deneme

25 Temmuz 2017 Salı

GÜÇLÜ BİR SANAYİ ÜLKESİ OLARAK SSCB – TEMEL GÖSTERGELER



GÜÇLÜ BİR SANAYİ ÜLKESİ OLARAK SSCB – TEMEL GÖSTERGELER

(100. YILINDA BÜYÜK SOSYALİST EKİM DEVRİMİ)

3. Makale

I-SANAYİLEŞMENİN SOVYETİK YÖNTEMİ -

SSCB’DE SOSYALİST SANAYİLEŞME GÖSTERGELERİ


SB, tarihin buz kıranıydı. Bütün dünya proletaryası ve ezilen halkları, Sovyet ülkesini izliyorlardı. Acaba başaracaklar mı, tuttukları yol gerçekten kurtuluşun yolu mu? Ekim Devriminden sonra iç savaş ve ekonominin yeniden inşa süreci geride kalmıştı. Önceleri teorik bir konu olan tek ülkede sosyalizmin zaferi sorunu, artık pratik bir sorun olmuştu. Bu konuda verilen şiddetli mücadele sonucu, tek ülkede sosyalizmin inşasının mümkün olacağı görüşü artık partinin politikası olmuştu. Şimdi soru, “tek ülkede sosyalizmi inşa edebilmek için nerede, nasıl başlanacaktı?” sorusuydu. Kavranması gereken esas halka neydi? Bu soruya Bolşevik Partinin verdiği cevap, sanayi oldu. Sosyalizmin zaferi için, ülkenin sanayileştirilmesi olmazsa olmaz ön koşul olmuştu. Ama bu, herhangi bir kapitalist sanayileşme; kapitalist yöntemle gerçekleştirilen bir sanayileşme olamazdı. Bolşeviklerin, sosyalist sanayileşmenin nasıl olacağı konusunda yararlanabilecekleri herhangi bir tecrübe de yoktu. Yapılması gereken, sosyalist sanayileşmenin nasıl olacağı konusunda olgunlaştırılan görüşlerin pratiğe uygulanmasından başka bir şey değildi. Böylelikle, fevkalade başarılı sonuçları alınan sanayileşmenin Sovyetik yöntemi doğdu.

2 Temmuz 2017 Pazar

SSCB'DE SOVYET TOPLUMUNUN VE İKTİDARININ ZAFERİ - GÖSTERGELER


SSCB'DE SOVYET TOPLUMUNUN VE İKTİDARININ ZAFERİ - GÖSTERGELER

(100. YILINDA BÜYÜK SOSYALİST EKİM DEVRİMİ)

2. Makale

Bu makalede giriş olarak Marksist-Leninist politik ekonomi, hangi üretim biçimi olursa olsun ekonomide yasaların nesnelliği üzerine kısa da olsa duracağız. Ne de olsa söz konusu olan, Ekim Devrimi sonucunda kurulan bir sistemle karşı karşıyayız; bu sistemin ortaya koyduğu gerçekler nasıl ki ölçülebilirse, aynı zamanda teorik olarak da temellendirilebilir, açıklanabilir. Bu, söz konusu sistemin sosyalist olum olmamasından bağımsız olarak böyledir; adı sosyalizm olsun veya olmasın, önemli olan bundan ziyade, inşa edilenin ne olduğudur, kimin nasıl inşa ettiğidir; mülkiyetin karakterindeki değişimin sınıfsal olup olmadığıdır, mülkiyetin toplumsallaşma derecesidir. Bu soruların toplamına veya bu sorulara cevap vermede bize Marksist-Leninist politik ekonomi yol göstermektedir. Bu politik ekonominin bazı özelliklerine değinerek SSCB'de Sovyet toplumunun ve iktidarının zaferinin ölçülebilirliğini bazı temel göstergelerle açıklamaya çalışacağız.

24 Haziran 2017 Cumartesi

“Hay Maşallah” - Değerlendirmeye bak!


Hay Maşallah” - Değerlendirmeye bak!

21 Haziran 2017 tarihli Evrensel gazetesinde Derya Dursun imzalı “Sömürerek Büyüyorlar!” başlıklı bir yazı yayınlandı*.

Yazı, yazarın ifadesiyle Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü(nün), TÜİK tarafından yayınlanan sanayi üretimi ve istihdam verilerini değerlendirmesini ele alıyor.

21 Haziran 2017 Çarşamba

SSCB: MİTLER VE GERÇEKLER*


SSCB: MİTLER VE GERÇEKLER*

Ekim Devrimi 100 yaşında ve ne dünya işçi sınıfına, emekçilerine, ezilen uluslara verdiği enerjiden, ne de emperyalizme ve burjuvaziye saldığı korkudan bir şey kaybetmiş. Bu, dünya sosyalist devriminin öyle bir ilk adımı ki, hala ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

Bu devrim ve kazanımları üzerine çok yazıldı, yazılıyor ve daha da yazılacak. Ekim Devrimi’nin kazanımlarından anlaşılması gereken, yapılanları aynen tekrarlamak, bunun için mücadele etmek değil, o günün koşullarında gerçekleştirilenlerden bugün için dersler çıkartmaktır. O günün koşullarında gerçekleştirilen de SSCB’nin kurulması ve sosyalizmin inşasıdır.

14 Mayıs 2017 Pazar

SSCB'DE İKTİSADİ VE KÜLTÜREL GELİŞME – TEMEL GÖSTERGELER



SSCB'DE İKTİSADİ VE KÜLTÜREL GELİŞME – TEMEL GÖSTERGELER

(100. YILINDA BÜYÜK SOSYALİST EKİM DEVRİMİ)

1. Makale

Ön açıklama:
Ekim Devrimi ile “sıkıntısı” olanlar, bu devrimi ulusal sınırlı bir devrim olarak göstermek için nesnel gerçekliği reddetmekten de çekinmiyorlar. Başka ülkelerde devrimlerin -beklenen devrimlerin- gerçekleşmemesinin sorumlusu sanki Ekim Devrimi. Ekim Devrimi'nin uluslararası işçi ve komünist harekete kazandırdığı ivme inkar edilemez olmasına rağmen; insanlık tarihinde sadece Rusya ile sınırlı olmayan, dünya çapında temel değişime neden olmasına rağmen; kapitalist dünyadan sosyalist dünyaya dönüşümün yolunu açmış olmasına rağmen ve bundan dolayı da enternasyonal bir devrim karakteri taşımasına rağmen, bu devrimi ulusal sınırlara hapsetmek istiyorlar.

25 Nisan 2017 Salı

PROPAGANDA NASIL YAPILMAZ VEYA DA NASIL YAPILMAMALI




PROPAGANDA NASIL YAPILMAZ VEYA DA NASIL YAPILMAMALI

Propaganda ve ajitasyon konusunda “sol”un (yelpazeyi geniş tutmak için “sol” diyorum) bir dizi eksikliklerinin olduğu tartışma götürmez. Bu eksiklikler içinde öne çıkan, birbirine bağlı olan iki konudur. Bunlardan birisi propaganda ve ajitasyonda yöntem sorunu, diğeri de gerçeklik ile gerçek olması istenilenin birbirine karıştırılmasıdır. Bu iki eksikliğe bir de “kime hitap ediyoruz” konusunda kafa karışıklığı eklenince ortaya çok vahim bir durum çıkıyor. Sonuçta, burjuva medyanın etkisinde kalınmış gibi hareket ediliyor ve gerçek durumla bağdaşmayan değerlendirmeler yapılabiliyor; olmasını istediğimizi sanki gerçekmiş, sanki olmuş gibi yazabiliyoruz. Bu değerlendirmeleri insanların okumasını ve bize inanmasını istiyoruz.

14 Mart 2017 Salı

EMPERYALİSTLEŞEN TÜRKİYE VE TÜRK BURJUVAZİSİNİN DURUMU



EMPERYALİSTLEŞEN TÜRKİYE VE TÜRK BURJUVAZİSİNİN DURUMU
(Darbe Karakterli “Renkli Devrim” Girişimi ve Sonrası – V - son makale)

Türkiye'nin sosyo-ekonomik yapısı üzerine tartışmalar en azından Türkiye'nin tarihi kadar eskidir. Ama en canlı tartışmalar Türkiye devrimci hareketinin oluşma ve gelişme döneminde olmuştur; en kaba hatlarıyla 1960'lı yılların sonundan itibaren. Bu konu üzerine tartışmalar belli bir olgunluğa ulaşmış ve Türkiye'de sosyo-ekonomik yapının en azından kapitalist olduğu genel kabul görmüştür. Ama bu konuda hala öznel görüşler, gerçeğin tamamen inkarı üzerine kurulmuş düşünceler de yok değil. Örneğin Maocularımızın bir kanadı diğer kanadıyla sosyo-ekonomik yapı üzerine polemiklerinde yeni bir üretim biçimi üretme yeteneğini sergilemiştir; “Partizan” özel sayısında (Haziran 2014) MKP'nin 3. kongre kararlarını eleştirirken “Yarı-feodal ilişkiler emperyalizm çağında kendi başına bir ekonomik ilişkiler bütünü haline evrilmiştir” diyerek yeni bir üretim biçimi keşfinde bulunuyor (1). MKP de III. Kongre'sinde “1990’lardan sonra coğrafyamızda, hem sanayi, hem tarım, hem de hizmetler alanında esasta kapitalist işleyiş feodal üretime oranla hakim hale gelerek üretime damgasını vurmaya başladı” (2) tespiti ile bir “geç kapitalizm”den bahsediyor.

9 Şubat 2017 Perşembe

“VARLIK FONU” VE SERMAYENİN MERKEZİLEŞTİRİLMESİ



VARLIK FONU” VE SERMAYENİN MERKEZİLEŞTİRİLMESİ

Son birkaç günden beri burjuva ve aynı zamanda “sol” medyada da “Varlık Fonu” üzerine, sorunun siyasi boyutu bağlamında doğru eleştirilerin yanı sıra kapitalist ekonomiyle hiç de bağdaşmayan değerlendirmeler okuyoruz. Burjuva politik ekonomi açısından da yanlış ve kabul edilemez olmasına rağmen söylenenlerin “sol” tarafından hiçbir şey yokmuş gibi kabullenilmesi doğrusu insana acı veriyor. Bu anlayışlarla en fazla bu fon ile kastedilen siyasal amaçları teşhir etmiş oluruz. Hepsi bu kadar. Ağız birliği yapılmışcasına medya böyle fon olmaz, fon oluşturmak için varlık olması gerekir deniyor. Varlık olmadığına göre fon da olmaz deniyor. Yani varlık yok, yok olanın da fonu olmaz! Olur mu, olmaz mı sorusunu açmadan önce olayın özüne bir bakalım.