deneme

Libya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Libya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2020 Pazar

İYİ POLİS-KÖTÜ POLİS POLİTİKASIYLA AB DOĞU AKDENİZ’DE SÖZ SAHİBİ OLMAK İSTİYOR


                     İYİ POLİS-KÖTÜ POLİS POLİTİKASIYLA AB 

              DOĞU AKDENİZ’DE SÖZ SAHİBİ OLMAK İSTİYOR

Son birkaç gün içinde Doğu Akdeniz’de sular ısınmanın ötesinde kaynamaya başladı. Yunanistan’ın kıta sahanlığı hak talebi, daha doğrusu burası benim demesi ile Türkiye’nin Libya ile yaptığı anlaşma sonucunda bu alana giremezsin demesi karşımıza sadece Türkiye-Yunanistan anlaşmazlığı olarak çıkmıyor. Arka planda Doğu Akdeniz’de Türkiye-AB rekabeti var.

27 Temmuz 2020 Pazartesi

DOĞU AKDENİZ’DE KESKİNLEŞEN REKABET


DOĞU AKDENİZ’DE KESKİNLEŞEN REKABET*

Doğu Akdeniz aynı zamanda stratejik açıdan da önemlidir. Bu nedenle
emperyalist ülkeler bu alanı rakibine terk etmeyecektir veya yenilerek
terk etmiş olacaktır. Çin’in bu bölgede ağırlığını ileride göreceğiz.
Bugün açısından bölgenin stratejik önemi üzerine rekabet ABD ve
Rusya arasındadır. Enerji ve stratejik önem üzerine rekabet birbirinden
ayrı olarak ele alınamaz; Doğu Akdeniz’in enerji yataklarını ve dünya
pazarına sevkiyatını kontrol eden, aynı zamanda bölgenin stratejik
önemini de kullanan taraf olacaktır. AB’nin bu konuda bütünlüklü
bir politikasının olmadığını göz önünde tutarsak esas ittifaklaşma ya
ABD+Türkiye ve diğer ülkeler veya da Rusya+Türkiye ve diğer ülkeler
eksenli olacaktır.

23 Temmuz 2020 Perşembe

LİBYA’DA EMPERYALİSTLER ARASI “İT DALAŞI”



LİBYA’DA EMPERYALİSTLER ARASI “İT DALAŞI”


Ermenistan’ın Tovuz kentine saldırısı Libya ve Doğu Akdniz’deki jeopolitik durumdan farklı olarak ele alınamaz. Son günlerde Libya’daki sessizliğin, çatışmasızlık halinin, karşılıklı izlemeli bekleyişin, ama aynı zamanda Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin Sirte-Cufra hattında savaş için Türkiye destekli savaş hazırlıkları, Mısır’ın efelenmesi ve meclisten Libya’ya asker gönderme teskeresini çıkartması, Fransa’nın Türkiye’yi AB’ye şikayeti, Rusya-Fransa görüşmesi ve Libya’da vekalet savaşının konvansiyonel savaşa doğru evrilme tehlikesi derken; bu ülkedeki karmaşanın sesi Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırısında geldi. 

12 Mart 2020 Perşembe

SURİYE (İDLİB) SAHASINDA ABD-RUSYA- TÜRKİYE ARASINDA JEOPOLİTİK OYUNLAR



SURİYE (İDLİB) SAHASINDA ABD-RUSYA-

TÜRKİYE ARASINDA JEOPOLİTİK OYUNLAR

 
Suriye (İdlib), Doğu Akdeniz, Libya sahasında ABD-Rusya-Türkiye 

jeopolitik ilişkileri ve “Sol”un muhteşem değerlendirmeleri


1-İdlib Sahasında Rekabet Eden Güçler Ve Amaçları

İdlib sahasında rekabet eden güçler bloklaşmış durumdadır; bir taraftan Rusya önderliğinde İran ve Esad rejimi, diğer taftan doğrudan, fiilen sahada olmasa da HTŞ başta olmak üzere birtakım cihatçı örgütleri destekleyen ABD ve SMO (Suriye Milli Ordusu) adı verilen eski “ılımlı” diye tanımlanan “Özgür Suriye Ordusu” mensuplarıyla birlikte Türkiye. Ancak mücadele şimdilik silahlar susmuş olsa da Suriye ordusu, İran’a bağlı güçler ve bunları destekleyen Rusya ile SMO/TSK arasında sürdürülmektedir. 5 Martta Moskova’da imzalanan “askeri faaliyetleri durdurma” anlaşmasına kadar durum böyleydi. HTŞ ve benzeri cihatçı güçler silahlı çatışmaya henüz girmediler.

7 Mart 2020 Cumartesi

FAŞİST DİKTATÖRLÜĞÜN İDLİB “SEFERİ” VE SONUÇLARI


FAŞİST DİKTATÖRLÜĞÜN İDLİB “SEFERİ” VE SONUÇLARI

5 Martta Erdoğan ve Putin önderliğinde Türk ve Rus heyetlerinin İdlib bağlamında imzaladıkları protokol, İdlib sorununu çözüme ulaştırmaktan oldukça uzaktır. Öyle ki, sorunun ele alınışı böyle bir amacın olmadığını açıkça göstermektedir. Üç maddeden oluşan protokol, daha önceki Astana mutabakatını (2017) ve Soçi’de imzalanan “silahlardan arındırılmış bölge” anlaşmasını (2018) dışlamıyor, reddetmiyor. Tersine, bu süreçlerde alınan kararlara atıfta bulunuyor. Protokol, bütün sorunları, acelece hazırlanmış ve kabul edilmiş bir “ateşkes”le sadece ertelenmiş oluyor. Bu bakımdan Moskova’da kararlaştırılan “ateşkes”, Astana mutabakatına ve Soçi’de varılan “silahlardan arındırılmış bölge” anlaşmasına eklenen bir ek protokolden başka bir anlam taşımamaktadır. Nitekim, “Suriye Arap Cumhuriyeti’nde Gerginliği Azaltma Bölgeleri Oluşturulmasına İlişkin 4 Mayıs 2017 tarihli Muhtıra ve İdlip Gerginliği Azaltma Bölgesindeki Durumun İstikrarlaştırılmasına İlişkin 17 Eylül 2018 tarihli Muhtıra’yı hatırda tutarak” tanımlamasıyla bu, kabul ediliyor.

21 Ocak 2020 Salı

DAĞ FARE DOĞURDU – BERLİN KONFERANSI



DAĞ FARE DOĞURDU – BERLİN KONFERANSI

LİBYA ÜZERİNE EMPERYALİSTLER ARASI REKABETTE KARŞILIKLI 

YOKLAMA AŞAMASI

Almanya, Libya’da iç savaşı sonlandırmak için aracı olma rolüne geçen sene soyunmuştu. 11 Eylül 2019’da Trablus’ta Alman elçisinin savaşı sonlandırmak için uluslararası bir konferans düzenleneceğini açıklamasından bu yana bir kaç deneme yapıldı. Ancak Rusya-Türkiye inisiyatifinde Moskova’da 13 Ocakta düzenlenen Libya’da tarafları barıştırma çabasının başarısız kalmasından sonra Almanya’nın yoğun çabası sonucunda 19 Ocakta Berlin’de gerçekleştirilen konferans, sonuç itibariyle “dağ fare doğurdu”ndan öteye geçmeyen bir sonuçla sonlanmıştır.

5 Ocak 2020 Pazar

DOĞU AKDENİZ’DE KESKİNLEŞEN REKABET – TÜRK BURJUVAZİSİNİN LİBYA “SEFERİ”


DOĞU AKDENİZ’DE KESKİNLEŞEN REKABET – 
 
TÜRK BURJUVAZİSİNİN LİBYA “SEFERİ”

Doğu Akdeniz'de Emperyalist ve Bölge Ülkeleri Arasındaki “İt Dalaşı”

Her ne kadar bugün Doğu Akdeniz'de son yıllarda keşfedilen petrol ve doğal gazdan dolayı emperyalist ve kıyıdaş ülkeler arasında giderek keskinleşen bir rekabet söz konusu olsa da bu bölge tarihsel olarak da jeopolitik konumu ve bu bağlamda stratejik önemi bakımından her zaman elde tutulması gereken alan olarak görülmüştür. Tarih boyunca bu bölge, stratejik olarak, keşfedilen enerji kaynaklarının gölgesinde kalamayacak derecede önemli olmuştur:

1 Eylül 2011 Perşembe

LİBYA VE SINIFTA KALANLAR


Şimdi ne olacak? Magrip'ten Maşrık'a genelleştirilen “Arap Baharı”ndan, halk ayaklanmalarından, devrimden vb. bahsedenler şimdi ne diyecekler? Libya'da devrim mi oldu? Halk mı ayaklandı? Kim kimi devirdi? Benzeri sorular çoğaltılabilir.
Libya'da ne oldu?
Şüphesiz ki, Gaddafi rejimine karşı Libya halkının mücadelesinin yanındayız, özgürlük ve demokrasi mücadelesini destekliyoruz. Zaten tartışılan da bu değil. Tartışılan, Libya halkının Gaddafi rejimine karşı mücadelesi, ayaklanması değil. Açık olan şu ki, Libya'da birtakım güçler; “isyancılar”, Batılı emperyalist ülkelerle, NATO güçleriyle sıkı bir ilişki içinde görünüşte Libya halkının çıkarlarını, geleceğini savunan güç olarak hareket ediyorlar. Bu “isyancılar”ın Libya halkının özgürlük ve demokrasi talepleriyle ne derece ilişkili oldukları, kimin adına isyancılık yaptıkları ortadadır. Bu “isyancılar”ın örgütleyicileri ve her bakımdan destekçileri; Alman, Fransız, İtalyan, Amerikan emperyalistleri, bir bütün olarak NATO ve AB, bilinen nedenlerden dolayı bu ülkeyi işgal etmek için Gaddafi rejimine karşı Libya'da bir “iç savaş” çıkartmayı planladılar ve bu planı uygulayacak olanları da örgütlediler. Bundan sonrası kolaydı; Gaddafi rejimine karşı ayaklanan Libya halkı desteklenmeliydi, en azından “insani” nedenlerden dolayı desteklenmeliydi. Öyle de oldu.

22 Haziran 2011 Çarşamba

LİBYA VE NATO'NUN AFRİKA STRATEJİSİ


19 Martta Amerikan AFRICOM komutasında başlayan Libya'nın bombalanması NATO önderliğinde „Birleşik Koruyucular“ adı altında devam ediyor. Dünyanın tek askeri ittifakı konumunda olan NATO'nun Libya'ya saldırısı, tarihinin en uzun ikinci saldırısıdır; Afganistan 10 senedir bombalanıyor,Yugoslavya 78 gün boyunca bombalanmıştı. 

9 Mart 2011 Çarşamba

ARAP ÜLKELERİNDE HALK AYAKLANMALARI - “BÜYÜK ORTADOĞU”NUN EMPERYALİST JEOPOLİTİKADAKİ YERİ VE EMPERYALİST ÜLKELER ARASI ÇELİŞKİLER


Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki gelişmeler birbirini kovalıyor. Tunus'ta Zeynel Abidin Bin Ali diktatörü devrildi, ama diktatörlüğü yerinde duruyor. Mısır'da Hüsnü Mübarek diktatörü devrildi, ama diktatörlüğü yerinde duruyor. Sırada diğerleri var: Fas, Cezayir, Libya, Cibuti, Yemen, Umman, Bahreyn, Kuveyt, Irak, İran, Ürdün, Suriye kaynıyor. İnsanlık tarihi ilk kez, farklı ülkelerden halk yığınlarının adeta eş zamanlı ayaklanmalarına şahit oluyor. 17 Aralık 2010'da işsiz akademisyen Muhammed Buzizi'nin (Tunus) kendini yakması bütün bölgeyi tutuşturan kıvılcım oldu. 17 Aralık 2010'dan günümüze kadar bölgenin bazen şu ülkesinde bazen bu ülkesinde önplana çıksa da kitlesel eylemler sürekliliğini ve yoğunluğunu korudu.

Tunus ve Mısır'daki ayaklanmaları bazen eş zamanlı olarak Cezayir'de, Yemen'de, İran'da, Ürdün'de, Fas'ta, Kuveyt'te, Bahreyn'de kitlesel protestolar izledi. Şimdi en şiddetli ve kanlı protestoların gündemde olduğu ülke Libya.

Cezayir, hammaddelerinin hemen hepsini AB'ye satmaktadır; özellikle Fransız emperyalizminin işbirlikçisi olan Cezayir rejimi, göstericilere karşı kullandığı şiddetten dolayı emperyalist efendileri tarafından da eleştirilmekte ve „zor kullanmaktan vazgeçmeye“ çağrılmaktadır.

31 Aralık 2006 Pazar

Amerikan Emperyalizminin Yeni Bir Savaşı


 
Afrika’da kartlar yeniden karıştırılıyor. Belli bir dönem sessizliğin hakim olduğu kara kıtada emperyalistler arası çelişkiler, savaş ve işgale neden olacak derecede keskinleşmiştir. Etiyopya, Amerikan emperyalizmi adına Somali’ye saldırdı ve başkent Mogadişu’ya kadar ilerledi. Amerikan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Etiyopya’nın saldırısını İslamistlerin saldırganlığına tepki olarak değerlendirmektedir. Amaç, başka ülkelerden İslamistler için gönderilen silahların yerine ulaşmasını engellemekmiş. Amerikan Dışişleri Bakanlığına göre başka bir neden de Somali’deki gelişmelerden dolayı Etiyopya’nın ciddi güvenlik kaygılarının olmasıymış. Bu nedenle de uluslararası alandan tanınan “Geçiş Hükümeti”nin ricası üzerine bu ülkeye yardıma koşmuş!

Somali’deki çatışmalar, bu ülkeyle sınırlı kalmama, bölgeselleşme potansiyeline sahiptir. Amerikan yanlısı güçlerle mücadele eden „İslam Mahkemeleri Konseyi“, ülkenin büyük bir bölümünü kontrolü altına almıştı. Ancak Baidoa “Geçiş Hükümeti”nin kontrolü altındaydı. 2004’te BM tarafından göreve getirilen bu hükümet, ABD ve İngiltere tarafından desteklenmektedir. Kontrol alanı ancak Baidoa ile sınırlı olan bu hükümet, Etiyopya’nın desteğine muhtaç durumdaydı.

Amerikan emperyalizmi, stratejik önemi olan bu bölgede, kendi çıkarlarına ters düşen İslamistlerin güçlenmesini engellemek için Etiyopya’yı Somali’ye saldırması için açıktan teşvik etmiştir. Kulelere saldırıdan sonra (11 Eylül 2001) Etiyopya, ABD’nin en önemli müttefikleri arasına girmişti. Temmuzun ortasında İslamistlerin Mogadişu’yu kontrolleri altına almalarından hemen sonra, 20 Temmuzda Amerika’nın Afrika’dan sorumlu komutanlığının şefi olan general J. Abizaid Etiyopya’yı ziyaret etmişti. Etiyopya’nın Somali’ye saldırı için askeri hazırlıkları bu ziyaretten hemen sonra başlar.

Amerikan emperyalizmi, rakiplerini bölgeden uzak tutmak veya şimdilik Etiyopya üzerinden müdahalesine karışmalarını engellemek için AB’nin „İslam Mahkemeleri Konseyi“ ile uzlaşma talebini kesinkes reddetmektedir. Afrika’yı işgal yarışında rakiplerinden daha erken davranan Amerikan emperyalizmi, Etiyopya’yı, AB özcüsü L. Michel, „İslam Mahkemeleri Konseyi“ ve “Geçiş Hükümeti” ile Somali’de iktidar paylaşımı üzerine görüşmeler yaparken bu ülkeye saldırmaya yöneltmiştir. Böylece AB’nin girişimi boşa çıkartılmış oldu.

Etiyopya’nın Somali’ye saldırısı, Afrika için emperyalist hegemonya yarışını yeniden hızlandırmıştır. Çatışmaların Sudan’da başlama olasılığının daha yüksek olduğu bir dönemde Amerikan emperyalizminin Etiyopya’yı öne sürerek Somali’de uşağı konumunda olan güçleri yeniden iktidara getirmesiyle bölge üzerine hakimiyette rakiplerine göre bir adım ileri konumuna geçmiştir.

Amerikan emperyalizminin bölge ve bütün kıta üzerine hakimiyeti, diğer emperyalist güçler tarafından kabul edilmemektedir. Amerikan emperyalizmi, Afganistan ve Irak’ta olduğu gibi, İngiltere hariç diğer emperyalist güçleri kendine müttefik yaparak kara kıtanın hammadde kaynaklarını ve önemli stratejik alanlarını işgale girişemeyecektir. ABD’nin Irak’taki zor durumundan yararlanmaya çalışan diğer emperyalist ülkeler, Afrika’da kendi çıkarları doğrultusunda hareket edeceklerini gösteriyorlar. Sorunun ne denli güncelleştiğini, Amerikan Başkanlarından R. Reagan döneminde Afrika görevlisi olan Ch. A. Crocker BBC’ye yaptığı bir açıklamada şu sözlerle ifade ediyor: „Sıra Afrika’da. Çok sert mücadele edilen bir alan. Bu alan, ABD’nin diplomatik etkisi için Afrikalı önderlere ve muhtemel rakiplere veya ‚karşıt güçlere’ büyük bir hareket imkanı vermektedir. Bu, sadece Çin ile sınırlı değildir, Brezilya, Avrupalılar, Malezya, Kore, Rusya ve Hindistan da işin içindeler“.

Fransa, Rusya ve Çin gibi emperyalist ülkeler, ABD’nin önünü kesmek için, ABD ve İngiltere’nin BM Güvenlik Konseyi’nin Somali’de Barış Gücü gönderme çabasını bloke etmede başarılı olamadılar. Sonuçta BM Güvenlik Konseyi, Somali’ye Barış Gücü gönderme talebini onadı. ABD önderliğindeki bu güç, Amerikan emperyalizminin Afrika’daki savaşını meşrulaştırmaya hizmet edecektir.

Somali’de başlayan çatışmalar, uzun süren ve bütün bölgeye yayılan bir savaşın başlangıcı olabilir. „İslam Mahkemeleri Konseyi“, Mısır, İran, Libya, S. Arabistan, Suriye, Eritrea, Cibuti gibi ülkeler tarafından desteklenmektedir. Özellikle Eritrea, ezeli düşmanı Etiyopya’nın Somali’de nüfuz sahibi olmasına kolay kolay göz yummayacaktır. Arap Ligi, Etiyopya’nın saldırısını mahkum etti. Afrika Birliği, Etiyopya’yı şimdilik destekliyor. Etiyopya’nın Somali’ye saldırısı konusunda Afrika devletleri bölünmüş durumda. Etiyopya ve Uganda “Geçiş Hükümeti”ni desteklerken, Libya ve muhtemelen de Sudan, „İslam Mahkemeleri Konseyi”ni desteklemekteler.