomisinin gelişme durumunun somutlaştırılması da uluslararası sınıf mücadelesi açısından oldukça önemlidir. Tabii ki ekonominin durumu, tahminle tespit edilemeyeceği gibi, bir veya iki faktörün bazında da tespit edilemez. Bu tespit için ülke ve dünya ekonomisinin iktisadi temel güçlerinin (iflaslar, işten çıkartmalar, üretimin seyri, kapasite kullanım durumu, borsanın, ticaretin durumu vs.) gelişme seyrine bakılmalıdır. Soruna bu açıdan baktığımızda dünya ekonomisinin, genel anlamda yeni bir fazla üretim krizine doğru gelişmesi gerçeğinin ötesinde, bazı ülkelerin de yeni bir fazla üretim krizi eşiğinde; krize girme süreci içinde olduklarını görmekteyiz.
ABD’de sanayi üretimi daha geçen seninin sonundan itibaren gerilemeye başlamıştı. 2001’in ikinci çeyreğinden itibaren de sanayi üretimi bir yıl öncesinin aynı dönemine göre mutlak düşme sürecine girmişti. Eylül ayında sanayi üretimi bir yıl öncesine göre yüzde 5,9 oranında mutlak gerilemişti ve 1999’un Eylülündeki seviyesine düşmüştü. Bu senenin ikinci çeyreğinde gayri safi yurt içi hâsıla da yüzde 2,6 oranında gerilemişti.
Amerikan ekonomisinde kapasite kullanımı yüzde 75,5 oranla son fazla üretim krizi (1990’ın başı) seviyesinin de gerisine düşmüştü. Bu veriler Amerikan ekonomisinin yeni bir fazla üretim krizine geçiş sürecinde olduğunu gösteriyorlar.
Japon ekonomisi ise ‘90’lı yıllardaki yapısal sorunlarını hala aşamamış olmasının etkisiyle zaten ekonomik kriz sürecinde bulunuyor. Bu ülkede sanayi üretimi bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 0,9, ikinci çeyreğinde de (geçici hesaplama) yüzde 5,5 oranında mutlak gerilemiştir.
AB ülkelerinin durumu da pek parlak değil. Altı AB ülkesinde sanayi üretimi ve gayri safi yurt içi üretim geriliyor. İspanya, İngiltere ve Finlandiya gibi ülkelerde sanayi üretimi, mutlak düşmüştür. Almanya’da da sanayi üretimi bu yılın başından bu yana sürekli gerileme sürecine girmiştir. Temmuzda ise yüzde 2,9 oranında mutlak düşmüştür.
Şüphesiz ki 11 Eylülün ekonomiye olumsuz etkisi olmuş ve ekonomideki mevcut olumsuz gelişmeyi derinleştirmiş ve hızlandırmıştır. Örneğin 11 Eylül saldırısının bir sonucu olarak New York’ta 15 bin işyeri yok edilmiştir. Ama ABD’de ve başka emperyalist ülkelerde ekonomideki krize doğru gelişmenin nedeni 11 Eylül saldırısı olamaz.
Kapitalistin sınır tanımayan kar çabası, bundan dolayı değişmeyen sermayenin (makineler, tesisatlar, hammaddeler vs.) devasa büyümesi ve bu büyümeye göre değişken sermayenin (işçi ücretleri) görece gerilemesi sonucunda kar oranları hızla düşmeye başlar. Bu gelişmenin belli bir aşamasında sermayenin dolaşımı ve üretim süreci tıkanır. Böylece bu süreç, periyodik patlak veren kriz tarafından kesilir. Kriz, fazla üretimi geçici olarak durdurur; metalar, üretim araçlar yok edilir, ücretler düşer veya dondurulur. İflaslar birbirini kovalar. Bu süreç, kriz süreci, yeni bir canlanma olana kadar ve sermaye hareketinin yeniden başlamasına kadar sürer.
Marksist politik ekonomiye göre makineler, tesisatlar, hammaddeler, yardımcı maddeler vs. değişmeyen sermaye olarak tanımlanır. Değişken sermaye ise, iş gücü için ödenen miktarı oluşturur. Kar oranı da elde edilen artı değerin yatırılmış toplam sermayeye oranıdır. Bu oran düşerse, kapitalist için kriz çanları çalıyor demektir.
Uluslar arası tekeller, rekabette iddialı kalmak için sürekli devasa boyutlarda değişmeyen sermaye ve iş yeri yok etmek zorundadırlar. Ama aynı zamanda da, teknolojinin üretimde kullanılmasının sonucunda verimliliği sıçramalı arttırırlar. Kapitalist üretim biçiminin diyalektiği böyledir ve bu süreç, artı sermaye/fazla sermaye ile geniş yığınların alım gücü arasındaki çelişkiyi keskinleştirir.
Uzun bir dönemden bu yana ilk defa bu yılın ilk yarısında firma birleşmeleri yüzde 25 oranında geriledi. Borsa değeri açısından bu yüzde 54’e varıyordu. Böylece, sermayenin aşırı birikimi üzerindeki baskı artıyor ve bu da yeni bir fazla üretim krizi vasıtasıyla sermayenin kontrolsüz kıyımı/yok edilişi riskini beraberinde getiriyor.
Firma birleşmelerindeki gelişmenin nedeni, uluslar arası borsa krizleri ve krizsel gelişmeleridir. Çünkü birleşmeler ve firma devralmaları genel olarak, öncelikle hisse senedi mübadelesiyle finanse ediliyor. Bu alandaki; borsalardaki her olumsuz gelişme de, ister istemez, firma birleşmeleri ve devralma hareketine yansıyor.
Yeni bir fazla üretim sürecine geçiş, toplumsal çelişkileri keskinleştiriyor.
Amerikan emperyalizmi, bu yılın başından bu yana 8 kere faizleri aşağı çekti. Tekeller için vergileri indirdi. Askeri harcamaları arttırdı. Bütün bunlar için yüzlerce milyar dolar harcadı. Ama yeni bir fazla üretim krizine doğru gelişmenin önünü alamadı. Şimdi ise Afganistan’a saldırısıyla, yeniden askeri harcamaları arttırarak, silah tekellerinin ve bu alandaki üretime bağlı ürünlerin üretilmesiyle piyasayı canlandırmayı düşünüyor. Amerikan silahlanma bütçesi önümüzdeki yıl 50 milyar dolara daha artacak. 11 Eylül saldırısından etkilenen firmalar için ayrılan 55 milyar dolarlık sübvansiyona 75 milyar dolar daha ekleniyor. Böylesi silahlanma ve konjonktür programları, en fazlasıyla, krizin patlak vermesini belli bir süre geciktirebilir. Ama krizin patlak vermesini asla engelleyemez. Bugünkü gelişme açısından geciktirebilir olup olmayacağı ise soru götürür. Çünkü aşırı birikmiş sermaye miktarı yanında Amerikan emperyalizminin bu harcamaları devede kulak gibi kalıyor.
Yeni bir fazla üretim krizine doğru gelişme, emperyalist ülkeler arasındaki çelişkileri de keskinleştiriyor, daha da keskinleştirecek. Afganistan savaşının giderlerinin paylaşımı gündeme gelecek. Bu savaş ilerledikçe emperyalist ülkeler, gerçek çıkarlarını ön plana çıkartacaklar; Bu, aynı zamanda, dünyanın, Orta Asya’nın yeniden paylaşımında emperyalistler arası çelişkilerin keskinleştiğinin ifadesi olacaktır.
Diğer taraftan, neoliberalizm adı altında talan edilen dünya halkları, geniş emekçi yığınları, bu talana karşı tepkilerini giderek radikalleşen ve kitleselleşen eylemlerde gösteriyorlar. Neoliberalizm adı altında emperyalizm, bağımlı ülkeleri, kelimenin gerçek anlamıyla talan ediyor, ulusal ekonomiyi yıkıyor. IMF ve Dünya Bankası programları buna hizmet ediyor.
Amerika’nın “Yeni Savaşı”, aynı zamanda, devrimci mücadele ve ayaklanmalar karşısında emperyalist burjuvazinin nasıl hareket edeceğini göstermesi bakımında da önemlidir. Verilen mesaj şu: varlığımızı tehdit eden veya varlığımızı tehdit ediyor algılamamız sonucunda her ülkeye, her örgüte, her devrimci mücadeleye, “terör” tespitiyle yok etmek için saldırırız. Söylenmek istenen bu.
Yeni bir fazla üretim krizine doğru gelişme ve bu gelişmenin beraberinde getirdiği çelişkilerin keskinleşmesi, Afganistan savaşı ve beraberinde getirdiği çelişkilerin keskinleşmesi, dünya işçi sınıfının ve emekçi yığınlarının örgütlü dayanışmasını ve haydutlara karşı uluslar arası birliğini yeniden sağlayarak mücadele etmesi gerektiğini göstermektedir.

1 Nisan 2001 Pazar

21. YÜZYILIN EŞİĞİNDE DÜNYA VE TÜRKİYE EKONOMİSİ


21. YÜZYILIN EŞİĞİNDE DÜNYA EKONOMİSİ*
(I)

I- DÜNYA EKONOMİSİNİN DURUMU

2001’in Ocak-Şubat aylarından bu yana dünya ekonomisinin seyri, olumsuz faktörlerin; ekonomik krize işaret eden göstergelerin çoğaldığını gösteriyor veya bu göstergeler, dünya ekonomisinin seyrini belirliyor. Açık ki yeni bir fazla üretim krizinin faktörleri çoğalıyor. Ne var ki mevcut gelişmelere bakarak, yeni bir fazla üretim krizinin patlak vermiş olduğunu söyleyemeyiz, ama gelişmenin yönü yeni bir krize doğrudur. Dünya ekonomisi en son 1990’da Kanada, B. Britanya, İsveç, Finlandiya gibi ülkelerde patlak vermişti. ABD, Japonya, İtalya, Almanya vb. ülkeler de 1991/92 döneminde krize girmişlerdi. Bu dönemde krize giren bütün ülkeler, 1994 yılı itibariyle krizden çıkmışlardı. 

1 Mart 1999 Pazartesi

DÜNYA EKONOMİSİNİN GÜNCEL DURUMU



DÜNYA EKONOMİSİNİN GÜNCEL DURUMU

Kapitalist-emperyalist dünya ekonomisi açısından tehlike bu sefer doğrudan geliyor. Devrimle özdeşleştirilen “Doğu tehlike si” bu sefer iktisadi anlamda Batı’nın yatırımcılarına korkmayı öğretti. Tehlike çanları önce “Asya Kaplanları” denen ülkelerde ve Japonya’da çalmaya başladı. Arkasından Rusya geldi. Her seferinde “bu konjonktürel bir gelişmedir, paranızı katlamaya yüzde yüz kâr sağlamaya devam edin, satın alın” dendi. Ekonomideki gelişmenin pek de konjonktürel olmadığı inkar edilemez olunca kriz sözü telaffuz edilmeye başlandı. Bölgesel olduğu, etkisinin başka yerlerde olamayacağı söylendi. Ama bu da tutmadı. Asya ve ar kasından patlak veren Rusya krizleri bütün dünya ekonomisini etkiledi. Etkilenme kimi ülkelerde büyük boyutlarda olurken bazı ülkelerde görece önemsiz kaldı. Ama her halükarda etkilenme oldu. Başka türlü de olamazdı. Çok sözü edilen küreselleşmenin, yani sermayenin ve üretimin uluslararasılaşmasının almış olduğu boyut göz önünde tutulursa bütün dünya ekonomisinin Asya ve Rusya krizinden önemli derecede etkilenmesi gerektiği sonucuna varabiliriz. Dünya ekonomileri (ülkeler) sermaye akışı, dış ticaret, ortak üretim vb. faktörlerle birbirlerine sıkı bir şekilde bağlıdır.

1 Eylül 1998 Salı

DÜNYA EKONOMİSİNİN GELİŞME EĞİLİMİ


DÜNYA EKONOMİSİNİN GELİŞME EĞİLİMİ

Asya ‘da patlak veren mali kriz, belli bir zaman sonra bazı ülkelerde (Japonya ve “Asya kaplanları” denen ülkelerde) fazla üretim krizine “dönüştü”. Yaklaşık 14 ay sonra, yani Ağustos’un 20’sinden itibaren Rusya’da beklenen mali kriz patlak verdi ve bütün dünya borsalarını etkiledi. Zaten oldukça istikrarsız ve dengesiz bir gelişme, daha doğrusu var oluş içinde olan dünya ekonomisi, bu durumdan dolayı Rusya‘daki mali krizden oldukça etkilendi.