deneme

1 Mart 1998 Pazar

ORTADOĞU VE EMPERYALİST DEVLETLER ARASI REKABET


ORTADOĞU VE EMPERYALİST DEVLETLER ARASI REKABET

Revizyonist blokun dağılmasından sonra (1989/’90) dünyanın, revizyonist blok-kapitalist blok olarak ikiye bölünmüşlük durumu ortadan kalkmış ve bütünselliği sağlanmış oldu. Bloklaşma olgusunun ortadan kalkması, bu bloklaşmaya neden olan başlıca çelişkileri, örgütlenmeleri vb. de ortadan kaldırıyordu. Bu, aynı zamanda dünyanın iki merkezli olmaktan çıkarak, daha çok merkezli olmasının önünü açıyordu. İki süper güç (ABD-SSCB), iki blok (revizyonist/Sovyet emperyalist-kapitalist) olgusu, uluslararası planda bir dizi gelişmenin, yeni oluşumların önünü tıkayan adeta bir cendere rolünü oynuyordu. Ulusal ve enternasyonal alanda politika, ekonomi, militarist yöneliş, iki süper gücün çıkarlarına göre şekilleniyordu. Bu anlamda dünya iki kutupluydu, iki blokluydu. Revizyonist blokun çökmesiyle dünya, her ne kadar iki kutuplu veya çok kutuplu olmaktan çıktıysa da, çok merkezli olma sürecine girmişti. Şüphesiz çok merkezlilik, revizyonist blokun çökmesiyle ortaya çıkmamıştı. Çok merkezlilik, II. Dünya Savaşından sonraki gelişmenin bir sonucuydu. Bir taraftan AET (Avrupa Ekonomik Topluluğu) şekilleniyorken, diğer taraftan Japon emperyalizmi hızlı bir gelişme sürecine giriyordu. ‘70’li yıllara gelindiğinde hegemonya mücadelesi verebilecek, gelişmesini, özellikle ABD emperyalizminin aleyhine sürdüren güçler Japonya ve AET idi. Dolayısıyla (klasik) kapitalist dünyada üç ayrı rekabet merkezi vardı.

“Asya Kaplanları”nı Sarsan Mali Kriz


Asya Kaplanları”nı Sarsan Mali Kriz

 

1- Mali Kriz mi, Fazla Üretim Krizi mi?

Önce, bağıra-çağıra geliyorum diyen Asya’daki mali krizin gelişme seyrini kronolojik olarak verelim:

1 Ocak 1998 Perşembe

ORTADOĞU VE KESKİNLEŞEN EMPERYALİSTLER ARASI ÇELİŞKİLER


ORTADOĞU VE KESKİNLEŞEN EMPERYALİSTLER ARASI ÇELİŞKİLER

Amerikan emperyalizmi haftalardan beri Irak’ı silahlı çatışmayla tehdit ediyor. Bunun için gerekli hazırlıkları aleni olarak yaptı. Savaş narasını sıklaştıran ABD Başkanı Clinton, BM’yi de Irak’a karşı “sert ve belirgin” eyleme geçmeye davet etti. Aslında bu, davetten ziyade açık bir talepti. ABD’nin savı açıktı: “Gizli zehirli gaz depolarını açığa çıkartmak üzereyken, Irak, BM-Teftiş Heyeti’nin belli alanlara girmesini yasakladı”!

“Küreselleşme” Kavramı Üzerine


Küreselleşme” Kavramı Üzerine

Birkaç seneden beri, daha doğrusu revizyonist blokun çökmesinden bu yana emperyalist burjuvazinin dilinden düşürmediği ve empoze ettiği en önemli kavram, “küreselleşme” kavramıdır. Emperyalist çıkarları ifade eden bu kavram giderek devrimci literatürde de kullanılmaya başlandı. Adeta moda oldu. Sanki bu kavramın karşılığı yokmuş gibi, sanki bu kavramın yerine daha önceleri başka kavramlar kullanmıyormuşuz gibi, sanki bu anlamda kendimizi ifade etmede bir eksiklik varmış gibi hareket edilerek burjuvazinin bu kavramı devrimci literatüre yerleştirildi. Aynı kavramdan, burjuvazinin ne anladığı, devrimcilerin ne anladığı da her zaman açıklanmadığı için bilmeyenler açısından, burjuvazi ile devrimcilerin ortak bir lisan buldukları görüşünün doğma tehlikesi gündeme geldi.

1 Kasım 1997 Cumartesi

STALİN - SOSYALİZMDE HUKUK, ANAYASA VE DEMOKRASİ ANLAYIŞI


EKİM DEVRİMİNDEN 19. PARTİ KONGRESİ'NE 
 

SOVYETLER BİRLİĞİ’NDE SOSYALİZMİN İNŞA SORUNLARI  VI


Sovyet Devlet Hukuku-Sosyalist Hukuk - 
 
Sovyet Anayasası - Sovyet Demokrasisi - Proleter Demokrasi


I- Sovyet Devlet Hukuku - Sosyalist Hukuk

1- Sosyalist Hukukun Doğuşu
Sovyet hukukunun veya genel anlamda sosyalist hukukun doğuşu belli bir yasallığın kaçınılmaz sonucuydu. Bu yasallık, Ekim Devriminin zaferi ve bu zaferin sonucu olarak da proletarya diktatörlüğünün kurulmasıydı. Hukuk ve devlet arasında sıkı bir bağ vardır ve bu iki kavram sınıfsal karakter taşırlar. Bu hukuk ve devlet arasındaki birbirinden ayrılmayan bağlılık, Ekim Devrimi sürecinde bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmıştı. İşçi sınıfı, sosyalist devrim sonucunda yeni tipte devleti; sosyalist devleti/ proletarya diktatörlüğünü kurmakla sorunun sadece bir yönünü çözümlemiş oluyordu. Sorunun ikinci yönü ise yeni hukukun; sosyalist hukukun devrimci yasallık/yaratılması ve geliştirilmesidir. Devrimci, sosyalist kazanımların korunması, normlaştırılması, geliştirilmesi ve pekiştirilmesi başka türlü olamaz. Öyleyse sosyalist hukuk yeni hukuktur, insanlık tarihinin tanıdığı en yüksek/gelişmiş hukuktur; devletsiz, sınıfsız topluma-komünist topluma geçişte tarihi olarak en son hukuk anlayışıdır.

MARKSİZM VE BURJUVA SOSYOLOJİSİ



Bir Deneme

Marksizm ve Burjuva Sosyolojisi

Kapitalizmde Sosyal Farklılaşma


I-Doğal Sosyal ve Toplumsal Farklılıklar

Lenin, "Marks, toplumun bireylerden oluşan mekanik bir agregat olduğu anlatımına son verdi" der (1). Gerçekten de toplum, ilk bakışta bireylerden oluşan bir birikim olarak gözükür. Bu, bir bakıma doğrudur da, ama sadece toplumun insanlardan oluştuğu, toplumun insanlar yığınından oluştuğu açısından doğrudur. Ne var ki, bu kadarcık bir "değerlendirme" çok yüzey seldir, çıplak gözle görülen bir gerçektir ve Marksistler için toplumu böyle tanımlamanın hiçbir anlamı olamaz. Ama burjuva sosyologları için toplumun böyle bir tanımlanması, onların toplum olgusuna yaklaşımlarında önemli bir çıkış noktasını oluşturur. Çünkü burjuva sosyologları için birey, toplumun tahlili ve toplumda var olan sosyal farklılıkların belirlenmesi için esasa özgü olan birliktir, çıkış noktasıdır. Şöyle: 

1 Eylül 1997 Pazartesi

KATEGORİ VE KAVRAMLAR ÜZERİNE MARKSİST-LENİNİST ÖĞRETİ


Bir Deneme:

Marksizm’de Kategori ve Kavramların Yeri, Kavramların Dili

MARKSİZM-LENİNİZMDE KATEGORİ VE KAVRAMIN YERİ

Ülkemizde gelişen devrimci mücadelenin bir dizi eksik ve hatalı yöneliminin varlığı ve bunun mücadeleyi teoride ve pratikte olumsuz etkilemesi tartışma götürmez bir gerçektir. Kendisine devrimciyim, Marksist-Leninistim diyen her bir anlayış, bu gerçeği kendisi açısından şu veya bu şekilde görmektedir.
Bunun ötesinde hepimizi etkisi altına alan genel bir teorik umursamazlık söz konusudur. Bu umursamazlık, Marksist terminolojiyi yanlış kullanma boyutlarına varmıştır. Birçok şeyi; örneğin kategori ve kavramı, yanlış kullanmaya o denli alışmışız ki, doğrusunu yanlış sanıyoruz. Yanlışlar düpedüz doğru olmuş. Bunun böyle olmasının önemli bir kaç nedeni vardır:
a) Çevirilerdeki hatalar.
b)Teoriyi önemsememek ya da genel vurdumduymazlık ve şablonculuk.
Burada kategori ve kavramın Marksizmdeki yerini/anlamını anlatmaya çalışacağız ve bazı çeviri hatalarına dikkati çekeceğiz. Daha sonra kavram ve kategorilerin nasıl yanlış kullanıldıklarını örneklerle göstereceğiz.
Kategori ve kavramları burada başlı başına bir konu olarak ele almadığımı, konuyu ilgilendirdiği oranda ele aldığımı belirteyim. Dolayısıyla burada kavram ve kategori hakkında söyleyeceklerim oldukça geneldir.

STALİN VE PROLETARYA DİKTATÖRLÜĞÜNÜN-SOSYALİST DEVLETİN İNŞA AŞAMALARI



EKİM DEVRİMİNDEN 19. PARTİ KONGRESİ'NE SB'DE SOSYALİZMİN İNŞA 

SORUNLARI  IV

Sosyalizmde Devlet ve Hukuk

Sovyet Devletinin Gelişmesi
Bu ve bundan sonraki makalemizde, birbiriyle içiçe geçmiş iki sorunu ele alacağız: Sosyalizmde devlet ve hukuk sorunu.