deneme

Engels etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Engels etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2023 Pazartesi

SOSYALİZMDE ÜCRET FARKLILIĞI KAÇINILMAZ BİR YASALLIKTIR (II)

 

II. Makale


III-SOSYALİZMDE ÜCRET FARKLILIĞI KAÇINILMAZ BİR 

YASALLIKTIR (II)


ÜCRET KONUSUNDA MARKS VE STALİN'İ ANLAMAK

Marks'ın “Gotha Programı Eleştirisi”nde yer alan anlayışı Marksist-Leninist politik ekonomide ücret konusunda temel anlayışı oluşturur. Bu anlayış aynı zamanda sosyalizmde ücretlendirmede eşitliğin olamayacağını da içerir. Ancak, bu gerçekliğe rağmen, Marksizm’i savunduğunu söyleyenler arasında sosyalizmde ücret eşitliğini savunanlar da var. Ne gariptir ki, hiçbir kanıtı, maddi temeli olmamasına rağmen sosyalizmde ücrette eşitlemeciliği savunanlar bunu Marks'a mal ederler. SSCB’de bu küçük burjuva hayalperest anlayışın baş savunucusu Troçki ve o zaman için SB'de devrimden yana tavır almış olan bilumum küçük burjuva unsurlardı.

22 Temmuz 2021 Perşembe

TROÇKİZM İŞÇİ SINIFINA KENDİ HİKAYESİNİ YAZDIRAMAZ!

 

TROÇKİZM İŞÇİ SINIFINA KENDİ HİKAYESİNİ YAZDIRAMAZ!


Daha önceki altı makalede Türk burjuvazisinin kendi hikayesini nasıl yazdığını; nereden nereye geldiğini anlatmaya çalıştım. Tabii bu sınıfın karşıtı olan işçi sınıfının da bir hikayesi vardır, olmalıdır. Ancak, işçi sınıfının kendi hikayesini yazabilmesi için belli koşulların var olması gerekir. Aslında temel koşul kendiligindenci işçi hareketi ile sınıf bilinçli hareketin birleşmesidir. Bu birleşme Türkiye koşullarında henüz gerçekleşmemiştir. Kendini sosyalist, komünist diyen düzinelerce örgütün olmasına rağmen birleşmemiştir.. Burada anlatacağım, Marksist-Leninist ortamı doğrudan ilgilendiren iki tasfiyeci akımın; Troçkizm ve Post-marksizm, bugün için işçi sınıfının Marksist-Leninist ortamda kendi hikayesini yazmasının önünde esas engel olduğudur. 

7 Şubat 2021 Pazar

AĞACIN KURDU KENDİNDENDİR

 

SOSYALİZM ÜZERİNE SORULAR (IV)

(Birikmiş Sorular Dosyasından)

Parti, eğer varlığını savunmazsa, onu tasfiye edenlere,

yok edenlere, tanımayanlara, onu reddedenlere karşı 
kayıtsız-şartsız mücadele etmezse varlığını sürdüremez.
Bu, kendiliğinden anlaşılır bir şeydi” (Lenin)


İş, sonunda dönüp dolaşıp tasfiyecilik meselesine geliyor. Öyleyse tasfiyeciliğin ne olduğunu kısaca ele alalım.

İdeolojik olarak tasfiyecilik, işçi sınıfı hareketinin ideolojik temellerine kapsamlı bir liberalizm, karşıdevrimci saldırısıyla karakterize edilir.

8 Ocak 2021 Cuma

SOSYALİZM ÜZERİNE SORULAR (II)

 

 

SOSYALİZM ÜZERİNE SORULAR (II)

(Birikmiş Sorular Dosyasından)


TROÇKİZM, MARKSİZM-LENİNİZM VE SOSYALİZM


Bu makalede Troçkizm ve Post-Marksizm’le sosyalizm ve inşası üzerine tartışılabilinir mi? - Marksizm-Leninizm’in, Troçkizm ve Post-Marksizm’in sosyalizm ve inşası üzerine görüşleri nedir sorularına cevap vermeye çalışacağız. Konuyu iki makalede; ilkinde Troçkizm’in, ikinci makalede de Post-Marksizm’in soruna nasıl baktığını ele alacağız. 

29 Aralık 2020 Salı

SOSYALİZM ÜZERİNE SORULAR (I)


SOSYALİZM ÜZERİNE SORULAR (I)

(Birikmiş Sorular Dosyasından)


Sosyalizm üzerine sorulan soruların toplamı oldukça kabarık. Bunlar bazen ayrıntılı açıklamaları gerekli kılan, bazen birkaç cümleyle cevapladırılabilen sorular. Bazen de sorunun ideolojik yanını ön plana çıkartan sorular. Bu sorular yığını içinde, sorunun ideolojik yanını ön plana çıkartan sorulara birkaç başlık altında cevap vermeye çalışacağım.

14 Temmuz 2020 Salı

“YENİ KAPİTALİZM” - YENİ YÜZYIL


YENİ KAPİTALİZM” - YENİ YÜZYIL

MAHİR SAYIN POLİTİK EKONOMİ BİLİMİNİ ALTÜST EDİYOR

Mahir Sayın “ Feodalizmi top yıktı, kapitalizmi de mürekkep!” yazısında (21 Haziran 2020, Siyasi Haber) üzerinde mutlaka durulması gereken konulara da değinmiş. Değinmiş diyorum, çünkü bir makalede o kadar çok konu ele alınırsa, ancak onlara değinebilirsin. Mahir arkadaş da öyle yapmış.

24 Eylül 2019 Salı

“'SINIFÇI' TEKÇİLİK” - DİYALEKTİK YÖNTEMİN MARKSİST-LENİNİST PARTİ AÇISINDAN ÖNEMİ


DİYALEKTİK VE TARİHSEL MATERYALİZM

(DİYALEKTİK YÖNTEM VE ÖNEMİ ÜZERİNE)

Marksist Yöntem mi - Burjuva/”Post-Marksist" Yöntem mi?

Önceki yazıda eleştirdiğim “'Sınıfçı' tekçilik mi, toplumsal devrimci rezerv çoğulluğu mu? makalesinde ifade edilen değil, ifade edilmeye çalışılan anlayış masum değildir. Vurgulayalım hiç masum değildir. Yazarın, partinin kuruluş, var oluş ilkelerine tamamen ters anlayışları belli bir akımın görüşleridir. Bu akım, “Post-Marksizm” olarak tanımlanan ve içinde çok sayıda ekolü barındıran bir akımdır. Bu akımın temel özelliği, bir taraftan, kendilerine göre bir Marksizm oluşturarak Marksizme sahip çıkarak adı altında Marksizmi Marksizm yapan değerleri çarpıtmak ve diğer taraftan da Marksizm ile Leninizm arasında çelişkiler oluşturarak çağımızın Marksizmi olan Marksizm-Leninizm çarpıtmaktır; dünya işçi sınıfı ve emekçilerinin hafızasında devrim, sınıf, ideoloji vb. silmektir. Post-Marksizm, “Batı Marksizm” olarak geçen yüzyılın ‘20’li yıllarında devrim, sınıf, ideoloji vb. eksenli olarak Ekim devrimine karşı saldırılarla oluşmaya başlamıştır.

20 Haziran 2019 Perşembe

GÜNCEL KRİZ TEORİLERİ (III)



MARKS, ENGELS, LENİN, STALİN - EKONOMİK KRİZ

GÜNCEL KRİZ TEORİLERİ (III)

MARKSİST KRİZ TEORİSİ


2-Kriz çevriminin ne öldüren ne de onduran veya da gelmeyen tam 
   çöküntü” veyükseliş aşaması - özel tipte durgunluk ve dünya        
   ekonomisi

Ekonomik krizin periyodik olarak patlak vermesi, kapitalizme özgü bir yasallıktır. Bu, üretimin toplumsal oluşu ve ona özel el koyuş arasındaki çelişkiye dayanır. Bu gerçekliğin, yasallığın tartışılacak bir yanı yoktur.

1 Ekim 2018 Pazartesi

MARKS’I KENDİMİZE BENZETMEYE ÇALIŞMAYALIM - MARKS’A BENZEMEYE ÇALIŞALIM!



MARKS’I KENDİMİZE BENZETMEYE ÇALIŞMAYALIM - MARKS’A BENZEMEYE ÇALIŞALIM!

Nasıl bir süreçten geçiyoruz ki, bu garip, evet saçma denebilecek değerlendirmeler yapılabiliyor? Bir cevap bulamadım. Gayet “normal” bir ekonomik kriz sürecindeyiz. Böylesi dönemlerde toplumsal muhalefeti, devrimci özne önderliğinde örgütlemek için acil taleplerin tespit edilmesi, bunların işçi sınıfı ve emekçi yığınlara ulaştırılması, onların bu doğrultuda mücadeleye seferber edilmesi gerekir. Bunu yapanlar var. Ama garip olan, saçma olan, kriz süreci, evet bu ekonomik krizin nedeni konusunda bu krizin yükünü en çok çekenlerin; işçi sınıfı ve emekçilerin yanlış aydınlatılmasıdır. Öyle bir yanlış yapılıyor ki, sonuçta bu iddiada olanlar, dolaylı olarak yıkmak istedikleri bu köhnemiş kapitalist sistemi savunuyor, onu temize çıkartıyor olduklarının farkında değiller.

23 Ağustos 2018 Perşembe

YENİ BİR FAZLA ÜRETİM KRİZİNE DOĞRU (IV)


YENİ BİR FAZLA ÜRETİM KRİZİNE DOĞRU (IV)


IV- MARKSİST KONJONKTÜR POLİTİKASI

Marks, ekonomik krizleri, sisteme özgü güçlerden hareketle açıklar. Keynes de aynı görüştedir. Marks’ın görüşüne göre –Keynes’e göre de- konjonktürel dalgalanmalar sadece ve sadece sosyalleştirme süreçleriyle yok edilirler. Keynes bunu, kapitalist ekonomiyi muhafaza ederek ve devletsel yatırım yönlendirilmesiyle bağlam içinde gerçekleştirmeyi savunurken, Marks, sorunun çözümü için yegane yolu, kapitalist üretim biçiminin yıkılmasında/aşılmasında görür.

18 Mart 2018 Pazar

“FIRAT KALKANI HAREKATI” VE “ZEYTİN DALI HAREKATI” TÜRK BURJUVAZİSİNİN YENİ ULUSAL GÜVENLİK KONSEPTİ’NİN UYGULAMASIDIR




FIRAT KALKANI HAREKATI” VE “ZEYTİN DALI HAREKATI” TÜRK BURJUVAZİSİNİN YENİ ULUSAL GÜVENLİK KONSEPTİ’NİN UYGULAMASIDIR

Marks, Engels, Lenin ve Stalin’den Öğrenemedik, Bari Sun Tzu’dan Öğrenelim

Faşist diktatörlüğün sınır ötesi operasyonları, somutta da “Fırat Kalkanı Harekatı”ıyla Cerablus-Azez-El Bab alanını işgali ve şimdi de devam eden Efrin’i işgal girişimi, sadece Kürt özgürlük mücadelesine karşı bir saldırganlık değildir. Şüphesiz, Türk burjuvazisinin kendine göre vazgeçilemez amacı, Kürt ulusunun, inkarı, imhasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana bu, Türk burjuvazisinin bu coğrafyada bir Türk varoluş felsefesidir; şovenizmi, ırkçılığı besleme ve yönlendirme kaynağıdır. Ama burjuvazinin Rojova’da işgalci girişimi salt bununla sınırlı değildir. Bu işgalcilik Türk burjuvazisinin yeni ulusal güvenlik konseptinin uygulamasıdır. Burjuvaziye göre Güney’de tehdit algılamasının esas aktörü Amerikan emperyalizmdir; ABD Kürtleri vurucu güç olarak kullanmaktadır. Bu nedenle somutta, bu konseptin güneyde uygulanmasında karşısında duran, düşman olarak algıladığı güç Rojava Kanton oluşumlarıdır.
Bu konseptin, örneğin Batı Trakya, Ege ve Akdeniz ayağında ise Yunanistan düşman güç olarak algılanmaktadır.

15 Kasım 2017 Çarşamba

TROÇKİZMİN VAR OLUŞ “İKSİRİ”, MARKSİZM-LENİNİZME DÜŞMANLIKTAN İBARETTİR!



TROÇKİZMİN VAR OLUŞ “İKSİRİ”, MARKSİZM-LENİNİZME DÜŞMANLIKTAN İBARETTİR!

SOSYALİZM VE STALİN ÜZERİNE BİR KİTAP” ELEŞTİRİSİNE CEVAP

Devrimci Marksizm”in 23. sayısında (İlkbahar 2015) “SSCB’de Sosyalizmin Zaferi ve Kapitalizmin Yeniden İnşası Sorunları” adlı çalışmamda (İbrahim Okçuoğlu; Akademi Yayınevi, 2011) ele alınan bazı konuları eleştiren bir makaleye yer verilmiş. Eleştirinin bir Troçkist cenahtan geldiğini unutarak biraz da heyecanlanmıştım. Ne de olsa, eleştiri öğreticidir kültürüyle yetişmiş birisi olarak, yeni bir şeyler öğrenebileceğimi düşünmüştüm. Sonrasında, bu eleştiri Troçkist bir cenahtan, kullanımını çok sevdikleri kavramla ifade edersek “eğilim”den geldiğine göre Troçki ve bilumum Troçkistlerin yaşam iksiri olan bildik savların tekrarından başka bir şey olamayacağı aklıma geldi. Yanılmamışım. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği'nde (SSCB) sosyalizmin inşası, proletarya diktatörlüğü ve sosyalizmle bağlam içinde Troçki'nin görüşleri belli bir Troçkist “eğilim” tarafından bir kez daha sıralanmış.

5 Eylül 2017 Salı

“HIYAR” SENSİN!


HIYAR” SENSİN!

Biraz geçikti, ama olsun. Kimin “hıyar” olduğunu bilmek gerekir.
Lüleburgaz'da düzenlenen “Çınaraltı Sohbetleri” etkinliğe (16 Ağustos 2017) katılan İlber Ortaylı haddini aşan açıklamalar yaptı. Bu etkinlikte Ortaylı “Azerbaycan'lı başka, Azeri başka. Türkler arasında Azeri diye bir millet yoktur. Komünist şairler bile 'Türk kızları' diye yazar. Bunu Stalin hıyarı çıkardı. Stalin cahil bir Gürcü'dür, milliyetlerden anlamaz, felaket bir heriftir” demiş. Bu açıklamasıyla da bizzat kendisinin “hıyar” olduğunu göstermiştir. “Hıyar”, “cahil” diye tanımlamaya çalıştığı kişinin hiç de “hıyar”, “cahil” olmadığını Ortaylı pekala bilir. Ama hakim burjuva zihniyete hizmette kusur etmemek için tarihi yanlış okumaktan geri kalmamıştır.

25 Nisan 2017 Salı

PROPAGANDA NASIL YAPILMAZ VEYA DA NASIL YAPILMAMALI




PROPAGANDA NASIL YAPILMAZ VEYA DA NASIL YAPILMAMALI

Propaganda ve ajitasyon konusunda “sol”un (yelpazeyi geniş tutmak için “sol” diyorum) bir dizi eksikliklerinin olduğu tartışma götürmez. Bu eksiklikler içinde öne çıkan, birbirine bağlı olan iki konudur. Bunlardan birisi propaganda ve ajitasyonda yöntem sorunu, diğeri de gerçeklik ile gerçek olması istenilenin birbirine karıştırılmasıdır. Bu iki eksikliğe bir de “kime hitap ediyoruz” konusunda kafa karışıklığı eklenince ortaya çok vahim bir durum çıkıyor. Sonuçta, burjuva medyanın etkisinde kalınmış gibi hareket ediliyor ve gerçek durumla bağdaşmayan değerlendirmeler yapılabiliyor; olmasını istediğimizi sanki gerçekmiş, sanki olmuş gibi yazabiliyoruz. Bu değerlendirmeleri insanların okumasını ve bize inanmasını istiyoruz.

25 Ocak 2017 Çarşamba

YOKSULLARI “DÜŞÜNEN” SERMAYE!



YOKSULLARI “DÜŞÜNEN” SERMAYE!
Dünyanın Yoksulluk ve Zenginlik Haritası

17-20 Ocak 2017'de 100'den fazla ülkeden 3000 politikacı, kapitalist ve üst düzey yönetici adeta “fethedilemez” bir kaleye dönüştürülmüş Davos'ta (İsviçre) yeniden bir araya geldiler ve dünyanın “hal ve gidişi” üzerine kaygılarını dile getirdiler. Uluslararası sermaye ortaklaştırılmış bir plan çıkartamadı, farklılıklar ağır bastı. Ama bir konuda gerçekten görüş ortaklığına varabildiler: Sadece ekonomik büyüme yetmez, ekonomik büyüme içsel olarak da etkili olmalıdır”ı anladıklarını açıkladılar. Anladıklarını açıkladıkları bu “şeyi” Türkçeye çevirirsek şunu demiş oluyorlar: 'Zenginler, zenginliklerinden bir parça da olsa yoksullara vermeliler'! Aslında bu teraneyi her sene tekrar ederler. Medyasıyla beraber bu “mutlu” cemaat her sene bir biçimde yoksulları da düşündüklerini dile getirirler. Davos, “Dünya Ekonomik Forumu” böylesi “duygusallık”ların dile getirildiği en önemli forumlardan birisidir. Ama her seferinde oluğu gibi bu sefer de yalan söylediler. Sömürünün ve talanın kaçınılmaz sonucu olarak dünya çapında zenginlik ve yoksulluk farklılaşması ürkütücü boyutlardadır. Bu farkı gösterelim:

17 Mart 2013 Pazar

SÜREKLİ DEVRİMİN TARİHÇESİ – BU KONUDA MARKS, LENİN, STALİN VE TROÇKİ




4. Makale

SÜREKLİ DEVRİMİN TARİHÇESİ –
BU KONUDA MARKS, LENİN, STALİN VE TROÇKİ

“24 ayar sürekli devrimci ve Marksist” Troçki!
Troçki, A. Parvus birlikte 1905 Devrimini değerlendirirken bu devrimin devrimler çağını açtığını ve bu çağın da ancak dünya çapında proletaryanın zaferiyle sonuçlanacağını savunuyordu. Onlara göre başarısız kalan 1905 Devrimi sonlanmamıştı, sadece kesintiye uğramıştı. Bu Rus devrimi, dünya devrimin bir parçasıydı. Tam da bu nedenle onun nihai olarak sonuçlanması -zaferi- ancak ve ancak uluslararası devrimle bağlam içinde mümkün olabilirdi. Troçki, bu devrim anlayışını (sürekli devrim) “1905” kitabının birinci baskıya önsözünde şöyle formüle eder:

26 Kasım 2012 Pazartesi

BİR DEMAGOGUN HEZEYANLARI - “EZİLENLERİN MARKSİZMİ” - ANTİ-SINIFÇILIK

-->

8. makale

BİR DEMAGOGUN HEZEYANLARI

EZİLENLERİN MARKSİZMİ” - “ÇAKMA MARKSİZM”
EZİLENLERİN MARKSİZMİ” - ANTİ-SINIFÇILIK
(Sıkça sorulan sorular)

“Ezilenlerin Marksizmi” yazısını demagoji nasıl yapılırı öğrenmek için mutlaka okumalısınız. Bu yazıda Althusser'ciliğin bütün “incelikleri”ni, Marksizmin reddini, yöntem olarak diyalektik ve tarihsel materyalizmini reddini, işçi sınıfına karşı beslenen kin ve nefreti vs. görebilirsiniz. Demagoji ile üstü örtülen bu gerçekleri göstermeye çalışacağım.

Marksizm, ezilenlerin barbarlığıyla, kanıyla, mücadele tarzıyla ve ideolojiyi edinim formuyla irtibatlanmalıdır” deniyor.

Eğer burada “Marksizm” denirken her dünyalının anladığı, yaşıyor olsalardı Marks, Engels, Lenin ve Stalin'in anlayacağı Marksizmden, dolayısıyla Marksizm-Leninizmden bahsediliyorsa yukarıdaki cümlenin içeriği bir küçük burjuva darkafalının; Lenin'in deyimiyle bir Spiesser'in veya bir Philister'in çığlığıdır; işçi sınıfı yok, ezilenler var; Marksizm işçi sınıfının “barbarlığıyla, kanıyla, mücadele tarzıyla ve ideolojiyi edinim formuyla” değil, “ezilenler”inkiyle “irtibatlanmalıdır”.