deneme

5 Kasım 2011 Cumartesi

G-20 TOPLANTISI VE EMPERYALİST ÜLKELER ARASI ÇELİŞKİLER

 
G-20, G-8 ülkelerinden (ABD, Kanada, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Rusya), Arjantin, Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya, Meksika, S. Arabistan, Güney Kore, Avustralya, Güney Afrika ve Türkiye gibi “gelişen” ülkelerden ve AB'den oluşmaktadır. Dünya Bankası ve IMF de grup toplantılarına katılmaktadır. Bu grup, dünya nüfusunun üçte ikisini, dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 90'ını ve dünya ticaretinin de yüzde 80'ini temsil etmektedir.

G-20, 1999'da uluslararası mali sistemin sorunlarını tartışmak, iyileştirme adımları atmak için maliye bakanları ve merkez bankaları şeflerinin bir forumu olarak kurulmuştu. Ama süreç içinde devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı toplantılara dönüştürüldü.

19 Ekim 2011 Çarşamba

12 EYLÜL DARBESİNİN POLİTİK EKONOMİSİ VE EMPERYALİSTLEŞEN TÜRKİYE (II)

-->
G-7 ve E-7 ülkeleri karşılaştırması ve değişen güç dengeleri:
Sanayide üretilen artı değerin GSYİH'daki payına göre yapısal değişim

G-7 ülkelerinde sanayide üretilen artı değerin GSYİH'daki payı:
Verili dönem içinde söz konusu bu ülkelerde GSYİH'da sanayide üretilen artı değerin payı küçümsenemeyecek oranlarda gerilemiştir. GSYİH'da sanayide üretilen artı değerin payı en çok İngiltere'de gerilemiştir. Bu ülkeyi diğer ülkeler takip etmiştir. Böylece sanayide artı değerin GSYİH'daki payı İngiltere'de yüzde 42,1'den yüzde 22,56'ya (19,54 puanlık bir gerileme); ABD'de yüzde 35,24'ten yüzde 21,29'a (13,95 puanlık bir gerileme); Japonya'da yüzde 45,31'den yüzde 27,97'ye (17,34 puanlık bir gerileme); Almanya'da yüzde 48,09'dan yüzde 29,64'e (18,45 puanlık bir gerileme); Fransa'da yüzde 34,94'ten yüzde 20,28'e (14,66 puanlık bir gerileme); İtalya'da yüzde 39,29'dan yüzde 26,93'e (12,36 puanlık bir gerileme); Kanada'da 1970-2006 arasında yüzde 38,05'ten yüzde 31,82'ye (6,23 puanlık bir gerileme) ve dünya ortalaması olarak da yüzde 38,17'den yüzde 26,96'ya (1,21 puanlık bir gerileme) düşmüştür. Bazı ülkelerde bu pay 1970'de neredeyse yüzde 50'den üçte bire; bazılarında üçte birden beşte bire düşmüştür. Dünya ortalamasındaki gerileme oranının nispeten az olması, başka ülkelerde sanayi üretiminin arttığının bir göstergesidir. Bu ülkelerde GSYİH'da sanayide elde edilen artı değerin payı verili dönem içinde genellikle yüzde 50 bandından yüzde 30 ila yüzde 20 bandına kadar gerilemiştir.

17 Ekim 2011 Pazartesi

BORÇLANMA KRİZİ, PROTESTOLAR


AB'de yaşanmakta olan borçlanma krizi, 2008'de patlak veren dünya ekonomik krizinin devamıdır. O dönemde hazırlanan ve uygulanan ekonomiyi destekleme paketleri (Konjonktür programları) sonucunda ekonomide belli bir „istikrar“ sağlanmıştı. Bu „istikrar“, bazı bankaların iflasını ve sermayenin kendi yasal seyri içinde değersizleşmesini (sermaye kıyımı) engellemekten başka bir anlam taşımıyordu. Destekleme paketleri mali sektöre yaramıştı ve ne kadar yaradığının sonuçlarını da şimdi görüyoruz. Hükümetler kriz sürecine müdahale etmekle sermayenin kendi seyri içinde kriz sürecinde ortaya çıkan çelişkilerinin ve çözümünün deforme olmasına neden oldular ve özel sektörün batık kredileri kamu kredileriyle kapatılarak önemli bazı bankaların iflası engellendi. Ama bu müdahalenin sonucu da devlet borçlanmasının olağanüstü artması ve borçlanma krizinin patlak vermesi oldu.

19 Eylül 2011 Pazartesi

12 EYLÜL DARBESİNİN POLİTİK EKONOMİSİ VE EMPERYALİSTLEŞEN TÜRKİYE (I)



AKP'nin içte iktidar olma mücadelesinin yanı sıra dış politikada sergilediği birtakım ”açılım“lar, Türkiye'de kapitalist gelişmenin ve buna bağlı olarak da burjuvazinin kabuk değiştirdiğini göstermektedir. AKP, hükümet olma mücadelesini geride bırakarak iktidar olmuştur. AKP'yi iktidar yapan onun ne birtakım geleneklerin, dini inançların savunucusu ve uygulayıcısı olmasıdır ne de “liberal” veya ”ileri demokrasi“ye geçişte kararlı olmasıdır; büyük burjuvazinin iki kanadı arasındaki mücadelede; uluslararası tekelci sermaye ile uyumluluk içinde yerli tekelci sermayenin çıkarlarını en iyi bir biçimde savunma mücadelesinde siyasi sorumluluğun ona verilmesidir. Burjuvazi son on yıldan bu yana veya AKP'nin hükümet olmasından bu yana uluslararası politikada ve Türkiye'nin başka ülkelerle ilişkilerinde oldukça cüretkâr hareket etmektedir. Tabi bu, Erdoğan'ın “Kasımpaşalı” olmasıyla açıklanamaz. Burjuvaziyi cüretkârlaştıran birtakım faktörlerin olması gerekir. Bu yazıda bu faktörleri ve ayrıntıya girmeden dış politikadaki “açılım”ların ne anlama geldiğini, uluslararası alanda güç dengelerindeki değişimi ve bu değişimde Türkiye'nin yerini ”emperyalizme bağımlı, yarı sömürge ülke“ perspektifi dışında kısaca ele alacağım.

1 Eylül 2011 Perşembe

LİBYA VE SINIFTA KALANLAR


Şimdi ne olacak? Magrip'ten Maşrık'a genelleştirilen “Arap Baharı”ndan, halk ayaklanmalarından, devrimden vb. bahsedenler şimdi ne diyecekler? Libya'da devrim mi oldu? Halk mı ayaklandı? Kim kimi devirdi? Benzeri sorular çoğaltılabilir.
Libya'da ne oldu?
Şüphesiz ki, Gaddafi rejimine karşı Libya halkının mücadelesinin yanındayız, özgürlük ve demokrasi mücadelesini destekliyoruz. Zaten tartışılan da bu değil. Tartışılan, Libya halkının Gaddafi rejimine karşı mücadelesi, ayaklanması değil. Açık olan şu ki, Libya'da birtakım güçler; “isyancılar”, Batılı emperyalist ülkelerle, NATO güçleriyle sıkı bir ilişki içinde görünüşte Libya halkının çıkarlarını, geleceğini savunan güç olarak hareket ediyorlar. Bu “isyancılar”ın Libya halkının özgürlük ve demokrasi talepleriyle ne derece ilişkili oldukları, kimin adına isyancılık yaptıkları ortadadır. Bu “isyancılar”ın örgütleyicileri ve her bakımdan destekçileri; Alman, Fransız, İtalyan, Amerikan emperyalistleri, bir bütün olarak NATO ve AB, bilinen nedenlerden dolayı bu ülkeyi işgal etmek için Gaddafi rejimine karşı Libya'da bir “iç savaş” çıkartmayı planladılar ve bu planı uygulayacak olanları da örgütlediler. Bundan sonrası kolaydı; Gaddafi rejimine karşı ayaklanan Libya halkı desteklenmeliydi, en azından “insani” nedenlerden dolayı desteklenmeliydi. Öyle de oldu.

8 Ağustos 2011 Pazartesi

BORÇLANMA KRİZİ VE DÜNYA EKONOMİSİNİN DURUMU


4 Ağustosta hisse senedi İndeksi Dow-Jones yüzde 4,3 oranında (512,61 puan) değer kaybetti. Böylece 2008'den bu yana en büyük değer kaybına uğradı. Diğer Amerikan hisse senedi indeksleri daha büyük değer kaybına uğradılar; teknoloji işletmelerinde yoğunlaşan NASDAQ yüzde 5,08 oranında ve daha kapsamlı olan S&P 500 indeksi de yüzde 4,78 oranında değer kaybetti. Amerikan ekonomisinin diğer sektörlerinde üretimde gerilemeler oldu; üretimde en belirgin gerileme hammadde, enerji, yatırım ve silahlanma işletmelerinde görüldü.

22 Haziran 2011 Çarşamba

LİBYA VE NATO'NUN AFRİKA STRATEJİSİ


19 Martta Amerikan AFRICOM komutasında başlayan Libya'nın bombalanması NATO önderliğinde „Birleşik Koruyucular“ adı altında devam ediyor. Dünyanın tek askeri ittifakı konumunda olan NATO'nun Libya'ya saldırısı, tarihinin en uzun ikinci saldırısıdır; Afganistan 10 senedir bombalanıyor,Yugoslavya 78 gün boyunca bombalanmıştı. 

20 Mayıs 2011 Cuma

DÜNYA EKONOMİSİNDE GÜNCEL DURUM-KRİZİN SEYRİ VE GÜÇLER DENGESİNDE DEĞİŞİM (II)

8.2-1929-32 ve şimdiki kriz döneminde ülkelerin borçlanma durumu

Aşağıdaki borçlanma haritasında 1932'ye nazaran 2009'da daha çok sayıda ülkenin borçlanmış olduğunu görüyoruz. Esas artışın, borçlanmanın GSYİH'ya oranının yüzde 20'den fazla ve yüzde 20-39,9 oranları arasında olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda borçlanmanın GSYİH'ya oranının yükseldiğini de görüyoruz. Örneğin ABD'de bu oran 1932'de yüzde 33'ten 2009'da yüzde 84'e çıkmıştır. Diğer taraftan bazı ülkelerde borçlanma oranı düşmüştür. Buna Güney Afrika, Yeni Zelanda ve Avustralya birer örnektir.