deneme

24 Ekim 2019 Perşembe

RUSYA - TÜRKİYE “MUTABAKATI” - ROJAVA DEVRİMİNİN TASFİYESİ



ROJAVA DEVRİMİNİN TASFİYESİ

OYUNUN İKİNCİ PERDESİ: RUSYA - TÜRKİYE “MUTABAKATI”

22 Ekimde, Soçi’de Putin’in yaptığı konuşma aslında her şeyi açıklamaktadır. Putin şunları söyledi: “Türkiye’nin ulusal güvenliğine yönelik adımlar atmak isteğini anlayışla karşıladığımızı bir çok kez söyledik. Türk tarafının endişelerini paylaşıyoruz. Suriye'de kalıcı barış toprak bütünlüğüyle sağlanır. Bölgede kapsayıcı bir diyalog olmalı. İnsani yardım konusunu da görüştük. Suriyeli göçmenler vatanlarına dönmeli.

21 Ekim 2019 Pazartesi

ELELE VERİP ROJAVA DEVRİMİNİ TASFİYE EDİYORLAR




ELELE VERİP ROJAVA DEVRİMİNİ TASFİYE EDİYORLAR


OYUNUN BİRİNCİ PERDESİ: ABD - TÜRKİYE “MUTABAKATI”


(ROJAVA’YI İŞGAL ETME GİRİŞİMİ TÜRK BURJUVAZİSİNİN YENİ 

ULUSAL GÜVENLİK KONSEPTİ’NİN BİR SONUCUDUR)

9 Ekimde başlayan Rojava’yı işgal girişimi ABD heyetinin Türkiye’ye gelmesi ve yapılan görüşmeler sonucunda süresi 5 gün ile sınırlanan ve 22 Ekim akşamı sonlanacağı söylenen “ateşkes” ile durdu. Faşist diktatörlüğün “ateşkes”i kabul etmesinin nedenleri ayrı bir yazanın konusu olacak. Burada, “ateşkes” vesilesiyle üzerinde durulması gereken, bu “ateşkes”in Suriye’de nüfuz alanlarının paylaşılmasında ve Rojava devriminin tasfiyesinde bir ara “çözüm” olduğudur. ABD-Türkiye arasında imzalanan “mutabakat”ın temel özelliği, ABD’nin varılan anlaşmanın geçerli olduğu alanda üslerin kapatması ve askerini çekmesidir. Anlaşmanın diğer bir temel özelliği de Rojava devrimine teslimiyet dayatmasıdır. Anlaşmanın başka bir temel özelliği de ABD’nin yaptırım tehdidinin boşa çıkmış olmasıdır. Söz konusu 13 madde, faşist diktatörlüğün işgalini “güvenli bölge” adı altında meşrulaştırıyor ve SDG-YPG’nin “ağır silahlarını toplamasını ve tahkimatları ile tüm muharip mevzileri kullanılamaz hale getirmesini” şart koşuyor. Bu, Rojava devriminin tasfiyesinden başka bir şey değildir.

24 Eylül 2019 Salı

“'SINIFÇI' TEKÇİLİK” - DİYALEKTİK YÖNTEMİN MARKSİST-LENİNİST PARTİ AÇISINDAN ÖNEMİ


DİYALEKTİK VE TARİHSEL MATERYALİZM

(DİYALEKTİK YÖNTEM VE ÖNEMİ ÜZERİNE)

Marksist Yöntem mi - Burjuva/”Post-Marksist" Yöntem mi?

Önceki yazıda eleştirdiğim “'Sınıfçı' tekçilik mi, toplumsal devrimci rezerv çoğulluğu mu? makalesinde ifade edilen değil, ifade edilmeye çalışılan anlayış masum değildir. Vurgulayalım hiç masum değildir. Yazarın, partinin kuruluş, var oluş ilkelerine tamamen ters anlayışları belli bir akımın görüşleridir. Bu akım, “Post-Marksizm” olarak tanımlanan ve içinde çok sayıda ekolü barındıran bir akımdır. Bu akımın temel özelliği, bir taraftan, kendilerine göre bir Marksizm oluşturarak Marksizme sahip çıkarak adı altında Marksizmi Marksizm yapan değerleri çarpıtmak ve diğer taraftan da Marksizm ile Leninizm arasında çelişkiler oluşturarak çağımızın Marksizmi olan Marksizm-Leninizm çarpıtmaktır; dünya işçi sınıfı ve emekçilerinin hafızasında devrim, sınıf, ideoloji vb. silmektir. Post-Marksizm, “Batı Marksizm” olarak geçen yüzyılın ‘20’li yıllarında devrim, sınıf, ideoloji vb. eksenli olarak Ekim devrimine karşı saldırılarla oluşmaya başlamıştır.

13 Eylül 2019 Cuma

“SINIFÇI TEKÇİLİK” VE “TOPLUMSAL DEVRİMCİ REZERV ÇOĞULLUĞU”!


SINIFÇI TEKÇİLİK” VE “TOPLUMSAL DEVRİMCİ REZERV

  ÇOĞULLUĞU”!

Toplumsal devrimci rezerv çoğulluğu” - 
 
Sömürülme, ezilme çelişkisi taşıyan dinamikleri”!

6 Eylül’de etha’da yayınlanan Sedat Şenoğlu imzalı “'Sınıfçı' tekçilik mi, toplumsal devrimci rezerv çoğulluğu mu?” başlıklı yazı adeta bir “devrim” niteliğindedir; içinde toplumsal sınıf ve tabakaların devrimdeki rollerini altüst edecek derecede “önemli” öğretiler taşıyor. Sınıfsal kökeninden kopartılmış insan yığınına nasıl devrim yaptırılır, üstelik bir de kapitalizmi yıktırıp sosyalizm nasıl inşa ettirilir diyorsanız S. Şenoğlu’nun bu makalesini mutlaka okumalısınız. Bu yazıdan öğrenilmesi gereken çok şeyin olduğunu düşünüyorum. 

31 Ağustos 2019 Cumartesi

İDLİB’İN SADECE İDLİB OLMADIĞINI ŞİMDİ DEĞİL DE NE ZAMAN ANLAYACAĞIZ?



İDLİB SADECE İDLİB DEĞİLDİR!

İDLİB’İN SADECE İDLİB OLMADIĞINI ŞİMDİ DEĞİL DE NE ZAMAN 

ANLAYACAĞIZ?

Ya biz akıllanmayacağız veya da aklımızın hepsi bu kadar” diyesim geliyor, ama olmuyor. Bu sefer Putin’e diktatör Erdoğan’ı azarlattırmadık! Ama Erdoğan’a dondurma ikramını da “yorumlamak”tan geri kalmadık. Bu durumda Putin sopa (azarlama) politikası yerine havuç (dondurma) politikasına göre hareket etmiş olması gerekir. Diktatör Erdoğan’a muhalif burjuva basın Rus planını “tıkır tıkır” işletiyor, Şam’a “çözüm masasını” devirtiyor, Sol tarafa baktığında ya Erdoğan’ın umduğunu bulamadığını veya Putin’in bildiğini okuyup, bu krizden de kârlı çıktığını ve ya da İdlib sorununa “Plombir” dondurması katıldığını görüyoruz.

23 Ağustos 2019 Cuma

KAYYUM - NE VERDİK Kİ NE İSTİYORUZ?



NE VERDİK Kİ NE İSTİYORUZ?

TÜRK İŞÇİ SINIFI KENDİ KENDİNE BU BİLİNCE VARACAKSA 
 
BİZİ NEDEN ÖZNE OLARAK GÖRSÜN?

20 Ağustos 2019 tarihli etha’da yayınlanan bir yazı (Arif Çelebi, “Türkiye işçi sınıfının ikilemi: Kürtlerle birlikte özgürlük ya da burjuvaziye kölelik” oldukça düşündürücüdür.

14 Ağustos 2019 Çarşamba

ROJAVA DEVRİMİNİN GELECEĞİ TEHLİKEDE



ROJAVA DEVRİMİNİN GELECEĞİ TEHLİKEDE

MUTABAKAT” FIRAT’IN DOĞUSUNA “SEFERİ” ŞİMDİLİK ENGELLEDİ

6-7 Ağustos tarihinden Türkiye ile ABD arasında gerçekleştirilen Fırat’ın doğusuyla ilgili toplantılar sonrasında her iki taraf, konuya ilişkin “mutabakat” sağladıklarını eş zamanlı olarak kamuoyuyla paylaştılar.
Ortak metinde uzlaşılan üç konu şöyle tanımlandı: 

1 Ağustos 2019 Perşembe

EMPERYALİZME BAĞIMLILIK VE S-400



S-400 VE EMPERYALİZME BAĞIMLILIK

Ahmet Kaplan 30 Temmuz 2019 tarihli sendika.org’da yayımlanan “S-400 krizi ve Türkiye’nin ABD’den bağımsızlığının sınırları” yazısında doğrunun yanı sıra yanlışı da savunuyor. Doğru bulduğum değerlendirmelerini bir paragrafta toplamış: