deneme

17 Ocak 2015 Cumartesi

“İSLAMOFOBİ” - “KÜLTÜRLERİN ÇATIŞMASI” - JEOPOLİTİKA



İSLAMOFOBİ” - “KÜLTÜRLERİN ÇATIŞMASI” - JEOPOLİTİKA

Huntington'ın 1990'lı yılların ilk yarısında (1993, 1996) gündeme getirdiği “Medeniyetler Çatışması” veya “Kültürler Mücadelesi” o zaman başka sorunların daha gündemde olmasından dolayı pek dikkati çekmese de sürekli jeopolitika tartışmalarının bir parçası olarak kalmıştı. Şimdi bu konu jeopolitika tartışmasının önüne geçti, özellikle de 7 Ocakta gerçekleştirilen Paris saldırısından sonra yoğun bir “medeniyetler çatışması” tartışması sürdürülüyor. Taraflar belli; bir taraftan Batı medeniyetinin temsilcisi olduğundan hareket eden ABD ve AB'nin emperyalist ülkeleri, diğer taraftan da İslamı temsil ettiğini söyleyenler ve İslamcılığı savunanlar. İslam dünyasında bir bütünlük olmadığı için bu dinin toplumsal yapıyı (üst yapı) güya biçimlendirdiği ülkelerde böyle bir iddia sesi yükselmemekte.

4 Ocak 2015 Pazar

2015'E GİRERKEN DÜNYA EKONOMİSİ



2015'E GİRERKEN DÜNYA EKONOMİSİ

Bu yazıda dünya ekonomisiyle ilgili son makalede (Dünya Ekonomisinde Birbirini Etkileyen İki Eğilim Ve Sonuçları (Güçler Dengesinde Değişim Eğilimleri) – Mart 2014) belirtilen eğilimlerin gelişme yönünü ele almakla yetineceğim*.

1 Aralık 2014 Pazartesi

IŞİD'E KARŞI SAVAŞIN JEOPOLİTİKASI - “BELALI” COĞRAFYA!




IŞİD'E KARŞI SAVAŞIN JEOPOLİTİKASI - “BELALI” COĞRAFYA!

21-23 Kasımda İstanbul'da J. Biden-A. Davutoğlu ve R.T. Erdoğan arasında sürdürülen görüşmelerde olağanüstü denebilecek bir durum yoktu. Bu görüşmelere ABD'nin iki numaralı temsilcisi Türkiye'nin icraatçı bir ve iki numaralı temsilcilerine Ortadoğu bağlamında birtakım hazırlıkların nasıl yapılabileceğini veya ABD'nin önümüzdeki dönemde Ortadoğu'yu yeniden şekillendirmek için önceliklerinin neler olduğunu anlatmaya gelmiş ve bu arada Türkiye'nin de görüşlerini yeniden dinlemiş olduğu atmosferi hakim gibi geliyor. Yani, J. Biden Fas ve Ukrayna'dan sonra Türkiye'ye gelmeseydi, doğrudan ABD'den Türkiye'ye gelseydi, bu görüşmeler için bu kadar uzun yol göze alınır mıydı, göze alındığına göre açıklanmayan birtakım sorunlar var diye düşünebilirdik.
J. Biden gelmeden önce iki numaralı icraatçı A. Davutoğlu Irak'ı ziyaret ederken bir numaralı icraatçı da Afrika turundaydı.

29 Kasım 2014 Cumartesi

GÜNÜMÜZDE TROÇKİZM – KARŞI DEVRİMCİ, ANTİ-KOMÜNİST BİR “EĞİLİM”


DÜŞTÜYSEK KALKARIZ, DAHA ÖLMEDİK YA!”
TROÇKİ
24 AYAR” ANTİ-KOMÜNİSTİN HİKAYESİ

Makale 19

GÜNÜMÜZDE TROÇKİZM –

KARŞI DEVRİMCİ, ANTİ-KOMÜNİST BİR “EĞİLİM

24 ayar” “esin kaynağı, “biricik önderiTroçki!
Bu makale serisinde şimdiye kadar hep Troçki ile uğraştık, ama Troçkizmin tanımını yapmadık. Unutmadan Troçkizmin bir tanımını yapalım.
Troçki ve Troçkistlere Troçkizm kavramını veya olgusunu kim buldu diye sorsanız, en azından “dil alışkanlığından dolayı düşünmeden Stalin derler. Stalin onların ruhudur, canıdır, en değerli varlıklarıdır, var oluş nedenidir; evet, yaşam iksiridir. Stalin olmasaydı, Troçki o “nağmelerini kim için yazacaktı? Troçki varlığını Stalin'e borçludur. Tersini de söyleyebilirsiniz: Troçki'nin -biraz abartmış oluyoruz- ve Troçkizmin yaratıcısı Stalin'dir. Ama bu hiç de doğru olmaz. Her neyse. Stalin olmasaydı, acaba Troçkizm olur muydu? Stalin olmaksızın Troçkizm olmaz. Stalin'siz Troçkizm düşünülemez, ama Troçkizm, “Stalinizmin umurunda bile değildir. Eğer bir “Stalinizm varsa -Troçkizm var diyor- o da Marksizm-Leninizmdir. Stalin sadece ve sadece bu öğretiyi pratikte uygulamış ve uygulamadan hareketle de teoride geliştirmiştir. Troçki ve Troçkizm nezdinde onun bütün “günahı, “caniliği budur; Marksizm-Leninizmi geliştirmektir. Troçki ise bunların hiçbirini yapamamıştır. O sadece Troçki olarak kalmış ve “24 ayar” Troçkizmi geliştirmiştir. Aradaki fark budur.

25 Kasım 2014 Salı

TROÇKİ VE YOLUN SONU


DÜŞTÜYSEK KALKARIZ, DAHA ÖLMEDİK YA!”
TROÇKİ
24 AYAR” ANTİ-KOMÜNİSTİN HİKAYESİ


Makale 17

TROÇKİ VE YOLUN SONU

24 ayar “sürekli umutsuzluk” abidesi Troçki!
24 ayar” kapitalizm savunucusu Troçki!

Troçki ve kapitalizm savunuculuğunu nasıl bağdaştırabiliriz diye fazla düşünmeye, kılı kırk yararak kanıt için bir şeyle aramaya pek gerek yok. Troçki bunu doğrudan olmasa da dolaylı olarak bizzat söylüyor. Örneğin “IV. Enternasyonal”in manifestosu olan “Geçiş Programı”nda “Sömürüye dayanan bir toplumda işçilerin elinde kalmış tek ciddi hak, çalışma hakkıdır. Ama bu hak her an onun elinden alınmaktadır” (1).

20 Eylül 2014 Cumartesi

IŞİD – YARATILAN CANAVAR



IŞİD – YARATILAN CANAVAR
CİN ŞİŞEDEN ÇIKTI”

4-5 Eylülde Cardiff'te (Galler) gerçekleştirilen NATO zirvesinin gündeminde esasen iki konu vardı. Birisi Ukrayna ve ikincisi de IŞİD eksenli olmak üzere Ortadoğu’ydu. Ukrayna üzerine konuşuldu ve bir biçimde NATO'nun Doğuya yönelişi, bu bağlamda yeni stratejisi resmi olmasa da yeniden belirlenmiş oldu. Ama zirvede esas konu IŞİD bağlamında Ortadoğu'ydu.

17 Eylül 2014 Çarşamba

TROÇKİ VE “ELEŞTİRMENLERİ”



DÜŞTÜYSEK KALKARIZ, DAHA ÖLMEDİK YA!”
TROÇKİ
24 AYAR” ANTİ-KOMÜNİSTİN HİKAYESİ

Makale 16/18

16. Makale

TROÇKİ VE “ELEŞTİRMENLERİ”

Sürekli umutsuzluk” abidesi Troçki! 
Yukarıda birkaç yerde her ne kadar Troçki SSCB'ni savunuyor dediysek ve “Troçki, tek ülkede sosyalizmin inşasını, SSCB'nde “rejim”in ilerici olduğunu savunuyor” diye bir ara başlığa yer verdiysek de bu görüşümüz pek doğru değil. Aslında Troçki'nin SSCB'ni savunmaya hiç niyeti yoktu, yıkmaya niyeti vardı. Ama yeni kurduğu Enternasyonal'inde SSCB'in sınıfsal karakteri üzerine patlak veren tartışmalar Troçki'yi zor durumda bırakmıştı ve Troçki o zamana kadar savunduğu “yozlaşmış işçi devleti” tezinin doğruluğunu kanıtlamak için, istemeyerek de olsa SSCB'ni ve “yozlaşmış işç devleti”nin üretim ilişkilerinde attığı adımları sonuna kadar desteklemek, savunmak zorunda kalmıştı. Şöyle de ifade edebiliriz: Troçki'nin “eleştirmenleri”, Troçki'ye SSCB'ni savundurtmuşlardır ve Troçki de SSCB'ni “çakı” gibi savunmuştur.

28 Ağustos 2014 Perşembe

ROJAVA'DA DEVRİM VE YAŞAM



ROJAVA'DA DEVRİM VE YAŞAM

Rojava devrim ve yaşamı; devriminin kazanımlarını ve sorunlarını yerinde görme imkanım oldu. Mayıs sonu Haziran başı (2014) Cezire Kantonunda ICOR delegasyonu olarak yapılan birçok görüşmeden ve izlenimlerden çıkartılması gereken dersler var. Tabii bunların hepsini burada ele almanın imkanı yok. Önemli gördüğüm, dikkati çeken bazı konuları ve sorunları ele almakla yetineceğim.